Sonunda kın olan 6 harfli 17 kelime var. KIN ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde kın olan kelimeler listesine ya da başında kın olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

BATKIN

  1. [sıfat, hukuk, ekonomi] Batmış, çökmüş olan
  2. Bakınız müflis
SIKKIN

  1. [sıfat] Çok sıkılmış
  2. Sıkıntılı, bungun
ÇIKKIN

  1. [sıfat] Dışa doğru çıkmış olan
    • "Şakakları sivri, çıkkın, yeşil gözlü, çizmeli, çilli yüzlü bir adamdı." (Osman Şahin)
KAÇKIN

  1. [isim] Bir yerden veya bir işten kaçmış kimse
    • "Doktor kaçkını nice manyaklar içinde, narsist kompleksine müptela olanlar sandığınızdan çoktur." (Haldun Taner)
  2. İnsanlardan uzak duran, insan içine çıkmak istemeyen kimse
FIŞKIN

  1. [isim] Bir ağacın dibinden süren ince dal
  2. Asma kütüğünde hereğin üst yanında biten dal
TAŞKIN

  1. [sıfat] Taşmış bir durumda olan
  2. [isim] Bakınız su baskını
  3. [mecaz] Bakınız aşırı
    • "Bu yüz neşeli değil, taşkın denecek kadar mutlu idi." (Tarık Buğra)
ÇATKIN

  1. [sıfat] Bakınız çatık
    • "Müftü bunu işitince çatkın bir çehre ile geldi." (Reşat Nuri Güntekin)
YATKIN

  1. [sıfat] Bir işte yeteneği, becerisi olan
    • "Dolap çevirmeye, şantaj mesleğine ne kadar yatkın, ne kadar elverişli idi ise bu yeni konusunda da öyle olacağa benziyordu." (Tarık Buğra)
  2. Bakınız yatık
  3. Çok durmaktan sağlamlığını yitirmiş, çürük olan
    • "Yatkın mal. Yatkın kumaş."
  4. [mecaz] Benimsemiş, alışmış, eğilimli olan
    • "Yadırgamaya yatkındı ama görmüştü kızın oyununu." (Attilâ İlhan)
YIKKIN

  1. [sıfat] Bakınız harap
    • "Hepiniz en düşkün, en yıkkın zamanlarınızda beni düşünüp diriliyorsunuz." (Nezihe Meriç)
BASKIN

  1. [isim] Suç işlendiği veya suçluların bulunduğu sanılan bir yere ansızın girme
  2. Kısa süreli, beklenmedik saldırı
    • "Bu dört kişi güç bela baskından kurtulup bana sığınmış." (Refik Halit Karay)
  3. Su basması
  4. Ansızın veya habersiz çıkagelme
  5. [sıfat] Benzerleri arasında güç ve önem bakımından başta gelen; başat, hâkim, dominant
    • "Belli bir şey ki bu genç ikisinden de baskın, çekemiyorlar." (Haldun Taner)
  6. [sıfat] Ansızın veya habersiz yapılan
    • "... matematik öğretmeni baskın bir sözlü yapacak olsa tahtaya ilk kaldırılan, öğrenciler arasında grip salgını başlasa ilk hastalanan hep Nihat olurdu." (Ahmet Ümit)
ÇAPKIN

  1. [sıfat] Geçici aşklar ve ilişkiler peşinde koşan (kimse); gönül avcısı, hovarda
    • "Sen onun karşısına çapkın bir adam gibi çıktın." (Peyami Safa)
  2. Cinsellik hatırlatan
    • "Bunlar, herhangi bir caz havasına uyar gibi omuz, gerdan kırar, kalça sallar ve mantolarını çapkın bir eda ile şöylece omuzlarının üstüne atıverirler." (Halide Edip Adıvar)
  3. Yaramaz, şakacı, haylaz
    • "İyidir, hoştur ... ille velakin birazcık delişmendir, birazcık çapkındır." (Osman Cemal Kaygılı)
  4. [ünlem] Okşayıcı bir seslenme sözü
    • "Kostüm yeni, potinler yeni, gömlek yeni. Güveyi mi giriyorsun çapkın?" (Peyami Safa)
BIKKIN

  1. [sıfat] Çok bıkmış, usanmış, bezmiş
    • "Sevim ablanın yüzüne bıkkın bir ifade geldi, alnı kırıştı, omuzlarını silkti." (Emine Işınsu)
ŞAŞKIN

  1. [sıfat] Düşünceleri dağılmış, karışmış, ne yapacağını bilemez duruma gelmiş
    • "Şaşkınım, çenem, dudaklarım, dilim sanki artık beni dinlemiyorlar." (Ahmet Ümit)
  2. Akılsız, sersem, budala olan
BIÇKIN

  1. [isim, argo] Bakınız kabadayı
    • "Ulan, onlar bey, sen bıçkın." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  2. [sıfat] Korkusuz, gözü pek, yürekli, cesur
    • "Kahve sahibi hem çok zengindi, hem çok bıçkın." (Nâzım Hikmet)
ZIPKIN

  1. [isim] Büyük balıkları vurup çekmeye yarayan ucu çengelli mızrak
SAPKIN

  1. [sıfat] Doğru yoldan ayrılmış olan
  2. Sapkıya uğramış olan
TALKIN

Kelime Kökeni: Arapça telḳīn

  1. [isim, din bilimi] Gömüldükten sonra mezar başında imamın ölüye hitaben söylediği dinî sözler ve dualar; telkin
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü