SERTLENMEK (TDK)

Sert bir tavır almak, sertleşmek: "Mahalleliden biri sana sataşırsa öyle bize yaptığın gibi sertlenip bıçkınlaşma."- H. R. Gürpınar.

Sertlenmek kelimesi baş harfi S son harfi K olan bir kelime. Başında S sonunda K olan kelimenin birinci harfi S , ikinci harfi E , üçüncü harfi R , dördüncü harfi T , beşinci harfi L , altıncı harfi E , yedinci harfi N , sekizinci harfi M , dokuzuncu harfi E , onuncu harfi K . Başı S sonu K olan 10 harfli kelime.

Anlamda geçen kelimelerin anlamları

ALMA Nedir?


1 . Almak işi.
2 . Alıntı, iktibas: "Ondan acemicesine alma olarak."- Muallim Naci.
3 . spor Bir profesyonel sporcunun, para karşılığı kulübünden bir başka kulübe geçmesi, transfer.

ALMAK Nedir?


1 . Bir şeyi elle veya başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak: "Sağ elinin çevik bir hareketiyle başındaki tülbendi çekip aldı."- N. Cumalı.
2 . (-i, -den) Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak: "Çocuğu okuldan aldı."- .
3 . Birlikte götürmek.
4 . (nsz) Satın almak: "Biz bir ya da iki parti alır, çekiliriz piyasadan."- N. Cumalı.
5 . (nsz) Ele geçirmek, fethetmek: "Fakat aldıkları yerlerin ahalisini Türkleştiremediklerinden bu büyüklük onların zayıf düşmelerine sebep olmuş."- Ö. Seyfettin.
6 . (nsz) İçine sığmak: "Bu kavanoz iki kilo bal alır. Bu salon bin kişi alır."- .
7 . (-e, nsz) Kabul etmek: "Evine kiracı almak."- .
8 . (nsz) Kendine ulaştırılmak, iletilmek: "Mektup almak. Haber almak."- .
9 . (nsz) İçeri sızmak, içine çekmek: "Gemi su alıyor. Fotoğraf makinesi ışık almış, film yanmış."- .
10 . (nsz) Erkek, kadınla evlenmek: "O sırada aldığı kadının babasının birçok yardımını görmüştü."- M. Ş. Esendal. 1
1 . (-i, nsz) Sürükleyip götürmek: "Öküzü sel aldı, harmanı yel aldı."- . 1
2 . (nsz) Kazanmak, elde etmek. 1
3 . (nsz) Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak: "Soğuk almak. Ceza almak."- . 1
4 . (-i, nsz) Bürümek, sarmak, kaplamak. 1
5 . (-den) Kısaltmak, eksiltmek: "Ceketin boyundan almak."- . 1
6 . (nsz) Yolmak, koparmak: "Kaş almak."- . 1
7 . Yerini değiştirmek, çekmek. 1
8 . Temizlemek: "Karyolanın altını süpürge ile al. Örümcekleri al."- . 1
9 . (-i, -e) İçeri girmesini sağlamak: "Sevdiği delikanlıyı gece evine almış."- N. Cumalı.
20 . (nsz) Tat veya koku duymak: "Sigaradan hiç tat alamaz oldum. Burnu iyi koku alır."- . 2
1 . (-i, -e) Örtmek, koymak: "Paltosunu sırtına aldı."- . 2
2 . (-i, -e) ... gibi anlamak: "Bir sözü şakaya almak."- . 2
3 . (-i, -de) Yol gitmek, mesafe katetmek: "O yolu bir saatte alırsınız."- . 2
4 . (-i, -den) Çalmak: "Cebimden saatimi almışlar."- . 2
5 . Soldurmak: "Güneş perdelerin rengini aldı."- . 2
6 . Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak: "Dalağını aldılar."- . 2
7 . (nsz) Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek: "Savcı yardımcısı gaza bastı, motor almadı. Bir daha bastı, yine almadı."- H. Taner. 2
8 . (nsz) Göreve, işe başlatmak: "Yeni bir kapıcı aldı."- . 2
9 . (nsz) Başlamak: "Üsküdar'a gider iken aldı da bir yağmur."- Halk türküsü.
30 . (-den) Davranış veya makam değiştirmek: "Aşağıdan almak. Tizden almak."- . 3
1 . (nsz) İçecek veya sigara içmek: "Tadına bakmak için bir yudum aldım."- . 3
2 . (nsz) Yutmak, kullanmak: "İlaç almak."- . 3
3 . (-den) Görevden, işten çekmek. 3
4 . (-den, nsz) Kazanç sağlamak: "Bir pantolondan beş yüz lira alıyorlar."- . 3
5 . Gidermek, yok etmek: "İçine biraz su koy, tuzunu alır."- .

ALMAK Nedir?


1 - Bir şeyi ya da kimseyi bulunduğu yerden ayırmak.
2 - Bir şeyi, bir nesneyi elle, araçla vb. ile tutarak bulunduğu yerden ayırmak,kaldırmak.
3 - Yanında bulundurmak.
4 - Birlikte götürmek.
5 - Satın almak.
6 - İçine sığmak.
7 - Kabul etmek.
8 - Kendine ulaştırılmak, iletilmek.
9 - İçeri sızmak, içine çekmek.
10 - (Erkek, kadın için)...ile evlenmek. 1
1 - Sürükleyip götürmek. 1
2 - Kazanmak, elde etmek. 1
3 - Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. 1
4 - Bürümek, sarmak, kaplamak. 1
5 - Kısaltmak, eksiltmek. 1
6 - Yolmak, koparmak. 1
7 - Yerini değiştirmek, çekmek. 1
8 - Temizlemek. 1
9 - (Duş, banyo için) Yapmak; yıkanmak.
20 - (İçeri) Götürmek. 2
1 - Bir yeri savaşla ele geçirmek, fethetmek. 2
2 - (Tat ya da koku için) Duymak. 2
3 - Örtmek, koymak. 2
4 - (Süre için) Değiştirmek. 2
5 - (-e)...gibi anlamak. 2
6 - Başlamak. 2
7 - Davranış ya da makam değiştirmek. 2
8 - (İçecek ya da sigara için) İçmek. 2
9 - Yutmak; kullanmak.
30 - (Yol için) Gitmek. 3
1 - Çalmak. 3
2 - Göreve, işe başlatmak. 3
3 - Görevden,işten çekmek. 3
4 - Kazanç sağlamak. 3
5 - (Ölüm nedeniyle) Ayrılmak. 3
6 - Gidermek, yok etmek. 3
7 - Soldurmak. 3
8 - Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. 3
9 - (Motor) Çalışması için gerekli olan elektrik ya da yakıttan yararlanır duruma gelmek.
40 - Alışmak (Örgü, elişi vb.).

BIÇKIN Nedir?


1 . Külhanbeyi, kabadayı: "Ulan, onlar bey, sen bıçkın."- H. R. Gürpınar.
2 . sıfat Korkusuz, gözü pek, yürekli, cesur: "Sekiz tane bıçkın, sekiz tane ayağı filarlı pınar başı çocuğuna kim laf dinletebilir ki..."- S. F. Abasıyanık.

BİRİ Nedir?

ya da.

GİBİ Nedir?


1 . ...-e benzer: "İn cin, uyanmadan denizin üstü boş gibidir."- H. Taner.
2 . zarf O anda, tam o sırada, hemen arkasından: "Haberi aldığı gibi yola çıktı."- .
3 . zarf İmişçesine, benzer biçimde: "Bu sade dekor, ölümün manzarasını ulvi bir tablo gibi güzelleştirmiştir."- O. S. Orhon.
4 . zarf ...-e yakışır biçimde: "İnsan gibi davrandı."- .

ÖYLE Nedir?


1 . Onun gibi olan, ona benzer: "Ben öyle bir şey demedim."- R. H. Karay.
2 . zarf O yolda, o biçimde, o tarzda: "... öyle tembel tembel salınışları, birdenbire öyle bir duruşları, arkalarına bir bakışları var ki insanı çileden çıkarıyor."- Y. K. Karaosmanoğlu.
3 . zarf (ö'yle) O denli, o kadar, o derece: "Bugünlerde biraz üzüntü içindeysen de kasavetlenmeyesin öyle."- O. C. Kaygılı.
4 . ünlem İçinde "ne, nasıl" vb. sorular bulunan cümlelerin sonuna geldiğinde o cümlede anlatılan şeyin hoş karşılanmadığını veya ona şaşıldığını anlatan bir söz: "O ne biçim iş öyle! O nasıl hayvan öyle!"- .

SANA Nedir?

Sen zamirinin yönelme durumu.

SERT Nedir?


1 - Çizilmesi, kırılması, kesilmesi ya da çiğnenmesi güç olan, pek, katı,yumuşak karşıtı.
2 - Esnekliği az olan, kolayca eğilip bükülmeyen.
3 - Kolay dayanılmayan, zor katlanılan, etkili, "yumuşak" karşıtı.
4 - Hırçın, öfkeli, hiddetli.
5 - Titizlikle uygulanan, sıkı.
6 - Güçlü, kuvvetli.
7 - Sarsıcı niteliği olan, çarpıcı, keskin, hafif karşıtı.
8 - Bağışlaması, hoşgörüsü olmayan.
9 - Gönül kırıcı, katı, ters.
10 - yerb. Minerallerin çizilmeye karşı gösterdikleri direnç.

SERTLEŞME Nedir?

Sertleşmek işi.

SERTLEŞMEK Nedir?


1 . Sert bir durum almak, katılaşmak: "Yarı ağarmış yumuşak kumral sakal tersine dönerek diken gibi sertleşti."- R. N. Güntekin.
2 . Gücü artmak, zorlu bir durum almak: "İklim sertleşti."- .
3 . mecaz Bir kimsenin davranış veya sözleri sert, kırıcı olmak.

TAVIR Nedir?


1 - Durum, davranış, °vaziyet, °hal.
2 - Büyüklenme, yapma davranış.

E E E K L M N R S T Harfleri İle Yazılabilecek Kelimeler

10 Harfli Kelimeler

Sertlenmek, Terslenmek,

9 Harfli Kelimeler

Sertelmek, Sertlenme, Terslemek, Terslenme,

8 Harfli Kelimeler

Esnetmek, Etlenmek, Kerteles, Meskenet, Renkleme, Sertelme, Terlemek, Tersleme,

7 Harfli Kelimeler

Eklenme, Ekletme, Ekstrem, Element, Elenmek, Eletmek, Ereksel, Ermenek, Ersemek, Esenler, Esermek, Eslemek, Esnemek, Esnetme, Etlenme, Keneler, Kentsel, Kereste, Kestere, Tekleme, Terleme, Teskere,

6 Harfli Kelimeler

Ekleme, Ekstre, Elemek, Elenme, Eletme, Enemek, Erkete, Erseme, Eserme, Esleme, Esneme, Keleme, Kement, Kemere, Kenter, Kermen, Kermes, Kertme, Kesene, Kesret, Kestel, Kreten, Meleke, Mertek, Mesele, Mesken, Meslek, Mesnet, Metres, Resmen, Sekene, Seklem, Sekmen, Sekter, Semere, Sermek, Teleke, Teleks, Teleme, Temren,

5 Harfli Kelimeler

Eklem, Ekler, Eksen, Ekser, Eleme, Elmek, Eneme, Enlem, Enser, Entel, Erken, Ermek, Eseme, Eslek, Esmek, Esmer, Esnek, Ester, Etene, Etken, Etmek, Etmen, Etsel, Kelem, Keler, Keles, Kemer, Kemre, Kenet, Kerem, Keres, Kerte, Kesel, Kesen, Keser, Kesme, Kesre, Keten, Melek, Meles,

4 Harfli Kelimeler

Ekme, Elek, Elem, Emek, Emel, Emen, Emet, Enek, Ense, Erek, Eren, Erke, Erme, Erte, Esen, Eser, Esme, Esre, Etek, Eten, Eter, Etme, Kele, Keme, Kene, Kent, Kere, Kese, Kete, Krem, Leke, Lens, Meke, Mert, Mest, Nere, Reel, Renk, Rest, Sele,

3 Harfli Kelimeler

Eke, Elk, Erk, Kel, Kem, Ker, Kes, Ket, Men, Met, Nem, Net, Ret, Sek, Sel, Sem, Sen, Ser, Set, Tek, Tel, Tem, Ten, Ter,

2 Harfli Kelimeler

Ek, El, Em, En, Er, Es, Et, Ke, Le, Me, Ne, Re, Se, Te,

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.