Sonunda can olan 19 kelime var. CAN ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde can olan kelimeler listesine ya da başında can olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
AZERBAYCAN
ERZİNCAN, HAVLICAN, PARMICAN, PATLICAN, SATLICAN
BABACAN, HALECAN, HELECAN, HEYECAN, SOLUCAN
AFACAN, FİNCAN, KILCAN, MERCAN, SINCAN, SİNCAN, TERCAN
CAN
Can Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
CAN
2 Harfli Kelimeler
AN
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- AZERBAYCAN
-
-
[isim]
Kafkasya'da, Hazar Denizi kıyısında bir ülke; başkenti Bakü
-
[isim]
Kafkasya'da, Hazar Denizi kıyısında bir ülke; başkenti Bakü
- PARMICAN
-
Kelime Kökeni: İtalyanca parmigiano
-
[isim]
Bir tür İtalyan peyniri
-
[isim]
Bir tür İtalyan peyniri
- ERZİNCAN
-
-
[isim]
Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri
-
[isim]
Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri
- SATLICAN
-
Kelime Kökeni: Arapça ẕāt + cenb
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız zatülcenp
- "Kayıkla gelip kurtarmasalardı satlıcandan geberecektim."
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız zatülcenp
- PATLICAN
-
Kelime Kökeni: Arapça bādincān
-
[isim, bitki bilimi]
Patlıcangillerden, kalın saplı, uzunca yapraklı otsu bitki (Solanum melongena)
-
Bu bitkinin sebze olarak kullanılan, mor renkli, uzunca veya toparlak ürünü
-
[isim, bitki bilimi]
Patlıcangillerden, kalın saplı, uzunca yapraklı otsu bitki (Solanum melongena)
- HAVLICAN
-
Kelime Kökeni: Farsça ḫavlencān
-
[isim, bitki bilimi]
Zencefilgillerden, aynı adla anılan kök sapları baharat olarak kullanılan güzel kokulu bir bitki (Alpinia officinarum)
-
[isim, bitki bilimi]
Zencefilgillerden, aynı adla anılan kök sapları baharat olarak kullanılan güzel kokulu bir bitki (Alpinia officinarum)
- HELECAN
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫalecān
-
[isim, eskimiş]
Bakınız kalp çarpıntısı
- "Ben de boyuna helecan geçirerek konuşmalarına dikkat ediyorum."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız kalp çarpıntısı
- HALECAN
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫalecān
-
[isim]
Bakınız kalp çarpıntısı
- "O gün lakayıt gibi bir şey olmuş idiyse de bugün mektupları halecanından tıkana tıkana, bayılmaya ramak kalmak bir hâlde olarak bağlayabildi."
-
[isim]
Bakınız kalp çarpıntısı
- BABACAN
-
Kelime Kökeni: Türkçe baba + Farsça cān
-
[sıfat, mecaz]
Olgun, hoşgörülü, iyi kalpli, güvenilir (erkek); babayani
- "Bu durumda ortada Doktor Hayrullah gibisinden babacan bir koruyucunun bulunması yeterliydi."
-
[sıfat, mecaz]
Olgun, hoşgörülü, iyi kalpli, güvenilir (erkek); babayani
- HEYECAN
-
Kelime Kökeni: Arapça heyecān
-
[isim]
Sevinç, korku, kızgınlık, üzüntü, kıskançlık, sevgi vb. sebeplerle ortaya çıkan güçlü ve geçici duygu durumu; teheyyüç
- "Çıngırağın her çekilişinde ikisinin de heyecandan yürekleri ağızlarına geliyor."
-
[felsefe]
Bakınız coşku
- "Halk heyecan içinde."
-
[isim]
Sevinç, korku, kızgınlık, üzüntü, kıskançlık, sevgi vb. sebeplerle ortaya çıkan güçlü ve geçici duygu durumu; teheyyüç
- SOLUCAN
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Yuvarlak veya yassı, uzun kurtlara verilen genel ad
-
[isim, bilişim]
Kendisini kopyalayarak başka bilgisayarlara yayılan, kötü amaçlı virüs
-
[isim, hayvan bilimi]
Yuvarlak veya yassı, uzun kurtlara verilen genel ad
- SINCAN
-
-
[isim, bitki bilimi]
Sakızlı bir tür dikenli çalı (Astragalus)
-
[isim, bitki bilimi]
Sakızlı bir tür dikenli çalı (Astragalus)
- AFACAN
-
-
[sıfat]
Zeki ve yaramaz (çocuk)
- "Güneş ise afacan bir çocuk gibi bulutlarla saklambaç oynuyor, bir kaybolup bir gözüküyordu."
-
[sıfat]
Zeki ve yaramaz (çocuk)
- TERCAN
-
-
[isim]
Erzincan iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Erzincan iline bağlı ilçelerden biri
- SİNCAN
-
-
[isim]
Ankara iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Ankara iline bağlı ilçelerden biri
- KILCAN
-
-
[isim, ağızlardan]
At kuyruğu kılından yapılmış kuş tuzağı
-
[isim, ağızlardan]
At kuyruğu kılından yapılmış kuş tuzağı
- FİNCAN
-
Kelime Kökeni: Arapça fincān
-
[isim]
Çay, kahve vb. sıcak şeyler içmekte kullanılan, genellikle kulplu, porselen veya camdan yapılmış küçük kap
- "Bir çeşit içgüdüyle fincanı alıyor tepsiden ve hemen dudaklarına götürüyor."
-
Elektrik tellerinin eklem noktalarına konulan porselenden yapılmış yalıtkan araç
-
[isim]
Çay, kahve vb. sıcak şeyler içmekte kullanılan, genellikle kulplu, porselen veya camdan yapılmış küçük kap
- MERCAN
-
Kelime Kökeni: Arapça mercān
-
[isim, hayvan bilimi]
Tropik ve ılık denizlerde yaşayan, geniş resifler oluşturan, mercanlar sınıfının örneği olan, kırmızı kalker iskeletli hayvan; mercan balığı (Corallium rubrum)
-
Bu hayvanın iskeletinden elde edilen ve süs eşyaları yapımında kullanılan madde
- "Alafrangalık, parmaklarımızı narin bir mercan gibi ortaya çıkaran kınalarımızı bile ortadan kaldırmıştı."
-
[sıfat]
Bu maddeden yapılmış
- "Mercandan bir kolye ile mercan küpeler takmıştı."
-
[hayvan bilimi]
İzmaritgillerden, Atlantik Okyanusu, Akdeniz ve Karadeniz'de bulunan, açık kırmızı renkte, eti beğenilen bir balık; mercan balığı (Pagrus pagrus)
-
[isim, hayvan bilimi]
Tropik ve ılık denizlerde yaşayan, geniş resifler oluşturan, mercanlar sınıfının örneği olan, kırmızı kalker iskeletli hayvan; mercan balığı (Corallium rubrum)
- CAN
-
Kelime Kökeni: Farsça cān
-
[isim]
İnsan ve hayvanlarda yaşamayı sağlayan ve ölümle vücuttan ayrılan madde dışı varlık; can kuşu, ruh
- "Canı yok edecek olan yine kendisidir."
-
İnsanın kendi varlığı, özü
- "Bir kedi yavrusunu kurtarmak için ipe sarılıp kuyuya iner, canımı tehlikeye koyardım."
-
Canlı olma durumu
- "Her şeyde bu mevsime mahsus bir can, bir dirilik kendini gösteriyordu."
-
Bakınız kişi
- "Benimle beraber dört canız."
-
İnsanın duygularını taşıyan iç âlemi
- "Çirkin bana kurban, ben de güzele / Can sever güzeli, maldan ziyade"
-
Bektaşilik ve Mevlevilikte tarikat kardeşi
- "Şeyh çıkınca oradaki canlar da sırasıyla yürüyüp kapıya gelince dönüp baş kestikten sonra dışarı çıkarlar."
-
[sıfat]
Sevgi ve yakınlık duygusu ile kendisine bağlanılan
- "Alphonse Daudet ilk gençliğimin can yazarlarından biri idi."
-
[isim]
İnsan ve hayvanlarda yaşamayı sağlayan ve ölümle vücuttan ayrılan madde dışı varlık; can kuşu, ruh