Başında S olan 7 harfli 521 kelime var. S harfi ile başlayan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble, Kelime Tahtası gibi kelime oyunlarında yardımcı olarak kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde S harfi olan kelimeler listesine ya da sonu S harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bu bir hile değil, oyun oynarken yeni kelimeler öğrenebilmeniz için size bir yardımcıdır. Kelimelerin anlamlarını öğrenmek için TDK web sitesini ziyaret edebilirsiniz. ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SULULUK


1 . Sulu olma durumu.
2 . mecaz Yersiz şakalar yapma veya kadınlara tatsız iltifatlarda bulunma durumu: "Seyircilerin alışılmış sululuklarından, laf atmalarından kaçındıklarını gördü."- T. Buğra.

SOFULUK


1 . Sofu olma durumu: "Gerek baba gerek de ana tarafından sofuluk göreneğine vâris olamadım."- Y. K. Beyatlı.
2 . Sofuca davranma: "Almanlar İstanbul'a gelince sofuluk taslıyorlar."- Ö. Seyfettin.

SÜTHANE

Süt ve süt ürünleri satılan yer: "Diyojen'le beraber oturduğu kulübesinden iki günde bir inip de eski dostu hemşehrisi Pandeli ustanın süthanesinde sabahları süt içerken rastlıyorum."- S. F. Abasıyanık.

SEMAFOR


1 . Demir yollarında gündüz mekanik olarak kırmızı bir kol ile gece kırmızı ışıkla işaret veren alet.
2 . İki gemi veya gemi ile kıyı istasyonu arasında haberleşmede kullanılan üç kollu işaret sütunu.

SÜRMELİ


1 . Sürme ile boyanmış olan: "Kirpikleri kudretten sürmelidir."- S. F. Abasıyanık.
2 . Sürgü ile kapatılmış olan, sürmelenmiş olan: "Yavaşça vitrinin sürmeli camını açtı."- S. F. Abasıyanık.

SORUMLU

Üstüne aldığı veya yaptığı işlerden dolayı hesap vermek zorunda olan, sorumluluk taşıyan (kimse), mesul: "Ailede başkan odur, kararları o alır, hepimizin geleceğinin sorumlusu ve güvencesi odur."- H. Taner.

SIVIŞIK


1 . Yapışıp bulaşan: "Üç çocuk, üzerlerine sıvışık bir madde sürülmüş birer dilim ekmeği geveleyip duruyorlar."- H. R. Gürpınar.
2 . mecaz Bir kimsenin yanından ayrılmayarak insanı tedirgin eden (kimse).

SOYTARI


1 . Söz ve davranışlarıyla halkı güldürüp eğlendiren kimse, maskara: "Çirkin bir oyun bu. Soytarıların zaferinden tehlikeli sonuçlar çıkarıyorsunuz."- T. Oflazoğlu.
2 . mecaz Hileci, yaltak kimse, kaşmer.

SOLUNUM


1 . Bütün canlılarda, oksijen alıp karbondioksit verme biçiminde görülen hareket, teneffüs.
2 . bitki bilimi Bitkilerde geceleri karbondioksit alıp oksijen verme biçiminde görülen hareket.

SPATULA

Cerrahi, ev işleri, duvarcılık vb.nde kullanılan, bir maddeyi kazımaya, yaymaya yarayan, küçük bir kürek veya ucu keskin olmayan, bükülebilen bir bıçak biçiminde metal, ağaç, kemik vb. maddelerden yapılmış araç.

SEMAVER

Özellikle çay demlemekte kullanılan, içinde kömür yakacak ocağı bulunan, elektrikle de çalışabilen, bakır, pirinç vb. metallerden yapılmış musluklu kap: "Semaverde demlenmiş çayın zevki başkadır."- R. H. Karay.

SİLİKON


1 . Kapı, pencere vb.ndeki aralıkları örterek hava ve su geçmesini önlemek amacıyla kullanılan şeffaf ve yapışkan bir madde.
2 . Güzel görünmek amacıyla çeşitli organlara eklenen madde.

SATRANÇ

İki kişi arasında altmış dört kareli bir tahta üzerinde değerleri ve adları değişik siyah ve beyaz on altışar taşla oynanan bir oyun: "İki kişiyi birden satrançta mat ettim."- A. Gündüz.

SECCADE

Bir kişinin üzerinde namaz kılabileceği büyüklükte, halı, kilim, post veya kumaştan yaygı, namazlık: "Bir zahit gibi seccadesinin üstünde, bir müddet daha şaşkın ve dalgın oturup kalıyordu."- Y. K. Karaosmanoğlu.

SAKINMA


1 . Sakınmak işi, içtinap.
2 . Olabileceği düşünülen kötü durumlara karşı önlem alma, ihtiyat.
3 . spor Boksörün korunmak için, ayaklarını oynatmadan eliyle, gövdesiyle sağa sola, öne arkaya yaptığı hareket.

SAPTAMA


1 . Saptamak işi, tespit: "Bazı açıklamalar ve saptamaları, şimdi yapmanın zorunlu olduğu anlaşılıyor."- A. Boysan.
2 . sinema Gümüş bromür kalıntılarını eritmek için filmin kimyasal bir eriyikten geçirilmesi.

SEVDALI


1 . Sevdaya tutulmuş olan, tutkun, vurgun, âşık: "Cömert sevgili bunların da parasını saydıktan sonra iki sevdalı oradan çıktılar."- H. Taner.
2 . mecaz Bir şeye gereğinden çok düşkünlük gösteren, eğilim duyan.

SEÇENEK

Birinin yerine seçilebilecek bir başka yol, yöntem, tutum, alternatif, opsiyon: "Zengin seçenekleri dinlerken siz de muhayyilenizi, eleştiri bilincinizi bilemiş olurdunuz."- H. Taner.

SÜZÜNTÜ


1 . Bir sıvıyı süzerek elde edilen tortu.
2 . biyoloji Vücut suyunun dışarı atılması sırasında böbrekte kıvrımlı kanalcıklara geçen ve içinde çeşitli kimyasal maddeler bulunan sıvı.

SANDUKA

Mezarın üzerine yerleştirilmiş, tabut büyüklüğünde tahta veya mermer sandık: "Büyük demir parmaklıklı bir türbenin içinde yeşil sandukalarına örtülmüş beyaz yazma yemenileriyle yatan iki mezar vardı."- M. Ş. Esendal.