Sonunda ün olan 6 harfli 16 kelime var. ÜN ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ün olan kelimeler listesine ya da başında ün olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ün Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
N Ü
2 Harfli Kelimeler
NÜ, ÜN
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KÜSKÜN
-
-
[sıfat]
Küsmüş olan (kimse)
- "Benim küskün talihimin bana verdiği ızdırap yeter."
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız küstüm otu
-
[ağızlardan]
Gelişmemiş, küçük kalmış
-
[sıfat]
Küsmüş olan (kimse)
- DÜZGÜN
-
-
[sıfat]
Doğru ve pürüzsüz; muntazam
- "Ayşe çayı demlemiş, düzgün dilimlerle francala kesiyordu."
-
Düzenli, kusursuz olan; biçimli, rabıtalı, muntazam
-
Hiçbir eksiği olmayan
- "Belli ki hâlleri vakitleri çok düzgün değil."
-
[zarf]
Kurala uygun olarak, kusursuz bir biçimde
- "Düzgün konuşuyor."
-
[matematik]
Kenar veya ayrıtları ile açıları birbirine eşit olan (biçim)
- "Düzgün çok yüzlü."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız fondöten
-
[sıfat]
Doğru ve pürüzsüz; muntazam
- GÖÇKÜN
-
-
[sıfat]
Göçecek duruma gelmiş
- "Göçkün bir ev."
-
[ağızlardan]
Bakınız göçebe
-
[ağızlardan]
Yaşı ilerlemiş (kimse), çok yaşlı (kimse)
-
[sıfat]
Göçecek duruma gelmiş
- SÜZGÜN
-
-
[sıfat]
Biraz zayıflamış, güçsüzleşmiş; süzük
- "Dikkat ettim, süzgün bir yüzü, güzel kirpikleri, nemli, şeffaf dudakları vardı."
-
[sıfat]
Biraz zayıflamış, güçsüzleşmiş; süzük
- DÜŞKÜN
-
-
[sıfat]
Bir şeye kendini aşırı vermiş olan, çok bağlı; tutkun
- "Onlar kadar birbirine düşkün, birbirine uymuş bir çift daha ömrümde görmedim desem yeri vardır."
-
Meraklı olan
- "İnsan ise memnu olan şeye düşkündür."
-
Geçim sıkıntısına düşmüş
- "Eski arkadaşının düşkün bulunduğu hâlinden anlaşılıyordu."
-
Yoksulluk sebebiyle mutluluk ve refahını yitirmiş
- "Zavallı, arabasını satmış, düşkün bir hâldeydi."
-
Yaşlılık, hastalık vb. sebeplerle çalışma gücünü yitirmiş
- "Artık şimdi öyle düşkün bir babayım ki / Yüreğim hun, sayhalarım boğuk boğuktur"
-
[mecaz]
Değer ve onurunu yitirmiş
-
[mecaz]
Yasalara ve ahlak kurallarına aykırı işler yapan (kimse)
- "Emniyet memurları Beyoğlu'nun çalgılı bahçelerinden yüz yirmi düşkün kız derleyip toplamış."
-
[sıfat]
Bir şeye kendini aşırı vermiş olan, çok bağlı; tutkun
- TRİBÜN
-
Kelime Kökeni: Fransızca tribune
-
[isim, spor]
Spor salonu, stadyum, hipodrom vb. yarışma ve gösteri yapılan yerlerde seyircilerin oturduğu koltuklu veya basamaklı bölüm; sekilik
- "Muazzam avlunun medreseler tarafında, kadınlar için tribünler yükseliyordu."
-
Burada oturan seyirciler
-
[isim, spor]
Spor salonu, stadyum, hipodrom vb. yarışma ve gösteri yapılan yerlerde seyircilerin oturduğu koltuklu veya basamaklı bölüm; sekilik
- MÜMKÜN
-
Kelime Kökeni: Arapça mumkin
-
[sıfat]
Gerçekleşme imkânı bulunan; olası
-
Bakınız muhtemel
- "Batı’ya, bu zelil tavırla kabul ettirilmesi mümkün hiçbir şey olamazdı."
-
[sıfat]
Gerçekleşme imkânı bulunan; olası
- KÜRTÜN
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız palan
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız palan
- ÇÖZGÜN
-
-
[sıfat]
Çözülmüş, dağılmış
-
Erimeye başlamış, yumuşamış (kar, buz)
-
[sıfat]
Çözülmüş, dağılmış
- TEAVÜN
-
Kelime Kökeni: Arapça teʿāvun
-
[isim, eskimiş]
Bakınız yardımlaşma
-
[isim, eskimiş]
Bakınız yardımlaşma
- SÜRGÜN
-
-
[isim]
Ceza olarak belli bir yerin dışında veya belli bir yerde oturtulan kimse; menfa
- "Sürgünü yalnız memleket hasreti yıkmaz, yıkması için bu hasrete utandırıcı bir gönül yarası karışmalıdır."
-
Sürülme işi; nefiy
- "Sürgün benim için ölüm gibi bir şey olmuştu."
-
Bir kimsenin sürüldüğü yer
- "Sürgünlerde çile dolduruyordu en güzel yaşında."
-
Bakınız filiz (I)
-
Bakınız ishal
-
[isim]
Ceza olarak belli bir yerin dışında veya belli bir yerde oturtulan kimse; menfa
- NEPTÜN
-
Kelime Kökeni: Fransızca néptune
-
[isim]
Güneş'e yakınlık bakımından sekizinci olan gezegen
-
[isim]
Güneş'e yakınlık bakımından sekizinci olan gezegen
- ÇÖKKÜN
-
-
[sıfat]
Çökmüş olan
- "Kumral saçlarının çevrelediği çökkün yüzünü eğerek elindeki iğne oyalı kar beyaz mendile uzun uzun sümkürdü."
-
[mecaz]
Vücut, akıl ve ruhça gücü azalmış olan
- "Gerçekten de çökkün, üzgün ve zavallı bulmuştu onu."
-
[sıfat]
Çökmüş olan
- KÖFTÜN
-
-
[isim]
Sığırlara yedirilen susam veya keten küspesi
- "Öküz müyüm ben köftün yiyecek?"
-
[isim]
Sığırlara yedirilen susam veya keten küspesi
- DÜRBÜN
-
Kelime Kökeni: Farsça dūrbīn
-
[isim, fizik]
Uzaktaki cisimlerin görüntülerini büyütmeye veya yaklaştırmaya yarayan, objektif ve oküler adlı iki mercekten oluşan optik alet; bakaç
-
Gözetleme deliği
-
[isim, fizik]
Uzaktaki cisimlerin görüntülerini büyütmeye veya yaklaştırmaya yarayan, objektif ve oküler adlı iki mercekten oluşan optik alet; bakaç
- DÖRDÜN
-
-
[isim]
Ay vb. gök cisimlerine ait daire biçimindeki görünümlerinin yarısının aydınlık olduğu evre; yarım ay, terbi
-
[isim]
Ay vb. gök cisimlerine ait daire biçimindeki görünümlerinin yarısının aydınlık olduğu evre; yarım ay, terbi