Başında uç olan 8 harfli 13 kelime var. Uç ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde uç olan kelimeler listesine ya da sonu uç ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında uç bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

UÇKURLUK

  1. [isim] Şalvar, don vb.nde uçkur geçirilen katlanmış kenar
    • "Şalvarların belinde mor bir uçkurluk vardır." (Ali Yıldız)
  2. Bayrağın direk tarafına gelen ve içinden ip geçirilip tutturulan beyaz bezden kenarlık
    • "Uçkurluk tarafındaki kırmızı renkteki dairenin içinde arabesk işlemeler vardır." (Fevzi Kurtoğlu)
  3. Uçkur geçirmeye yarayan çubuk; uçkur çubuğu
UÇARILIK

  1. [isim] Uçarı olma durumu
  2. Uçarıya yakışır davranış; sefahat
    • "Böyle bir uçarılıkta bulundukça hemen ardından acı bir pişmanlık duyar." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
UÇUKLAMA

  1. [isim] Uçuklamak işi
UÇURULMA

  1. [isim] Uçurulmak işi
UÇURTMAK

  1. [-e, -i] Uçma işini yaptırmak
    • "Gür Han’ın kızı bu kötü haberi alınca Oğuz’a pek bağlı bir delikanlıyı kuş gibi uçurttu." (Ahmet Kabaklı)
  2. Uçmasına yol açmak
  3. Bakınız uçurmak
UÇANKALE

  1. [isim, eskimiş, askerlik] Stratejik amaçlarla İkinci Dünya Savaşı’nda kullanılmış olan, uzun menzilli, ağır bombardıman uçağı
    • "Suat Hayri’yi sigaya çekmek, bir uçankale tayyarenin altında sürat cakası yapıp gaza fazla bastığı için biçare şoföre haddini bildirmek kadar yersizdir." (Necip Fazıl Kısakürek)
UÇTUUÇTU

  1. [isim] Toplu hâlde oynanan, uçan şeyler söylenince el kaldırma, uçmayan şeyler söylenince el kaldırılırsa yanma temeline dayanan bir çocuk oyunu
UÇLANMAK

  1. [nesnesiz] Uçlu duruma gelmek, uç vermek, filizlenmek
    • "Bir iki gün günlük güneşlik olunca otlar uçlandı." (Halikarnas Balıkçısı)
  2. Gelişmeye başlamak
  3. Bir şeyden kaynaklanmak
  4. Bakınız yararlanmak
    • "Kaldı ki tanımlamaların mutlaka bilimden uçlanarak kurulması şart da değildir, her zaman mümkün de değildir." (Hüseyin Cöntürk)
  5. [argo] Bakınız vermek
    • "Tıngırın varsa uçlan, dedi." (Sait Faik Abasıyanık)
  6. Bedava almak, birinden geçinmek
    • "Güdük Necmi, benden uçlandığı sigarayı gene benden yaktı." (Rıfat Ilgaz)
UÇABİLME

  1. [isim] Uçabilmek işi
UÇSUZLUK

  1. [isim] Uçsuz olma durumu
    • "Gözümüze kırların, akarsuların, stepin, küçük kulübelerin, öküzlerin, çoban çocuklarının; kiminin sükûnu, kiminin çağıldayışı, kiminin penceresinin ışığı, uçsuzluğu, kiminin hüznü, hayreti, kıskançlığı çöktü." (Sait Faik Abasıyanık)
UÇKURSUZ

  1. [sıfat] Uçkuru olmayan
  2. [zarf] Uçkuru olmadan
  3. [mecaz] Bakınız ahlaksız
UÇUVERME

  1. [isim] Uçuvermek işi
UÇUCULUK

  1. [isim] Uçucu olma durumu
    • "Her adımda, cüppesinin geniş etekleri, savrularak harmanlıyor, bu da yürümesine, ayakları yere değmiyormuş gibi, garip bir uçuculuk veriyordu." (Kemal Tahir)
  2. Bakınız pilotluk
    • "Böylesine bir durumla uçuculuk yaşamımda ilk kez karşılaşıyordum." (Sabiha Gökçen)
  3. Düşük sıcaklıkta hızla buhar ve gaz durumuna geçebilen bir maddenin özelliği
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü