Sonunda şak olan 18 kelime var. ŞAK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde şak olan kelimeler listesine ya da başında şak olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

7 Harfli Kelimeler

AĞIRŞAK, YAPIŞAK, YUMUŞAK

6 Harfli Kelimeler

APIŞAK, KAĞŞAK, KAVŞAK, ŞAKŞAK, ŞİPŞAK, YANŞAK, YAVŞAK

5 Harfli Kelimeler

BAŞAK, DUŞAK, KUŞAK, TAŞAK, UŞŞAK, VAŞAK

4 Harfli Kelimeler

UŞAK

3 Harfli Kelimeler

ŞAK

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Şak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A K Ş

3 Harfli Kelimeler

AŞK, KAŞ, ŞAK

2 Harfli Kelimeler

AK, AŞ

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

AĞIRŞAK

  1. [isim] Yün veya iplik eğrilen iği ağırlaştırmak için alt ucuna geçirilen yarım küre biçiminde, ortası delik ağaç veya kemik parça
    • "Ancak bu makalenin yazarı evinde, köyünde, bölgesinde iğ kullanılan birisi olarak kemikten bir ağırşakla karşılaşmamıştır." (Kenan Erzurum)
  2. Teker biçiminde yassı nesne; kurs (I)
    • "Bu grup yalnızca irice bir çömleğin kırık gövde parçasından yapılmış bir ağırşakla temsil edilir." (Kemalettin Köroğlu)
YUMUŞAK

  1. [sıfat] Dokunulduğunda veya üzerine basıldığında çukurlaşan, eski biçimini kaybeden, katı karşıtı
    • "Pamuk yumuşaktır."
  2. Kolaylıkla bükülen, buruşmayan, sert karşıtı
    • "Kadife gibi ince ve yumuşak olan bu arakiyeler de çok iyi saklanmıştır." (Asaf Halet Çelebi)
  3. Dokunulduğunda hoş bir duygu uyandıran
    • "Yerde yumuşak kilimler serili geniş odasına bağdaş kurup yerleşiriz." (Azra Erhat)
  4. Kolaylıkla işlenebilen
    • "Uzun gagasını yumuşak topraklara sokar, otların kökündeki yaşlığı emerek yaşarmış." (Memduh Şevket Esendal)
  5. Kolay çiğnenen, kolay kesilen
    • "Yumuşak ekmek."
  6. Ilıman olan (iklim), sert karşıtı
    • "Yumuşak iklim. Yumuşak hava."
  7. [mecaz] Kaba, hırçın, sert olmayan, kolay yola gelen
  8. [mecaz] Okşayıcı, tatlı, hoş
    • "Gözleri yan aralık, kirpiklerinin arasından bana her zamanki yumuşak, tatlı, sonsuz şefkatiyle bakıyor." (Yusuf Ziya Ortaç)
  9. [mecaz] Sessiz, hafif
    • "Onun içinde mutlaka sönüp yanan gizli yumuşak ışıklarla fosforlu bir parıldayış vardır." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  10. [dil bilgisi] Bakınız tonlu
YAPIŞAK

  1. [isim] Yapışkan bir çeşit ot
  2. Yapışkan özelliği olan nesne
  3. [mecaz] Arsız, sırnaşık kimse
KAVŞAK

  1. [isim] Yol vb. uzayıp giden şeylerin kesiştikleri veya birleştikleri yer
  2. Bir ırmağın denize veya başka bir ırmağa döküldüğü, kavuştuğu yer; ağız (I), munsap
  3. [mecaz] Bakınız yol ayrımı
    • "Zor geçen yaşamında yeni bir kavşak noktasına gelmişti" (Sema Ezgü)
APIŞAK

  1. [sıfat, ağızlardan] Bacaklarını açarak yürüyen, bacakları ayrık olan
ŞİPŞAK

  1. [zarf, teklifsiz konuşmada] Bakınız çabucak
    • "Eğer siz bana haftada iki defa gelseniz ikinci hafta şipşak kim olduğunuzu söylerim." (Burhan Felek)
  2. Çekildikten kısa süre sonra basılabilen; alamünit (fotoğraf)
  3. Bakınız şipşakçı
YAVŞAK

  1. [isim, ağızlardan] Bit yavrusu
  2. [mecaz] Geveze, yılışık kimse
    • "Sonra aynı yavşak, teklifsizlikle Binbaşı Ferit'in kadehini dikiyor." (Attilâ İlhan)
ŞAKŞAK

  1. [isim] Çoğunlukla hokkabazların kullandıkları, hafifçe vurulduğunda hızla vurulmuş gibi "şak" diye ses çıkaran tahta maşa
KAĞŞAK

  1. [sıfat, ağızlardan] Eskimiş, gevşemiş, dağılmaya yüz tutmuş (eşya, yapı)
    • "Kağşak sandalyede rahat edilmez."
YANŞAK

  1. [sıfat, ağızlardan] Yersiz ve çok konuşan
UŞŞAK

Kelime Kökeni: Arapça ʿuşşāḳ

  1. [isim, müzik] Türk müziğinde ana makamlardan biri
    • "Eğer bunlar uşşak değilse, ben de eşek gibi anırırım şuracıkta!" (İsmail Hakkı Baltacıoğlu)
TAŞAK

  1. [isim, kaba konuşmada] Üreme için gerekli spermleri üreten ve erkeklik hormonu salgılayan, sağ ve sol olmak üzere iki tane oval şekilli organ; er bezi, torba, yumurta, haya, husye, testis
DUŞAK

  1. [isim, ağızlardan] Hayvanın iki ayağını iple bağlayarak yapılan köstek
VAŞAK

Kelime Kökeni: Farsça vişāk

  1. [isim, hayvan bilimi] Kedigillerden, kulakları sivri, dişleri ve tırnakları keskin, çevik, kürkünden yararlanılan yırtıcı bir hayvan (Lynx lynx)
KUŞAK

  1. [isim] Bele sarılan uzun ve enli kumaş
    • "Emin olmak için kuşağından bir ayna çıkarıp camı bile çizdi." (İhsan Oktay Anar)
  2. Sağlamlığını artırmak için bir şeyin çevresine geçirilen ağaçtan veya metalden bağ
  3. [teknoloji] Bir ürünün, bir aygıtın teknolojideki ve bilimdeki gelişmeye göre üretilen yeni biçimleri
  4. [gök bilimi] Yeryüzünde veya herhangi bir gök cisminde belli şartları sağlayan bölge
    • "İklim kuşakları. Zaman kuşakları."
  5. [coğrafya] Yeryüzünde benzer özellikler gösteren coğrafi sahaların oluşturduğu bölgeleri ifade etmek için kullanılan genel ad: sıcak kuşak, deprem kuşağı, orman kuşağı vb
  6. [felsefe] Yaklaşık olarak aynı yıllarda doğmuş, aynı çağın şartlarını, dolayısıyla birbirine benzer sıkıntıları, kaderleri paylaşmış, benzer ödevlerle yükümlü olmuş kişilerin topluluğu; batın
    • "Sanat kuşağı."
  7. [matematik] Bir küre yüzeyi, paralel iki düzlemle kesildiğinde iki kesitin arasında kalan bölüm; küre kuşağı
  8. [sinema, televizyon] Henüz birleştirilmemiş ses ve görüntü taşıyan filmler
  9. [televizyon] Televizyonda programlar için ayrılmış özel zaman dilimi
    • "Çizgi film kuşağı."
  10. [toplum bilimi] Yaklaşık yirmi beş otuz yıllık yaş kümelerini oluşturan bireyler öbeği; göbek, nesil, batın, jenerasyon
    • "Bugünkü kuşak benim kuşağımın bir hikâyesini dinlemelidir." (Falih Rıfkı Atay)
BAŞAK

  1. [isim, gök bilimi] Bakınız Başak Burcu
UŞAK

  1. [isim] Türkiye'nin Ege Bölgesi'nde yer alan illerinden biri
ŞAK

  1. [isim] Eni geniş bir şeyle vurulduğunda çıkan ses
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü