Başında S olan 10 harfli 413 kelime var. S harfi ile başlayan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble, Kelime Tahtası gibi kelime oyunlarında yardımcı olarak kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde S harfi olan kelimeler listesine ya da sonu S harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bu bir hile değil, oyun oynarken yeni kelimeler öğrenebilmeniz için size bir yardımcıdır. Kelimelerin anlamlarını öğrenmek için TDK web sitesini ziyaret edebilirsiniz. ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SÜNGÜLEMEK


1 . Süngü batırmak: "Üç yerinden süngüleyip yere serdikleri delikanlının başını taşla ezmediler mi?"- Y. K. Karaosmanoğlu.
2 . Süngü ile ateşi karıştırıp külün ızgaradan aşağı dökülmesini sağlamak.

SONDALAMAK


1 . Suyun derinliğini sonda ile ölçmek.
2 . Dip katmanların yapısını sonda kullanarak incelemek ve araştırmak.
3 . Su, maden, petrol vb. araştırmaları için toprağın derinliklerine sonda sokmak.

SEPETLEMEK


1 . Meyve, sebze vb.ni sepete koymak, sepete yerleştirmek.
2 . teklifsiz konuşmada Başından savmak: "Makbule, bu üç kocayı birer birer nasıl sepetlediğini hiç çekinmeden anlatıyor."- R. N. Güntekin.

SALIVERMEK


1 . Bırakmak, koyuvermek, serbest bırakmak: "Nadide Hanım, yemekten sonra torunlarını bahçeye salıvermiş, kendisi büyüklerle beraber sofra başında kalmıştı."- R. N. Güntekin.
2 . Altına etmek.

SAVSAKLAMA

Savsaklamak işi, umursamama, baştan savma, işi geciktirme, ihmal, ihmalkârlık: "Çocuğu kendi havasına bırakma öğüdü, zaten savsaklama yanlısı bazı ana babaların pek işine gelir."- H. Taner.

SÜPÜRGELİK


1 . Süpürge yapmaya elverişli olan çalı, bitki vb.
2 . Yapıların içinde, duvarların döşemeyle birleştiği yerde tabandan 10-1
5 cm yüksek, dışarıya çıkıntılı ağaç, mermer veya mozaik kuşak.

SÖZVARLIĞI


1 - Bir dildeki sözcüklerin, deyimlerin, terimlerin kalıplaşmış sözlerin, atasözlerinin oluşturduğu bütün °vokabüler.
2 - Bir kimsenin, özellikle bir yazarın kullandığı sözcükler bütünü.

SULULAŞMAK


1 . Yersiz, yavan şakalar yapmak: "Cins ve terbiye bakımından Fransız olan kadınlar içtikçe coşuyorlar, sululaşıyorlar."- S. F. Abasıyanık.
2 . Kadınlara tatsız iltifatlarda bulunmak.

SÜPÜRGEOTU

Fundagillerden, çiçekleri küçük bir çana benzeyen, işlenmemiş topraklar üzerinde yetişen, kökünden ağızlık, dallarından kaba süpürge yapılan çalı görünüşünde bir bitki, funda (Erica).

SİNİRLEMEK


1 . Etin içindeki kas kirişlerini ve kalın zarları ayıklamak.
2 . Savaşlarda, hasmın altındaki Atın art ayak kirişlerini kılıçla kesmek.
3 . halk ağzında Sindirmek, hazmetmek.

SAÇMALAMAK

Anlamsız, gereksiz, tutarsız, saçma sapan sözler söylemek veya bu tür davranışlarda bulunmak, abuklamak: "Konuşması büsbütün dağıldı, tutarsızlaştı. Artık saçmalıyor."- A. İlhan.

SİGORTASIZ


1 . Sigorta edilmemiş: "Sigortasız işçi. Sigortasız araba."- .
2 . isim Sosyal sigorta kapsamına alınmamış işçi.
3 . mecaz Güvence altına alınmamış, sağlama bağlanmamış.

SAYIMBİLİM

Bir dizi olayın ya da sayı ile gösterilen olguların yöntemli öbekleştirilmesine dayanan ve ilkelerini olasılık kuramlarından alan, matematiğin uygulamalı dalı, °istatistik2.

SİTTİNSENE

Sonu gelmeyecek kadar uzun zaman, ömür boyu: "Ben radyosuz insan, ben ... zevksiz, neşesiz, ... ben hep böyle sittinsene başkalarının dilediğini mi dinleyecektim?"- H. Taner.

SORUMLULUK

Kişinin kendi davranışlarını veya kendi yetki alanına giren herhangi bir olayın sonuçlarını üstlenmesi, sorum, mesuliyet: "Babam bütün sorumluluğu üzerine aldı."- M. Yesari.

SİNİRLİLİK

Sinirli olma durumu veya sinirli bir biçimde davranma, asabilik, asabiyet: "Çıplak ayağını o ana kadar görmediğim bir sinirlilikle oynatmaya başladı."- Y. K. Karaosmanoğlu.

SİNEMASKOP

Geniş bir sahnenin 5
5 mm'lik film üzerindeki görüntüye sığdırılmasından sonra göstericiye takılan, ikinci bir merceğe sıkıştırılmış görüntüyü, asıl büyüklüğüne çevirmesi temeline dayanan geniş perde ve üç boyutlu sinema tekniği.

SERGİLEMEK


1 . Bazı şeyleri göstermek, tanıtmak veya satmak amacıyla herhangi bir biçimde, herkesin görebileceği bir yere yerleştirmek, teşhir etmek.
2 . mecaz Vermek veya sunmak.

SOĞUKKANLI

Olaylara ve gelişmelere sakin, ılımlı ve temkinli yaklaşan (kimse), serinkanlı, itidal sahibi: "Atatürk, gündelik politika işlerinde, işte böylesine soğukkanlı, telaşsız, hesaplı ve hatta hoş görür bir insandı."- Y. K. Karaosmanoğlu.

SELFSERVİS


1 - Kafeterya, mağaza gibi yerlerde alıcının, görevli bir satıcının aracılığı olmaksızın kendine hizmet ettiği satış yöntemi.
2 - Bu yöntemin uygulandığı işletme.