Sonunda uç olan 18 kelime var. UÇ ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde uç olan kelimeler listesine ya da başında uç olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

7 Harfli Kelimeler

ARDANUÇ

6 Harfli Kelimeler

HARTUÇ, KULYUÇ, MARPUÇ, MEFLUÇ, SORGUÇ

5 Harfli Kelimeler

BODUÇ, HAVUÇ, HURUÇ, KUMUÇ, PABUÇ, PULUÇ, SONUÇ, SURUÇ

4 Harfli Kelimeler

AVUÇ, ORUÇ

3 Harfli Kelimeler

SUÇ

2 Harfli Kelimeler

UÇ

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ARDANUÇ

  1. [isim] Artvin iline bağlı ilçelerden biri
MEFLUÇ

Kelime Kökeni: Arapça meflūc

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız inmeli
    • "Mefluç kadın, başını eğiyor, ensesini Bedia'ya uzatıyor." (Peyami Safa)
  2. Bozuk, düzgün olmayan
HARTUÇ

Kelime Kökeni: Fransızca cartouche

  1. [isim] Bakınız kartuş
SORGUÇ

  1. [isim] Bazı kuşların tepelerinde bulunan uzunca tüy; tuğ, tepelik
    • "Sokak fenerleri önünden geçtikçe bu camların üstünde ışıktan saçaklar ve sorguçlar belirip kayboluyordu." (Reşat Nuri Güntekin)
MARPUÇ

Kelime Kökeni: Farsça mārpīç

  1. [isim] Nargileye takılan ve kolayca içmeyi sağlayan, hortum biçiminde uzun ve bükülgen boru
    • "Nargilesinin marpucunu ayırdı dudaklarının arasından." (Necati Cumalı)
KULYUÇ

  1. [isim, coğrafya] Geniş ve derin ağızlı mağara
PULUÇ

  1. [sıfat] Cinsel gücü olmayan (erkek)
BODUÇ

  1. [isim, ağızlardan] Ağaç veya topraktan yapılmış, testi biçiminde küçük su kabı
    • "Tarlaya iki tas yerine üç tas pilav geliyor, yanında da bir boduç ayran oluyordu artık." (Namık Doymuş)
SONUÇ

  1. [isim] Bir olayın doğurduğu başka bir olay veya durum; netice
  2. Bir gelişim veya girişimden elde edilen şey
    • "Sınav sonucu."
  3. Öz, özet
  4. [spor] Sürmekte olan veya biten bir yarışmanın veya spor karşılaşmasının sayı bakımından durumu; skor
  5. [edebiyat] Yazının veya sözün bitiş bölümü
SURUÇ

  1. [isim] Şanlıurfa iline bağlı ilçelerden biri
KUMUÇ

  1. [isim, ağızlardan] Sivrisineğe benzer çok küçük bir tür sinek
    • "Bir kırlangıç bütün bir yaz ayı boyunca iki milyona yakın kumuç, tatarcık, sinek yutarmış diye bir yerde mi okudum yoksa gelişigüzel uyduruyor muyum?" (Sait Faik Abasıyanık)
HURUÇ

Kelime Kökeni: Arapça ḫurūc

  1. [isim, eskimiş] Dışarı çıkma, çıkış
  2. İsyan etme
PABUÇ

Kelime Kökeni: Farsça pāpūş

  1. [isim] Bakınız ayakkabı
    • "Altları delinmiş, kat kat pençeli pabuçlarını çıkardı, ağır ağır çıktı merdiveni." (Orhan Kemal)
  2. Masa, sandalye vb. mobilyaların ayaklarına takılan metal veya plastik eklenti
  3. [fizik] İletken telleri elektrik birimlerine bağlayan veya cıvatalı bağlantıyı sağlayan parça
  4. [mimarlık] Bina kolonlarının temeldeki basma yüzeyinin geniş ve daha güçlü olarak yoğunlaştırılmış bölümü
HAVUÇ

Kelime Kökeni: Farsça hevīc

  1. [isim, bitki bilimi] Maydanozgillerden, koni biçimindeki etli kökü için sebze olarak yetiştirilen, iki yıllık otsu bir kültür bitkisi; pürçekli, yeregeçen (Daucus carota)
ORUÇ

Kelime Kökeni: Farsça rūze

  1. [isim, din bilimi] Tanrı'ya ibadet amacıyla yeme, içme vb. şeylerden belli bir süre kendini alıkoyma
    • "Eh, biz her vakit duamızı, orucumuzu eksik etmeyiz, çok şükür!" (Necati Cumalı)
  2. [mecaz] Çok sevilen veya istenen şeylerden uzak durma
AVUÇ

  1. [isim] Elin parmak uçlarıyla bilek arasındaki iç bölümü; apaz, hapaz, koşam
  2. Elin yarı yumulmuş durumu
    • "Behire, avucuna topladığı zeytin çekirdeklerini yukarı, havaya fırlatıyor." (Adalet Ağaoğlu)
SUÇ

  1. [isim] Törelere, ahlak kurallarına aykırı davranış
  2. [hukuk] Yasalara aykırı davranış; cürüm
    • "Casusluk suçundan yakalanıp müebbet hapse mahkûm olmadın mı?" (Refik Halit Karay)
UÇ

  1. [isim] Genellikle uzun bir nesnenin incelerek biten son ve sivri noktası
    • "Bu resmin iki gözü bir makasın ucu ile oyulmuştu." (Aka Gündüz)
  2. Bir şeyin baş veya son noktası
  3. Bir şeyin kenarı
    • "Kırk kişilik bir masanın bir ucunda, üç kişiyiz." (Refik Halit Karay)
  4. Dış kenar; periferi
  5. Bir uzaklığın son noktası
    • "İstikbal, bu yolun ucundan bir güneş gibi doğuyor." (Falih Rıfkı Atay)
  6. Bir şeyin başı, tepesi
  7. Kurşun kalemlerde yazmayı sağlayan kömürden yapılan madde
    • "Kalemin ucunu kâğıda değdiriyor, dikiş makinesi gibi, çizim bitinceye kadar kalemi kaldırmıyor." (Ali Çankırılı)
  8. Bakınız sınır
  9. [sıfat] Bir şeye gereğinden çok fazla bağlanan, önem veren; ekstrem
  10. [tarih] Türk devletlerinde genellikle sınır boylarındaki eyalet ve sancak
  11. [tarih] Bakınız sınır boyu
    • "Ancak, Selçuklunun Bizans’la barış zamanlarında bile uçlardaki çatışmalar bitmez." (Nevzat Kösoğlu)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü