Başında uç olan 58 kelime var. Uç ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde uç olan kelimeler listesine ya da sonu uç ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında uç bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
UÇURUMLAŞMAK
UÇURABİLMEK, UÇURUMLAŞMA, UÇURUVERMEK
UÇUKLAŞMAK, UÇURABİLME, UÇURUVERME, UÇUŞTURMAK
UÇABİLMEK, UÇAKSAVAR, UÇKURUTAN, UÇUKLAMAK, UÇUKLAŞMA, UÇUKLAYIŞ, UÇURULMAK, UÇUŞTURMA, UÇUVERMEK
UÇABİLME, UÇANKALE, UÇARILIK, UÇKURLUK, UÇKURSUZ, UÇLANMAK, UÇSUZLUK, UÇTUUÇTU, UÇUCULUK, UÇUKLAMA, UÇURTMAK, UÇURULMA, UÇUVERME
UÇAKSIZ, UÇARICA, UÇKURLU, UÇLANMA, UÇUKLUK, UÇURMAK, UÇURTMA, UÇUŞMAK
UÇAKLI, UÇURMA, UÇURUM, UÇURUŞ, UÇUŞMA
UÇARI, UÇKUN, UÇKUR, UÇMAK, UÇMAN, UÇSUZ, UÇUCU
UÇAK, UÇAR, UÇLU, UÇMA, UÇUK, UÇUN, UÇUŞ
UÇ
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- UÇURUMLAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Uçurum durumuna gelmek
- "Su uçurumlaştı, bir daha uçtu, dibe doğru süzülürken bırakıp göğe çekildim, yapacak bir şeyim yok..."
-
[nesnesiz]
Uçurum durumuna gelmek
- UÇURABİLMEK
-
-
[-i]
Uçurma ihtimali veya imkânı bulunmak
-
Uçurma becerisi bulunmak
-
[-i]
Uçurma ihtimali veya imkânı bulunmak
- UÇURUVERMEK
-
-
[-i]
Çabucak uçurmak
- "Dokunmadığım, koklayamadığım, göremediğim fakat bedenimde iki ay yaşattığım varlığımı uçuruverdim."
-
[mecaz]
Bir sözü hemen başkasına iletmek
-
[-i]
Çabucak uçurmak
- UÇURUMLAŞMA
-
-
[isim]
Uçurumlaşmak durumu
-
[isim]
Uçurumlaşmak durumu
- UÇUKLAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Rengi soluklaşmak
- "O kadar ki, bir nevi sis tabakası ile kaplanmış havası, oraya akşamı, vaktinden önce sindirmişe benziyor; senin sabırlı ve tutumlu yüzünü uçuklaşmış ve uzaklaşmış gösteriyordu."
-
[nesnesiz]
Rengi soluklaşmak
- UÇURABİLME
-
-
[isim]
Uçurabilmek işi
-
[isim]
Uçurabilmek işi
- UÇUŞTURMAK
-
-
[-i]
Uçuşma işini yaptırmak
- "Saçlarını küheylan yelesi gibi uçuşturur, gözlerini böyle alabildiğine açardı."
-
[-i]
Uçuşma işini yaptırmak
- UÇURUVERME
-
-
[isim]
Uçuruvermek işi
-
[isim]
Uçuruvermek işi
- UÇKURUTAN
-
-
[isim, bitki bilimi]
Turunçgillerden, özellikle limonlarda gelişerek dal uçlarının kurumasına yol açan ve birkaç yıl içinde ağacın ölmesine sebep olan bir tür mantar
-
[isim, bitki bilimi]
Turunçgillerden, özellikle limonlarda gelişerek dal uçlarının kurumasına yol açan ve birkaç yıl içinde ağacın ölmesine sebep olan bir tür mantar
- UÇURULMAK
-
-
[nesnesiz]
Uçurma işi yapılmak
-
[nesnesiz]
Uçurma işi yapılmak
- UÇUVERMEK
-
-
[nesnesiz]
Çabucak uçmak
- "Hâlbuki, bir serçe kuşu, elimden kurtulsa incecik bir feryatla çırpınarak uçuverir..."
-
[mecaz]
Çabucak gitmek
- "Mana, vezin değişti mi? Başka kelimeler mi kullandık? Hayır fakat şiiriyet uçuverdi."
-
[nesnesiz]
Çabucak uçmak
- UÇUŞTURMA
-
-
[isim]
Uçuşturmak işi
-
[isim]
Uçuşturmak işi
- UÇUKLAMAK
-
-
[nesnesiz]
Uçuk (II) oluşmak
- "Dudaklarım uçuklamış da kurumuş yaraları tekrar açılmışçasına acıdı."
-
[nesnesiz]
Uçuk (II) oluşmak
- UÇUKLAŞMA
-
-
[isim]
Uçuklaşmak durumu
-
[isim]
Uçuklaşmak durumu
- UÇUKLAYIŞ
-
-
[isim]
Uçuklamak işi
-
[isim]
Uçuklamak işi
- UÇAKSAVAR
-
-
[isim, askerlik]
Hava hedeflerine karşı yerden kullanılan silahlara verilen genel ad
- "Çamlıca sırtlarında iki uçaksavar ışıldağı karanlık gökyüzünü tarıyorlardı."
-
[isim, askerlik]
Hava hedeflerine karşı yerden kullanılan silahlara verilen genel ad
- UÇABİLMEK
-
-
[nesnesiz]
Uçma ihtimali veya imkânı bulunmak
-
Uçma becerisi bulunmak
-
[nesnesiz]
Uçma ihtimali veya imkânı bulunmak
- UÇURTMAK
-
-
[-e, -i]
Uçma işini yaptırmak
- "Gür Han’ın kızı bu kötü haberi alınca Oğuz’a pek bağlı bir delikanlıyı kuş gibi uçurttu."
-
Uçmasına yol açmak
-
Bakınız uçurmak
-
[-e, -i]
Uçma işini yaptırmak
- UÇUCULUK
-
-
[isim]
Uçucu olma durumu
- "Her adımda, cüppesinin geniş etekleri, savrularak harmanlıyor, bu da yürümesine, ayakları yere değmiyormuş gibi, garip bir uçuculuk veriyordu."
-
Bakınız pilotluk
- "Böylesine bir durumla uçuculuk yaşamımda ilk kez karşılaşıyordum."
-
Düşük sıcaklıkta hızla buhar ve gaz durumuna geçebilen bir maddenin özelliği
-
[isim]
Uçucu olma durumu
- UÇLANMAK
-
-
[nesnesiz]
Uçlu duruma gelmek, uç vermek, filizlenmek
- "Bir iki gün günlük güneşlik olunca otlar uçlandı."
-
Gelişmeye başlamak
-
Bir şeyden kaynaklanmak
-
Bakınız yararlanmak
- "Kaldı ki tanımlamaların mutlaka bilimden uçlanarak kurulması şart da değildir, her zaman mümkün de değildir."
-
[argo]
Bakınız vermek
- "Tıngırın varsa uçlan, dedi."
-
Bedava almak, birinden geçinmek
- "Güdük Necmi, benden uçlandığı sigarayı gene benden yaktı."
-
[nesnesiz]
Uçlu duruma gelmek, uç vermek, filizlenmek