Sonunda kın olan 28 kelime var. KIN ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde kın olan kelimeler listesine ya da başında kın olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
BİHAKKIN, YAPYAKIN
ALIŞKIN
BASKIN, BATKIN, BIÇKIN, BIKKIN, ÇAPKIN, ÇATKIN, ÇIKKIN, FIŞKIN, KAÇKIN, SAPKIN, ŞAŞKIN, SIKKIN, TALKIN, TAŞKIN, YATKIN, YIKKIN, ZIPKIN
AŞKIN, ÇAKIN, ÇIKIN, IŞKIN, SAKIN, YAKIN
AKIN
KIN
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- YAPYAKIN
-
-
[zarf]
Çok yakın
- "Birimizin erişilmez uzaklarda gördüğünü öbürümüz yapyakın görüyor."
-
[zarf]
Çok yakın
- BİHAKKIN
-
Kelime Kökeni: Arapça biḥaḳḳin
-
[zarf, eskimiş]
Hakkıyla, hakkını vererek
- "İşinin ehlidir, bihakkın çalışıyor."
-
[zarf, eskimiş]
Hakkıyla, hakkını vererek
- ALIŞKIN
-
-
[sıfat]
Bir şeye veya bir şey yapmaya alışmış olan; alışkan, alışmış
- "İki yandaki çarklar dar kafeslerinde birden uyanan alışkın ve müthiş deniz aygırları gibi hiddetli bir gürültü çıkararak kımıldandı."
-
[sıfat]
Bir şeye veya bir şey yapmaya alışmış olan; alışkan, alışmış
- YATKIN
-
-
[sıfat]
Bir işte yeteneği, becerisi olan
- "Dolap çevirmeye, şantaj mesleğine ne kadar yatkın, ne kadar elverişli idi ise bu yeni konusunda da öyle olacağa benziyordu."
-
Bakınız yatık
-
Çok durmaktan sağlamlığını yitirmiş, çürük olan
- "Yatkın mal. Yatkın kumaş."
-
[mecaz]
Benimsemiş, alışmış, eğilimli olan
- "Yadırgamaya yatkındı ama görmüştü kızın oyununu."
-
[sıfat]
Bir işte yeteneği, becerisi olan
- ÇAPKIN
-
-
[sıfat]
Geçici aşklar ve ilişkiler peşinde koşan (kimse); gönül avcısı, hovarda
- "Sen onun karşısına çapkın bir adam gibi çıktın."
-
Cinsellik hatırlatan
- "Bunlar, herhangi bir caz havasına uyar gibi omuz, gerdan kırar, kalça sallar ve mantolarını çapkın bir eda ile şöylece omuzlarının üstüne atıverirler."
-
Yaramaz, şakacı, haylaz
- "İyidir, hoştur ... ille velakin birazcık delişmendir, birazcık çapkındır."
-
[ünlem]
Okşayıcı bir seslenme sözü
- "Kostüm yeni, potinler yeni, gömlek yeni. Güveyi mi giriyorsun çapkın?"
-
[sıfat]
Geçici aşklar ve ilişkiler peşinde koşan (kimse); gönül avcısı, hovarda
- ŞAŞKIN
-
-
[sıfat]
Düşünceleri dağılmış, karışmış, ne yapacağını bilemez duruma gelmiş
- "Şaşkınım, çenem, dudaklarım, dilim sanki artık beni dinlemiyorlar."
-
Akılsız, sersem, budala olan
-
[sıfat]
Düşünceleri dağılmış, karışmış, ne yapacağını bilemez duruma gelmiş
- ÇIKKIN
-
-
[sıfat]
Dışa doğru çıkmış olan
- "Şakakları sivri, çıkkın, yeşil gözlü, çizmeli, çilli yüzlü bir adamdı."
-
[sıfat]
Dışa doğru çıkmış olan
- SIKKIN
-
-
[sıfat]
Çok sıkılmış
-
Sıkıntılı, bungun
-
[sıfat]
Çok sıkılmış
- BASKIN
-
-
[isim]
Suç işlendiği veya suçluların bulunduğu sanılan bir yere ansızın girme
-
Kısa süreli, beklenmedik saldırı
- "Bu dört kişi güç bela baskından kurtulup bana sığınmış."
-
Su basması
-
Ansızın veya habersiz çıkagelme
-
[sıfat]
Benzerleri arasında güç ve önem bakımından başta gelen; başat, hâkim, dominant
- "Belli bir şey ki bu genç ikisinden de baskın, çekemiyorlar."
-
[sıfat]
Ansızın veya habersiz yapılan
- "... matematik öğretmeni baskın bir sözlü yapacak olsa tahtaya ilk kaldırılan, öğrenciler arasında grip salgını başlasa ilk hastalanan hep Nihat olurdu."
-
[isim]
Suç işlendiği veya suçluların bulunduğu sanılan bir yere ansızın girme
- SAPKIN
-
-
[sıfat]
Doğru yoldan ayrılmış olan
-
Sapkıya uğramış olan
-
[sıfat]
Doğru yoldan ayrılmış olan
- BIÇKIN
-
-
[isim, argo]
Bakınız kabadayı
- "Ulan, onlar bey, sen bıçkın."
-
[sıfat]
Korkusuz, gözü pek, yürekli, cesur
- "Kahve sahibi hem çok zengindi, hem çok bıçkın."
-
[isim, argo]
Bakınız kabadayı
- ÇATKIN
-
-
[sıfat]
Bakınız çatık
- "Müftü bunu işitince çatkın bir çehre ile geldi."
-
[sıfat]
Bakınız çatık
- BIKKIN
-
-
[sıfat]
Çok bıkmış, usanmış, bezmiş
- "Sevim ablanın yüzüne bıkkın bir ifade geldi, alnı kırıştı, omuzlarını silkti."
-
[sıfat]
Çok bıkmış, usanmış, bezmiş
- FIŞKIN
-
-
[isim]
Bir ağacın dibinden süren ince dal
-
Asma kütüğünde hereğin üst yanında biten dal
-
[isim]
Bir ağacın dibinden süren ince dal
- TALKIN
-
Kelime Kökeni: Arapça telḳīn
-
[isim, din bilimi]
Gömüldükten sonra mezar başında imamın ölüye hitaben söylediği dinî sözler ve dualar; telkin
-
[isim, din bilimi]
Gömüldükten sonra mezar başında imamın ölüye hitaben söylediği dinî sözler ve dualar; telkin
- YIKKIN
-
-
[sıfat]
Bakınız harap
- "Hepiniz en düşkün, en yıkkın zamanlarınızda beni düşünüp diriliyorsunuz."
-
[sıfat]
Bakınız harap
- ZIPKIN
-
-
[isim]
Büyük balıkları vurup çekmeye yarayan ucu çengelli mızrak
-
[isim]
Büyük balıkları vurup çekmeye yarayan ucu çengelli mızrak
- TAŞKIN
-
-
[sıfat]
Taşmış bir durumda olan
-
[isim]
Bakınız su baskını
-
[mecaz]
Bakınız aşırı
- "Bu yüz neşeli değil, taşkın denecek kadar mutlu idi."
-
[sıfat]
Taşmış bir durumda olan
- BATKIN
-
-
[sıfat, hukuk, ekonomi]
Batmış, çökmüş olan
-
Bakınız müflis
-
[sıfat, hukuk, ekonomi]
Batmış, çökmüş olan
- KAÇKIN
-
-
[isim]
Bir yerden veya bir işten kaçmış kimse
- "Doktor kaçkını nice manyaklar içinde, narsist kompleksine müptela olanlar sandığınızdan çoktur."
-
İnsanlardan uzak duran, insan içine çıkmak istemeyen kimse
-
[isim]
Bir yerden veya bir işten kaçmış kimse