Sonunda şak olan 18 kelime var. ŞAK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde şak olan kelimeler listesine ya da başında şak olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
AĞIRŞAK, YAPIŞAK, YUMUŞAK
APIŞAK, KAĞŞAK, KAVŞAK, ŞAKŞAK, ŞİPŞAK, YANŞAK, YAVŞAK
BAŞAK, DUŞAK, KUŞAK, TAŞAK, UŞŞAK, VAŞAK
UŞAK
ŞAK
Şak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
AŞK, KAŞ, ŞAK
2 Harfli Kelimeler
AK, AŞ
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- AĞIRŞAK
-
-
[isim]
Yün veya iplik eğrilen iği ağırlaştırmak için alt ucuna geçirilen yarım küre biçiminde, ortası delik ağaç veya kemik parça
- "Ancak bu makalenin yazarı evinde, köyünde, bölgesinde iğ kullanılan birisi olarak kemikten bir ağırşakla karşılaşmamıştır."
-
Teker biçiminde yassı nesne; kurs (I)
- "Bu grup yalnızca irice bir çömleğin kırık gövde parçasından yapılmış bir ağırşakla temsil edilir."
-
[isim]
Yün veya iplik eğrilen iği ağırlaştırmak için alt ucuna geçirilen yarım küre biçiminde, ortası delik ağaç veya kemik parça
- YUMUŞAK
-
-
[sıfat]
Dokunulduğunda veya üzerine basıldığında çukurlaşan, eski biçimini kaybeden, katı karşıtı
- "Pamuk yumuşaktır."
-
Kolaylıkla bükülen, buruşmayan, sert karşıtı
- "Kadife gibi ince ve yumuşak olan bu arakiyeler de çok iyi saklanmıştır."
-
Dokunulduğunda hoş bir duygu uyandıran
- "Yerde yumuşak kilimler serili geniş odasına bağdaş kurup yerleşiriz."
-
Kolaylıkla işlenebilen
- "Uzun gagasını yumuşak topraklara sokar, otların kökündeki yaşlığı emerek yaşarmış."
-
Kolay çiğnenen, kolay kesilen
- "Yumuşak ekmek."
-
Ilıman olan (iklim), sert karşıtı
- "Yumuşak iklim. Yumuşak hava."
-
[mecaz]
Kaba, hırçın, sert olmayan, kolay yola gelen
-
[mecaz]
Okşayıcı, tatlı, hoş
- "Gözleri yan aralık, kirpiklerinin arasından bana her zamanki yumuşak, tatlı, sonsuz şefkatiyle bakıyor."
-
[mecaz]
Sessiz, hafif
- "Onun içinde mutlaka sönüp yanan gizli yumuşak ışıklarla fosforlu bir parıldayış vardır."
-
[dil bilgisi]
Bakınız tonlu
-
[sıfat]
Dokunulduğunda veya üzerine basıldığında çukurlaşan, eski biçimini kaybeden, katı karşıtı
- YAPIŞAK
-
-
[isim]
Yapışkan bir çeşit ot
-
Yapışkan özelliği olan nesne
-
[mecaz]
Arsız, sırnaşık kimse
-
[isim]
Yapışkan bir çeşit ot
- KAVŞAK
-
-
[isim]
Yol vb. uzayıp giden şeylerin kesiştikleri veya birleştikleri yer
-
Bir ırmağın denize veya başka bir ırmağa döküldüğü, kavuştuğu yer; ağız (I), munsap
-
[mecaz]
Bakınız yol ayrımı
- "Zor geçen yaşamında yeni bir kavşak noktasına gelmişti"
-
[isim]
Yol vb. uzayıp giden şeylerin kesiştikleri veya birleştikleri yer
- APIŞAK
-
-
[sıfat, ağızlardan]
Bacaklarını açarak yürüyen, bacakları ayrık olan
-
[sıfat, ağızlardan]
Bacaklarını açarak yürüyen, bacakları ayrık olan
- ŞİPŞAK
-
- YAVŞAK
-
-
[isim, ağızlardan]
Bit yavrusu
-
[mecaz]
Geveze, yılışık kimse
- "Sonra aynı yavşak, teklifsizlikle Binbaşı Ferit'in kadehini dikiyor."
-
[isim, ağızlardan]
Bit yavrusu
- ŞAKŞAK
-
-
[isim]
Çoğunlukla hokkabazların kullandıkları, hafifçe vurulduğunda hızla vurulmuş gibi "şak" diye ses çıkaran tahta maşa
-
[isim]
Çoğunlukla hokkabazların kullandıkları, hafifçe vurulduğunda hızla vurulmuş gibi "şak" diye ses çıkaran tahta maşa
- KAĞŞAK
-
-
[sıfat, ağızlardan]
Eskimiş, gevşemiş, dağılmaya yüz tutmuş (eşya, yapı)
- "Kağşak sandalyede rahat edilmez."
-
[sıfat, ağızlardan]
Eskimiş, gevşemiş, dağılmaya yüz tutmuş (eşya, yapı)
- YANŞAK
-
-
[sıfat, ağızlardan]
Yersiz ve çok konuşan
-
[sıfat, ağızlardan]
Yersiz ve çok konuşan
- UŞŞAK
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿuşşāḳ
-
[isim, müzik]
Türk müziğinde ana makamlardan biri
- "Eğer bunlar uşşak değilse, ben de eşek gibi anırırım şuracıkta!"
-
[isim, müzik]
Türk müziğinde ana makamlardan biri
- TAŞAK
-
-
[isim, kaba konuşmada]
Üreme için gerekli spermleri üreten ve erkeklik hormonu salgılayan, sağ ve sol olmak üzere iki tane oval şekilli organ; er bezi, torba, yumurta, haya, husye, testis
-
[isim, kaba konuşmada]
Üreme için gerekli spermleri üreten ve erkeklik hormonu salgılayan, sağ ve sol olmak üzere iki tane oval şekilli organ; er bezi, torba, yumurta, haya, husye, testis
- DUŞAK
-
-
[isim, ağızlardan]
Hayvanın iki ayağını iple bağlayarak yapılan köstek
-
[isim, ağızlardan]
Hayvanın iki ayağını iple bağlayarak yapılan köstek
- VAŞAK
-
Kelime Kökeni: Farsça vişāk
-
[isim, hayvan bilimi]
Kedigillerden, kulakları sivri, dişleri ve tırnakları keskin, çevik, kürkünden yararlanılan yırtıcı bir hayvan (Lynx lynx)
-
[isim, hayvan bilimi]
Kedigillerden, kulakları sivri, dişleri ve tırnakları keskin, çevik, kürkünden yararlanılan yırtıcı bir hayvan (Lynx lynx)
- KUŞAK
-
-
[isim]
Bele sarılan uzun ve enli kumaş
- "Emin olmak için kuşağından bir ayna çıkarıp camı bile çizdi."
-
Sağlamlığını artırmak için bir şeyin çevresine geçirilen ağaçtan veya metalden bağ
-
[teknoloji]
Bir ürünün, bir aygıtın teknolojideki ve bilimdeki gelişmeye göre üretilen yeni biçimleri
-
[gök bilimi]
Yeryüzünde veya herhangi bir gök cisminde belli şartları sağlayan bölge
- "İklim kuşakları. Zaman kuşakları."
-
[coğrafya]
Yeryüzünde benzer özellikler gösteren coğrafi sahaların oluşturduğu bölgeleri ifade etmek için kullanılan genel ad: sıcak kuşak, deprem kuşağı, orman kuşağı vb
-
[felsefe]
Yaklaşık olarak aynı yıllarda doğmuş, aynı çağın şartlarını, dolayısıyla birbirine benzer sıkıntıları, kaderleri paylaşmış, benzer ödevlerle yükümlü olmuş kişilerin topluluğu; batın
- "Sanat kuşağı."
-
[matematik]
Bir küre yüzeyi, paralel iki düzlemle kesildiğinde iki kesitin arasında kalan bölüm; küre kuşağı
-
[sinema, televizyon]
Henüz birleştirilmemiş ses ve görüntü taşıyan filmler
-
[televizyon]
Televizyonda programlar için ayrılmış özel zaman dilimi
- "Çizgi film kuşağı."
-
[toplum bilimi]
Yaklaşık yirmi beş otuz yıllık yaş kümelerini oluşturan bireyler öbeği; göbek, nesil, batın, jenerasyon
- "Bugünkü kuşak benim kuşağımın bir hikâyesini dinlemelidir."
-
[isim]
Bele sarılan uzun ve enli kumaş
- BAŞAK
-
-
[isim, gök bilimi]
Bakınız Başak Burcu
-
[isim, gök bilimi]
Bakınız Başak Burcu
- UŞAK
-
-
[isim]
Türkiye'nin Ege Bölgesi'nde yer alan illerinden biri
-
[isim]
Türkiye'nin Ege Bölgesi'nde yer alan illerinden biri
- ŞAK
-
-
[isim]
Eni geniş bir şeyle vurulduğunda çıkan ses
-
[isim]
Eni geniş bir şeyle vurulduğunda çıkan ses