Başında can olan 71 kelime var. Can ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde can olan kelimeler listesine ya da sonu can ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında can bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
CANAVARLAŞTIRMA, CANLANDIRABİLME, CANLANDIRICILIK, CANLANDIRIVERME, CANSIZLAŞABİLME, CANSIZLAŞTIRMAK
CANKURTARANLIK, CANLANDIRILMAK, CANSIZLAŞTIRMA
CANAVARCASINA, CANAVARLAŞMAK, CANLANABİLMEK, CANLANDIRILIŞ, CANLANDIRILMA, CANLANIVERMEK
CANAVARLAŞMA, CANIGÖNÜLDEN, CANIYÜREKTEN, CANLANABİLME, CANLANDIRICI, CANLANDIRMAK, CANLANIVERME, CANSIZCASINA, CANSIZLAŞMAK
CANCİĞERLİK, CANKURTARAN, CANLANDIRIM, CANLANDIRIŞ, CANLANDIRMA, CANSİPARANE, CANSIZLAŞMA
CANAVARLIK, CANCAĞIZIM, CANİCESİNE, CANLICILIK
CANAVARCA, CANDANLIK, CANDAŞLIK, CANKULAĞI, CANLANMAK, CANSIZLIK
CANANLIK, CANBERRA, CANCAĞIZ, CANCİĞER, CANHIRAŞ, CANİYANE, CANLANIŞ, CANLANMA, CANLILIK, CANSIZCA
CANAVAR, CANFEZA, CANİLİK, CANLICI
CANDAN, CANDAŞ, CANEVİ, CANFES, CANGIL, CANİCE, CANLAR, CANSIZ
CANAN, CANİK, CANIM, CANİP, CANLI
CANA, CANİ
CAN
Can Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
CAN
2 Harfli Kelimeler
AN
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- CANSIZLAŞTIRMAK
-
-
[-i]
Cansız duruma getirmek
- "Islaklık ve serinlik, sokak lambalarının aydınlığını cansızlaştırmış, tutam tutam sınırlamıştı."
-
[tıp]
Bir dişin canlı dokusunu yok etmek
-
[-i]
Cansız duruma getirmek
- CANLANDIRABİLME
-
-
[isim]
Canlandırabilmek işi
- "Siyaset sahasında, muvaffakiyet, geniş ölçüde, yarının şartlarını bugünden gözümüzün önünde canlandırabilmeye dayanır."
-
[isim]
Canlandırabilmek işi
- CANSIZLAŞABİLME
-
-
[isim]
Cansızlaşabilmek işi
-
[isim]
Cansızlaşabilmek işi
- CANAVARLAŞTIRMA
-
-
[isim]
Canavarlaştırmak durumu
-
[isim]
Canavarlaştırmak durumu
- CANLANDIRIVERME
-
-
[isim]
Canlandırıvermek işi
- "… çok kısa pasajlar içinde bile insanı yakalayıp en kestirme tarafından derinliklerine inerek birkaç cümle ile canlandırıvermesi onun hikâye tekniği sayesinde olur."
-
[isim]
Canlandırıvermek işi
- CANLANDIRICILIK
-
-
[isim]
Canlandırıcı olma durumu; animatörlük
-
[isim]
Canlandırıcı olma durumu; animatörlük
- CANSIZLAŞTIRMA
-
-
[isim]
Cansızlaştırmak işi
-
[isim]
Cansızlaştırmak işi
- CANLANDIRILMAK
-
-
[nesnesiz]
Canlandırma işine konu olmak
- "İzmir'in Yakapınar köyünde Köroğlu oyunu ile Köroğlu'nun Bolu Beyi’ni öldürmesi canlandırılır."
-
[nesnesiz]
Canlandırma işine konu olmak
- CANKURTARANLIK
-
-
[isim]
Cankurtaran olma durumu
- "Eldeki bilgilerden edinilen bulgulara göre Osmanlı'da mavnacıların cankurtaranlık vazifesi de ifa ettikleri anlaşılmaktadır."
-
[isim]
Cankurtaran olma durumu
- CANLANDIRILIŞ
-
-
[isim]
Canlandırılmak işi
- "Sonraları kederler bile hızlandı. Hâlbuki hatıraların canlandırılışı da kendine mahsus bir ritim, bir vetire ister."
-
[isim]
Canlandırılmak işi
- CANAVARLAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Canavar gibi, vahşi, acımasız biçimde davranmak
- "Alışmak şöyle dursun canavarlaştı o uysal kedi."
-
[mecaz]
Korkunç, ürkütücü bir durum almak
- "Kendimize duyduğumuz güvensizlik zamanla sanki canavarlaştı, her şeyimizi yiyip bitirdi."
-
[nesnesiz]
Canavar gibi, vahşi, acımasız biçimde davranmak
- CANLANIVERMEK
-
-
[nesnesiz]
Çabucak canlanmak
- "Çavuş'un çizik, her zaman tıraşlı yüzü, şalgamı andıran burnu, gözlerimin önünde canlanıverdi."
-
[nesnesiz]
Çabucak canlanmak
- CANLANDIRILMA
-
-
[isim]
Canlandırılmak işi
- "Köy kalkınması düşüncesi de bir dizi girişimden sonra, köyün canlandırılması görüşünden gidilerek Köy Enstitüleri'nin açılmasıyla sonuçlanmıştır"
-
[isim]
Canlandırılmak işi
- CANAVARCASINA
-
-
[zarf]
Bakınız canavarca
- "Hayvanlardan daha vahşi mahluklar. Aldıkları emirleri canavarcasına icra ederler."
-
[zarf]
Bakınız canavarca
- CANLANABİLMEK
-
-
[nesnesiz]
Canlanma ihtimali veya imkânı bulunmak
- "Şu sandalyenin, masanın, etajerin dirilmeleri ihtimali varsa iskelet de canlanabilir."
-
[nesnesiz]
Canlanma ihtimali veya imkânı bulunmak
- CANIYÜREKTEN
-
-
[zarf]
Bakınız içtenlikle
- "İki köy halkı ihtiyar, genç, her sabah bu duaları canıyürekten tekrarlıyorlar, sanki Ali'yi derin bir uykudan uyandırıyorlar."
-
[zarf]
Bakınız içtenlikle
- CANLANDIRMAK
-
-
[-i]
Canlanmasını sağlamak, canlanmasına yol açmak
-
Yaşatmak, birinin kılığına girmek
- "Kâmile Işıner kraliçenin vakur ve muzdarip yeisini simasının ve sesinin hazin kudreti ile canlandırdı."
-
Canlılık, tazelik, dirilik getirmek
- "Güller tazelikleri, renkleri, biçimleriyle salonu canlandırmışlardı birden."
-
[mecaz]
Yoğunluk, etkinlik kazandırmak
- "Şu ocağı canlandır, sonra yanıma gel."
-
[tıp]
Ölen birinin canlanmasını sağlamak veya canlanmasına, yol açmak, yaşama döndürmek
-
[sinema, televizyon]
Bir karakteri oynamak, ona kişilik vermek
- "Anlatsam uzun sürer hem belki sıkar canı / Bari canlandırayım sahnede bu destanı"
-
[-i]
Canlanmasını sağlamak, canlanmasına yol açmak
- CANAVARLAŞMA
-
-
[isim]
Canavarlaşmak işi
- "Giderek canavarlaşması, verdiğiyle yetinmeyene haddini bildirmesi, önüne geçmek isteyeni yere yıkıp üstünde tepinmesi..."
-
[isim]
Canavarlaşmak işi
- CANLANIVERME
-
-
[isim]
Canlanıvermek işi
- "Bu bakış baharda su yürüyen ağacın canlanıvermesi gibi gövdesine sokulmuş, onu içten içe uyandırıyor, kuru duygularında taze filizler yeşertiyor gibiydi."
-
[isim]
Canlanıvermek işi
- CANSIZLAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Cansız duruma gelmek
- "Cansızlaştı, hareketleri yavaşladı. Gömüldü yatağa, odasından çıkmadı."
-
[nesnesiz]
Cansız duruma gelmek