Sonunda ün olan 68 kelime var. ÜN ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ün olan kelimeler listesine ya da başında ün olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

11 Harfli Kelimeler

GAYRİMÜMKÜN

8 Harfli Kelimeler

BÜSBÜTÜN, GÖRÜRSÜN, GÜMÜŞÇÜN, GÜNBEGÜN, GÜNDEDÜN, GÜNDÜZÜN, TEBEYYÜN, TECENNÜN, TEKEVVÜN, TEMEDDÜN, TOPYEKÜN

7 Harfli Kelimeler

ÖMÜRSÜN, TAAFFÜN, TAAYYÜN, TEVAZÜN

6 Harfli Kelimeler

ÇÖKKÜN, ÇÖZGÜN, DÖRDÜN, DÜRBÜN, DÜŞKÜN, DÜZGÜN, GÖÇKÜN, KÖFTÜN, KÜRTÜN, KÜSKÜN, MÜMKÜN, NEPTÜN, SÜRGÜN, SÜZGÜN, TEAVÜN, TRİBÜN

5 Harfli Kelimeler

BUGÜN, BÜKÜN, BÜRÜN, BÜTÜN, DÜĞÜN, DÜŞÜN, GÜCÜN, GÜRÜN, GÜZÜN, HÜSÜN, HÜZÜN, İMMÜN, KOMÜN, LAGÜN, LEDÜN, ÖLÇÜN, ÖLGÜN, ÖRGÜN, ÖZGÜN, RÜKÜN, SÖKÜN, SÜLÜN, TÜTÜN, ÜRDÜN, ÜSTÜN, ÜZGÜN, YEKÜN, YÜKÜN

4 Harfli Kelimeler

ÖDÜN, ÖĞÜN, ÜRÜN

3 Harfli Kelimeler

DÜN, GÜN, TÜN, YÜN

2 Harfli Kelimeler

ÜN

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ün Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

N Ü

2 Harfli Kelimeler

NÜ, ÜN

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

GAYRİMÜMKÜN

Kelime Kökeni: Arapça ġayr + mumkin

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız imkânsız
GÜNDÜZÜN

  1. [zarf] Gündüz vaktinde
    • "Her şeyi gündüzün hazırladım." (Cahit Uçuk)
GÜNDEDÜN

  1. [isim] Bakınız nostalji
TEBEYYÜN

Kelime Kökeni: Arapça tebeyyun

  1. [isim, eskimiş] Belli olma
TOPYEKÜN

Kelime Kökeni: Türkçe top + Arapça yekûn

  1. [zarf] Eksiksiz, toplam, toplu olarak
    • "Batı diplomasisi topyekûn nice acı dersler gördü, nice çetin imtihanlardan geçti." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
GÖRÜRSÜN

  1. Bakınız görmek (görmek fiilinin geniş zaman, ikinci tekil kişi çekimi)
GÜMÜŞÇÜN

  1. [isim, hayvan bilimi] Püskül kuyruklulardan, eski kitap sayfalarında, döşeme aralıklarında, şekerli maddeler ve tahta kırıntıları yiyerek yaşayan, vücutları küçük pullarla örtülü, kanatsız böcek (Lepisma saccharina)
BÜSBÜTÜN

  1. [zarf] Bakınız tamamen
    • "Ahır tarafını henüz büsbütün ateş sarmamıştı" (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. Bakınız iyice
    • "Ağlayarak, çırpınarak söylediği bu sözler Sultan Murad’ı büsbütün gazaba getirdi." (Reşat Ekrem Koçu)
TECENNÜN

Kelime Kökeni: Arapça tecennun

  1. [isim, eskimiş] Çıldırma, delirme, aklını oynatma
TEMEDDÜN

Kelime Kökeni: Arapça temeddun

  1. [isim, eskimiş] Bakınız uygarlaşma
GÜNBEGÜN

Kelime Kökeni: Türkçe gün + Farsça -be + Türkçe gün

  1. [zarf] Bakınız günden güne
    • "Günbegün artıyor meşakkat." (Âşık Veysel)
TEKEVVÜN

Kelime Kökeni: Arapça tekevvun

  1. [isim, eskimiş] Bakınız oluş
TAAFFÜN

Kelime Kökeni: Arapça taʿaffun

  1. [isim, eskimiş] Kokuşma, pis kokma
  2. Çürüme sonucu oluşan pis koku
    • "Bir geniş ahırı andıran bu yerde, çok defa, gübre kokusuna rahmet okutur, mahiyeti şüpheli bir acayip taaffün vardı." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
TAAYYÜN

Kelime Kökeni: Arapça taʿayyun

  1. [isim, eskimiş] Belli olma, ortaya çıkma, belirme
  2. İtibar kazanma, önemli kimseler arasına girme
  3. Tasavvufta Allah’ın kudretinin zuhur ve tecelli yoluyla belirmesi, Allah’ın zatında var olanların ortaya çıkması
ÖMÜRSÜN

  1. beklenilmeyen iyi davranışlar karşısında kullanılan bir söz
  2. "neşeli, hoşsohbet, komik, eğlendiren birisin" anlamında kullanılan bir söz
TEVAZÜN

Kelime Kökeni: Arapça tevāzun

  1. [isim, eskimiş] Birbirine denk olma, dengede bulunma
TEAVÜN

Kelime Kökeni: Arapça teʿāvun

  1. [isim, eskimiş] Bakınız yardımlaşma
DÜŞKÜN

  1. [sıfat] Bir şeye kendini aşırı vermiş olan, çok bağlı; tutkun
    • "Onlar kadar birbirine düşkün, birbirine uymuş bir çift daha ömrümde görmedim desem yeri vardır." (Halide Edip Adıvar)
  2. Meraklı olan
    • "İnsan ise memnu olan şeye düşkündür." (Burhan Felek)
  3. Geçim sıkıntısına düşmüş
    • "Eski arkadaşının düşkün bulunduğu hâlinden anlaşılıyordu." (Refik Halit Karay)
  4. Yoksulluk sebebiyle mutluluk ve refahını yitirmiş
    • "Zavallı, arabasını satmış, düşkün bir hâldeydi." (Yahya Kemal Beyatlı)
  5. Yaşlılık, hastalık vb. sebeplerle çalışma gücünü yitirmiş
    • "Artık şimdi öyle düşkün bir babayım ki / Yüreğim hun, sayhalarım boğuk boğuktur" (Enis Behiç Koryürek)
  6. [mecaz] Değer ve onurunu yitirmiş
  7. [mecaz] Yasalara ve ahlak kurallarına aykırı işler yapan (kimse)
    • "Emniyet memurları Beyoğlu'nun çalgılı bahçelerinden yüz yirmi düşkün kız derleyip toplamış." (Yusuf Ziya Ortaç)
MÜMKÜN

Kelime Kökeni: Arapça mumkin

  1. [sıfat] Gerçekleşme imkânı bulunan; olası
  2. Bakınız muhtemel
    • "Batı’ya, bu zelil tavırla kabul ettirilmesi mümkün hiçbir şey olamazdı." (Necip Fazıl Kısakürek)
SÜRGÜN

  1. [isim] Ceza olarak belli bir yerin dışında veya belli bir yerde oturtulan kimse; menfa
    • "Sürgünü yalnız memleket hasreti yıkmaz, yıkması için bu hasrete utandırıcı bir gönül yarası karışmalıdır." (Refik Halit Karay)
  2. Sürülme işi; nefiy
    • "Sürgün benim için ölüm gibi bir şey olmuştu." (Reşat Nuri Güntekin)
  3. Bir kimsenin sürüldüğü yer
    • "Sürgünlerde çile dolduruyordu en güzel yaşında." (Yusuf Ziya Ortaç)
  4. Bakınız filiz (I)
  5. Bakınız ishal
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü