Başında uç olan 5 harfli 7 kelime var. Uç ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde uç olan kelimeler listesine ya da sonu uç ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında uç bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- UÇKUN
-
-
[sıfat]
Uçmuş, fırlamış
- "Ve biz sanki dünyalar öncesinde / Gibi dumanlarda uçkun, vücutsuz"
-
[isim, ağızlardan]
Ateşten fırlayan ve etrafa saçılan kıvılcım
-
[sıfat]
Uçmuş, fırlamış
- UÇMAK
-
-
[nesnesiz]
Kuş, kanatlı böcek vb. hareketli kanatları yardımıyla havada düşmeden durmak, havada yol almak
- "Biraz havalanıp bir başka kayaya kadar uçtu."
-
Uçak vb. araçlar özel mekanizma ile yerden yükselmek, havada yol almak
- "Uçak bir süre daha ormanların üstünde uçtuktan sonra yükselmeye başladı."
-
Sıvı gaz veya buhar durumuna geçip havaya dağılmak
-
Rengi solmak
- "Rengi birdenbire uçtu."
-
Rüzgâr veya başka bir itici güçle yerinden ayrılıp uzağa gitmek
- "Bu gece tahta perde uçmuş."
-
Yüksek yerden düşmek veya yuvarlanmak
- "Haydaaa, terliğin sol teki kaçtı, tırabzana çarpa çarpa aşağıya uçuverdi."
-
Belirmek, dolaşmak, gezinmek
- "Sakalı yeni çıkmış, yüzünde çocukça ifadeler uçuyordu."
-
Patlayıcı veya yanıcı bir maddeyle parçalanmak
- "Bu baruthane yıldırım düşmesi sonucu havaya uçmuştu."
-
Uçar gibi dalgalanmak
- "Elleri trençkotunun cebinde, gözlerini karşı kıyıya dikmiş, saçları savrulurcasına geriye uçuyor."
-
Çok hızlı gitmek
- "Hele bir asfalta çıkalım görürsünüz bey, derdi. Uçar bu bizim külüstür."
-
Hava yolu ile gitmek
- "Yarın İstanbul’a uçuyorum."
-
[mecaz]
Yok olmak, ortadan kaybolmak
- "Bütün kararları uçmuştu. Yüzünde iradesiz hatlar belirdi."
-
[mecaz]
Çok sevinmek
- "Hasta olmadığını anlayınca da anasından yeni doğmuş kadar sevinmiş, havalara uçmuştu."
-
[mecaz]
Gerçek hayattan uzaklaşıp düşlere dalmak
-
[argo]
Keyif verici veya uyuşturucu madde aldıktan sonra kendinden geçmek
-
[şaka yollu]
İzni olmadan alınmak, aşırılmak
- "Bizim kitaplar uçmuş."
-
[din bilimi]
Dinî inanışa göre ruh ölümden sonra göğe yükselmek
-
Kesilip yerinden kopmak
- "Kellesi bir vuruşta uçtu."
-
[nesnesiz]
Kuş, kanatlı böcek vb. hareketli kanatları yardımıyla havada düşmeden durmak, havada yol almak
- UÇMAN
-
-
[isim]
Bakınız pilot
-
[isim]
Bakınız pilot
- UÇKUR
-
-
[isim]
Şalvar veya iç donunun belde durmasını sağlamak için bele gelecek kısımlara geçirilen bağ
- "Bir defasında tuvalete gittiğimde uçkur koptu, pantolonumu giyip dükkâna geldim, durumu babama söyledim."
-
Torba, kese vb. şeylerin ağzını büzmek için bunlara geçirilen bağ
- "Torbanın uçkur tarafı, gözle kulak arasındaki mesafeye getirir ve boğazın altında sıkıca bağlanarak gazın kaçmasına mâni olunur."
-
[mecaz]
Cinsel duygu veya ilişki
- "Doktorlar falan filan hap, banyo ve uçkur perhizi tavsiye etmiş."
-
[isim]
Şalvar veya iç donunun belde durmasını sağlamak için bele gelecek kısımlara geçirilen bağ
- UÇSUZ
-
-
[sıfat]
Ucu, sonu olmayan
- "Geçen günlerim bana dalgaları sayılmayan uçsuz bir deniz gibi göründü."
-
[sıfat]
Ucu, sonu olmayan
- UÇARI
-
-
[sıfat]
Ele avuca sığmaz, çok haşarı (kimse)
- "Ben azami derecede haşarı ve uçarı bir çocuktum."
-
Kendini çeşitli eğlencelere vermiş, zevk ve eğlenceye düşkün (kimse); sefih
- "Yazar dediğin biraz uçarı, serseri mizaç olmalı değil midir?"
-
[mecaz]
Bakınız havai
-
[sıfat]
Ele avuca sığmaz, çok haşarı (kimse)
- UÇUCU
-
-
[sıfat]
Uçma yeteneği veya özelliği olan; tayyar
-
Düşük sıcaklıkta hızla buharlaşma özelliği olan
-
Uçak kullanma yeteneği olan
- "Mezun olan subaylardan uçuculuk muayenesini kazananlar uçucu pilot subay olurlar."
-
[isim]
Bakınız pilot
-
[sıfat]
Uçma yeteneği veya özelliği olan; tayyar