Sonunda ün olan 5 harfli 28 kelime var. ÜN ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ün olan kelimeler listesine ya da başında ün olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ün Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

N Ü

2 Harfli Kelimeler

NÜ, ÜN

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

GÜCÜN

  1. [zarf, ağızlardan] Bakınız dara dar
  2. Bakınız ancak
SÜLÜN

  1. [isim, hayvan bilimi] Sülüngillerden, kuyruğu çok uzun, eti yenilen bir kuş (Phasianus colchicus)
LAGÜN

Kelime Kökeni: Fransızca lagune

  1. [isim, coğrafya] Açık denizden bir kum setiyle ayrılan veya kıyı dilinin gelişmesiyle göl biçimini alan sığ koy veya körfez; deniz kulağı
    • "Uzun sahil şeridinin sonunda enfes güzellikte bir lagün ve lagünün bitiminde de dalgıçların gün boyu dalıp çıktığı bir resif mevcut." (Ömer Alim Erginoğlu)
  2. Deniz veya okyanus gibi büyük su kütlelerine bağlantısı olan sığ göl
BUGÜN

  1. [isim] İçinde bulunulan gün
    • "Yarın bugünden o kadar da farklı olmayacak." (Elif Şafak)
  2. İçinde bulunulan çağ, zaman
    • "Masalların yıllarca uzakları gösteren büyülü aynasına bugünün çocukları dudak bükerler." (Nâzım Hikmet)
  3. [zarf] İçinde bulunulan gün içinde
    • "Dün hastanedeydik, bugün işimizin başındayız." (Ahmet Ümit)
GÜRÜN

  1. [isim] Sivas iline bağlı ilçelerden biri
ÖRGÜN

  1. [sıfat] Bir işi gerçekleştirmek amacıyla türlü ve düzenli görevler yapan organlardan oluşan
ÜZGÜN

  1. [sıfat] Üzülmüş, üzüntü duymuş; mahzun, melul, meyus
    • "O zamana kadar üzgündü, sesi kısılmış gibiydi." (Tarık Buğra)
ÖLGÜN

  1. [sıfat] Diriliği, canlılığı, tazeliği kalmamış
    • "Ölgün sesi pürtüklü bir duvar, tırtıklı bir kâğıt gibi belli belirsiz yükselip alçaldı." (Elif Şafak)
  2. Pörsümüş, solmuş (bitki)
  3. [mecaz] Cansız, renksiz, dikkat çekmeyen
    • "Ölgün lambaların yarı aydınlattığı bir salonda onlarla karşı karşıya oturduk." (Hamdullah Suphi Tanrıöver)
  4. [mecaz] Gücü azalmış, zayıflamış
    • "Canlı olmaya çalışan ölgün adımlarla kapağı odasına attı." (Haldun Taner)
DÜĞÜN

  1. [isim] Evlenme veya sünnet dolayısıyla yapılan tören, eğlence; toy (II), cemiyet
    • "Babam düğünün savaştan sonraya kalmasını uygun görmüş." (Aka Gündüz)
  2. [mecaz] Bir olayı kutlamak için yapılan büyük eğlence veya tören
YEKÜN

Kelime Kökeni: Arapça yekūn

  1. [isim, matematik] Bakınız toplam
    • "Etraftaki hurmalıkta oturan taşralı halkın yekûnu da dört, beş bin kişiyi bulur." (Falih Rıfkı Atay)
BÜRÜN

  1. [isim, dil bilimi] Vurgu, ezgi, durak, ulama, ton, uzunluk gibi konuşma diline özgü ögelere verilen ad
DÜŞÜN

  1. [isim] Duyularla değil, zihinsel olarak tasarlanan, biçim verilen, canlandırılan nesne veya olay; düşünüm, fikir
TÜTÜN

  1. [isim, bitki bilimi] Patlıcangillerden, birleşiminde nikotin bulunan otsu bir bitki (Nicotiana tabacum)
    • "Zeytinliklerin arasında bağcılık ederler, biraz alçaklarda da tütün ekerlerdi." (Samim Kocagöz)
  2. [bitki bilimi] Bu bitkinin kurutulup kıyılarak sigara biçiminde veya pipoyla içilen yaprağı
    • "Elinin tersiyle yeleğine düşen tütün küllerini silkti." (Memduh Şevket Esendal)
  3. [ağızlardan] Bakınız duman
GÜZÜN

  1. [zarf] Güz mevsiminde, sonbaharda
    • "Niksar Ovası beyaz örtüsünü üzerinden atmış, güzün ekilen buğdaylar toprağın altından başlarını kaldırmaya başlamıştı." (Hasan Mahir)
SÖKÜN

  1. [isim] "Birçok kişi veya şey birbiri ardından gelmek, görünmek" anlamlarına gelen sökün etmek birleşik fiilinde geçer
    • "Akça kızlar sökün etti yurdundan / Koç yiğitler deli oldu derdinden" (Halk türküsü)
ÜRDÜN

  1. [isim] Orta Doğu'da bir ülke; başkenti Amman
BÜTÜN

  1. [sıfat] Bakınız tam
    • "Size bütün bir kış için kuru ot temin edecek." (Nâzım Hikmet)
  2. Bir şeyin hepsi; kamu, bilcümle, bilumum, cümle, cemi, tamam, umum
    • "Bütün civar köylerde onu sevmeyen yoktu." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  3. Bozuk olmayan (para)
    • "Bütün para."
  4. Parçalara ayrılmamış, tek parçadan oluşan; tüm (I), yekpare
  5. [isim] Parçalara ayrılmamış olan şey; kül (II)
  6. [isim] Tek parça olma durumu
    • "Şiirde bir bütünün lüzumuna inananlar bile mısralar arasında birtakım aralıklar kabul eder." (Orhan Veli Kanık)
HÜSÜN

Kelime Kökeni: Arapça ḥusn

  1. [isim, eskimiş] Bakınız güzellik
ÖLÇÜN

  1. [sıfat] Bakınız standart
KOMÜN

Kelime Kökeni: Fransızca commun

  1. [isim] Beraber çalışıp geliri paylaşmak üzere bir araya gelen topluluk
    • "Ama daha önemlisi komünle bizim aramızda bir anlayış farkı olduğu açığa çıktı." (Ahmet Ümit)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü