Sonunda ün olan 5 harfli 28 kelime var. ÜN ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ün olan kelimeler listesine ya da başında ün olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ün Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
N Ü
2 Harfli Kelimeler
NÜ, ÜN
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- GÜCÜN
-
- SÜLÜN
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Sülüngillerden, kuyruğu çok uzun, eti yenilen bir kuş (Phasianus colchicus)
-
[isim, hayvan bilimi]
Sülüngillerden, kuyruğu çok uzun, eti yenilen bir kuş (Phasianus colchicus)
- LAGÜN
-
Kelime Kökeni: Fransızca lagune
-
[isim, coğrafya]
Açık denizden bir kum setiyle ayrılan veya kıyı dilinin gelişmesiyle göl biçimini alan sığ koy veya körfez; deniz kulağı
- "Uzun sahil şeridinin sonunda enfes güzellikte bir lagün ve lagünün bitiminde de dalgıçların gün boyu dalıp çıktığı bir resif mevcut."
-
Deniz veya okyanus gibi büyük su kütlelerine bağlantısı olan sığ göl
-
[isim, coğrafya]
Açık denizden bir kum setiyle ayrılan veya kıyı dilinin gelişmesiyle göl biçimini alan sığ koy veya körfez; deniz kulağı
- BUGÜN
-
-
[isim]
İçinde bulunulan gün
- "Yarın bugünden o kadar da farklı olmayacak."
-
İçinde bulunulan çağ, zaman
- "Masalların yıllarca uzakları gösteren büyülü aynasına bugünün çocukları dudak bükerler."
-
[zarf]
İçinde bulunulan gün içinde
- "Dün hastanedeydik, bugün işimizin başındayız."
-
[isim]
İçinde bulunulan gün
- GÜRÜN
-
-
[isim]
Sivas iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Sivas iline bağlı ilçelerden biri
- ÖRGÜN
-
-
[sıfat]
Bir işi gerçekleştirmek amacıyla türlü ve düzenli görevler yapan organlardan oluşan
-
[sıfat]
Bir işi gerçekleştirmek amacıyla türlü ve düzenli görevler yapan organlardan oluşan
- ÜZGÜN
-
-
[sıfat]
Üzülmüş, üzüntü duymuş; mahzun, melul, meyus
- "O zamana kadar üzgündü, sesi kısılmış gibiydi."
-
[sıfat]
Üzülmüş, üzüntü duymuş; mahzun, melul, meyus
- ÖLGÜN
-
-
[sıfat]
Diriliği, canlılığı, tazeliği kalmamış
- "Ölgün sesi pürtüklü bir duvar, tırtıklı bir kâğıt gibi belli belirsiz yükselip alçaldı."
-
Pörsümüş, solmuş (bitki)
-
[mecaz]
Cansız, renksiz, dikkat çekmeyen
- "Ölgün lambaların yarı aydınlattığı bir salonda onlarla karşı karşıya oturduk."
-
[mecaz]
Gücü azalmış, zayıflamış
- "Canlı olmaya çalışan ölgün adımlarla kapağı odasına attı."
-
[sıfat]
Diriliği, canlılığı, tazeliği kalmamış
- DÜĞÜN
-
-
[isim]
Evlenme veya sünnet dolayısıyla yapılan tören, eğlence; toy (II), cemiyet
- "Babam düğünün savaştan sonraya kalmasını uygun görmüş."
-
[mecaz]
Bir olayı kutlamak için yapılan büyük eğlence veya tören
-
[isim]
Evlenme veya sünnet dolayısıyla yapılan tören, eğlence; toy (II), cemiyet
- YEKÜN
-
Kelime Kökeni: Arapça yekūn
-
[isim, matematik]
Bakınız toplam
- "Etraftaki hurmalıkta oturan taşralı halkın yekûnu da dört, beş bin kişiyi bulur."
-
[isim, matematik]
Bakınız toplam
- BÜRÜN
-
-
[isim, dil bilimi]
Vurgu, ezgi, durak, ulama, ton, uzunluk gibi konuşma diline özgü ögelere verilen ad
-
[isim, dil bilimi]
Vurgu, ezgi, durak, ulama, ton, uzunluk gibi konuşma diline özgü ögelere verilen ad
- DÜŞÜN
-
-
[isim]
Duyularla değil, zihinsel olarak tasarlanan, biçim verilen, canlandırılan nesne veya olay; düşünüm, fikir
-
[isim]
Duyularla değil, zihinsel olarak tasarlanan, biçim verilen, canlandırılan nesne veya olay; düşünüm, fikir
- TÜTÜN
-
-
[isim, bitki bilimi]
Patlıcangillerden, birleşiminde nikotin bulunan otsu bir bitki (Nicotiana tabacum)
- "Zeytinliklerin arasında bağcılık ederler, biraz alçaklarda da tütün ekerlerdi."
-
[bitki bilimi]
Bu bitkinin kurutulup kıyılarak sigara biçiminde veya pipoyla içilen yaprağı
- "Elinin tersiyle yeleğine düşen tütün küllerini silkti."
-
[ağızlardan]
Bakınız duman
-
[isim, bitki bilimi]
Patlıcangillerden, birleşiminde nikotin bulunan otsu bir bitki (Nicotiana tabacum)
- GÜZÜN
-
-
[zarf]
Güz mevsiminde, sonbaharda
- "Niksar Ovası beyaz örtüsünü üzerinden atmış, güzün ekilen buğdaylar toprağın altından başlarını kaldırmaya başlamıştı."
-
[zarf]
Güz mevsiminde, sonbaharda
- SÖKÜN
-
-
[isim]
"Birçok kişi veya şey birbiri ardından gelmek, görünmek" anlamlarına gelen sökün etmek birleşik fiilinde geçer
- "Akça kızlar sökün etti yurdundan / Koç yiğitler deli oldu derdinden"
-
[isim]
"Birçok kişi veya şey birbiri ardından gelmek, görünmek" anlamlarına gelen sökün etmek birleşik fiilinde geçer
- ÜRDÜN
-
-
[isim]
Orta Doğu'da bir ülke; başkenti Amman
-
[isim]
Orta Doğu'da bir ülke; başkenti Amman
- BÜTÜN
-
-
[sıfat]
Bakınız tam
- "Size bütün bir kış için kuru ot temin edecek."
-
Bir şeyin hepsi; kamu, bilcümle, bilumum, cümle, cemi, tamam, umum
- "Bütün civar köylerde onu sevmeyen yoktu."
-
Bozuk olmayan (para)
- "Bütün para."
-
Parçalara ayrılmamış, tek parçadan oluşan; tüm (I), yekpare
-
[isim]
Parçalara ayrılmamış olan şey; kül (II)
-
[isim]
Tek parça olma durumu
- "Şiirde bir bütünün lüzumuna inananlar bile mısralar arasında birtakım aralıklar kabul eder."
-
[sıfat]
Bakınız tam
- HÜSÜN
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥusn
-
[isim, eskimiş]
Bakınız güzellik
-
[isim, eskimiş]
Bakınız güzellik
- ÖLÇÜN
-
-
[sıfat]
Bakınız standart
-
[sıfat]
Bakınız standart
- KOMÜN
-
Kelime Kökeni: Fransızca commun
-
[isim]
Beraber çalışıp geliri paylaşmak üzere bir araya gelen topluluk
- "Ama daha önemlisi komünle bizim aramızda bir anlayış farkı olduğu açığa çıktı."
-
[isim]
Beraber çalışıp geliri paylaşmak üzere bir araya gelen topluluk