Başında uç olan 8 harfli 13 kelime var. Uç ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde uç olan kelimeler listesine ya da sonu uç ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında uç bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- UÇKURLUK
-
-
[isim]
Şalvar, don vb.nde uçkur geçirilen katlanmış kenar
- "Şalvarların belinde mor bir uçkurluk vardır."
-
Bayrağın direk tarafına gelen ve içinden ip geçirilip tutturulan beyaz bezden kenarlık
- "Uçkurluk tarafındaki kırmızı renkteki dairenin içinde arabesk işlemeler vardır."
-
Uçkur geçirmeye yarayan çubuk; uçkur çubuğu
-
[isim]
Şalvar, don vb.nde uçkur geçirilen katlanmış kenar
- UÇARILIK
-
-
[isim]
Uçarı olma durumu
-
Uçarıya yakışır davranış; sefahat
- "Böyle bir uçarılıkta bulundukça hemen ardından acı bir pişmanlık duyar."
-
[isim]
Uçarı olma durumu
- UÇUKLAMA
-
-
[isim]
Uçuklamak işi
-
[isim]
Uçuklamak işi
- UÇURULMA
-
-
[isim]
Uçurulmak işi
-
[isim]
Uçurulmak işi
- UÇURTMAK
-
-
[-e, -i]
Uçma işini yaptırmak
- "Gür Han’ın kızı bu kötü haberi alınca Oğuz’a pek bağlı bir delikanlıyı kuş gibi uçurttu."
-
Uçmasına yol açmak
-
Bakınız uçurmak
-
[-e, -i]
Uçma işini yaptırmak
- UÇANKALE
-
-
[isim, eskimiş, askerlik]
Stratejik amaçlarla İkinci Dünya Savaşı’nda kullanılmış olan, uzun menzilli, ağır bombardıman uçağı
- "Suat Hayri’yi sigaya çekmek, bir uçankale tayyarenin altında sürat cakası yapıp gaza fazla bastığı için biçare şoföre haddini bildirmek kadar yersizdir."
-
[isim, eskimiş, askerlik]
Stratejik amaçlarla İkinci Dünya Savaşı’nda kullanılmış olan, uzun menzilli, ağır bombardıman uçağı
- UÇTUUÇTU
-
-
[isim]
Toplu hâlde oynanan, uçan şeyler söylenince el kaldırma, uçmayan şeyler söylenince el kaldırılırsa yanma temeline dayanan bir çocuk oyunu
-
[isim]
Toplu hâlde oynanan, uçan şeyler söylenince el kaldırma, uçmayan şeyler söylenince el kaldırılırsa yanma temeline dayanan bir çocuk oyunu
- UÇLANMAK
-
-
[nesnesiz]
Uçlu duruma gelmek, uç vermek, filizlenmek
- "Bir iki gün günlük güneşlik olunca otlar uçlandı."
-
Gelişmeye başlamak
-
Bir şeyden kaynaklanmak
-
Bakınız yararlanmak
- "Kaldı ki tanımlamaların mutlaka bilimden uçlanarak kurulması şart da değildir, her zaman mümkün de değildir."
-
[argo]
Bakınız vermek
- "Tıngırın varsa uçlan, dedi."
-
Bedava almak, birinden geçinmek
- "Güdük Necmi, benden uçlandığı sigarayı gene benden yaktı."
-
[nesnesiz]
Uçlu duruma gelmek, uç vermek, filizlenmek
- UÇABİLME
-
-
[isim]
Uçabilmek işi
-
[isim]
Uçabilmek işi
- UÇSUZLUK
-
-
[isim]
Uçsuz olma durumu
- "Gözümüze kırların, akarsuların, stepin, küçük kulübelerin, öküzlerin, çoban çocuklarının; kiminin sükûnu, kiminin çağıldayışı, kiminin penceresinin ışığı, uçsuzluğu, kiminin hüznü, hayreti, kıskançlığı çöktü."
-
[isim]
Uçsuz olma durumu
- UÇKURSUZ
-
-
[sıfat]
Uçkuru olmayan
-
[zarf]
Uçkuru olmadan
-
[mecaz]
Bakınız ahlaksız
-
[sıfat]
Uçkuru olmayan
- UÇUVERME
-
-
[isim]
Uçuvermek işi
-
[isim]
Uçuvermek işi
- UÇUCULUK
-
-
[isim]
Uçucu olma durumu
- "Her adımda, cüppesinin geniş etekleri, savrularak harmanlıyor, bu da yürümesine, ayakları yere değmiyormuş gibi, garip bir uçuculuk veriyordu."
-
Bakınız pilotluk
- "Böylesine bir durumla uçuculuk yaşamımda ilk kez karşılaşıyordum."
-
Düşük sıcaklıkta hızla buhar ve gaz durumuna geçebilen bir maddenin özelliği
-
[isim]
Uçucu olma durumu