İçinde şak olan 7 harfli 19 kelime var. İçerisinde ŞAK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında şak olan kelimeler listesine ya da sonu şak ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Şak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A K Ş

3 Harfli Kelimeler

AŞK, KAŞ, ŞAK

2 Harfli Kelimeler

AK, AŞ

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ŞAKAMSI

  1. [zarf] Şakaya benzer biçimde
    • "İşçinin başına şakamsı şap şap vurur." (Muzaffer İzgü)
KUŞAKLI

  1. [sıfat] Kuşağı olan
    • "Kıpkızıl ve gırtlaktan aşağı kuşaklı gömlek, tuhaf bir kasket ve elde silah!" (Aka Gündüz)
ŞAKASIZ

  1. [zarf] Şaka yapmaksızın, ciddi olarak
    • "Ben şakasız, alaysız duramam ah, duramam, ölürüm, anlayınız." (Gülten Akın)
ŞAKIMAK

  1. [nesnesiz] Ötücü kuşlar ezgili ses çıkarmak, ötmek; şakramak, terennüm etmek
    • "Kalk dilber, gidelim bağ arasına / Şakısın bülbüller, gül incinmesin" (Karacaoğlan)
  2. [mecaz] Çok konuşmak, çenesi düşmek
    • "Eskiden hiç lakırtı söylemeyen bu ihtiyar, şimdi şakıyordu." (Ömer Seyfettin)
  3. [-i, mecaz] Güzel şarkı söylemek veya şiir okumak
    • "Hep aşkı, hep inançları, hep yurt sevgisini şakıyan şairler vardır; ben şair olsaydım ışığın verdiği hazları söyler, hep güneşe övgüler yazardım." (Nurullah Ataç)
MUAŞAKA

Kelime Kökeni: Arapça muʿāşaḳa

  1. [isim, eskimiş] Bakınız âşıktaşlık
    • "Bir muaşakadan sonra evlendiği hanımla aralarında bir hayli kıskançlık vakaları geçmiş." (Abdülhak Şinasi Hisar)
UŞAKLIK

  1. [isim] Uşak olma durumu; hizmetkârlık
    • "Uşaklık, ayvazlık istihkakın yokken bu rütbeye gelmişsin." (Namık Kemal)
  2. [mecaz] Birinin, kendi öz saygısı pahasına başkasına yaptığı hizmet
ŞAKRAMA

  1. [isim] Bakınız şakıma
TAŞAKLI

  1. [sıfat] Taşağı olan
  2. [mecaz] Sözünü geçirir, tuttuğunu koparır; yiğit
BAŞAKLI

  1. [sıfat] Başağı olan (ekin)
  2. Arka ucu başak biçimde olan (ok)
BAŞAKÇI

  1. [isim] Tarlalarda kalmış başakları veya bağlarda dökülmüş meyveleri toplayan kimse
ŞAKLAMA

  1. [isim] Şaklamak işi
ŞAKADAN

  1. [zarf] Şaka olarak, şaka diye; şakacıktan, mahsus (I)
    • "Belki benim kadar bir kızınız da vardır, çok rica ederim, bir daha bana böyle nişanlım için şakadan kara haber vermeyiniz." (Halide Edip Adıvar)
ŞAKIRTI

  1. [isim] Şakırdayan bir şeyin çıkardığı sesin adı
    • "Birdenbire kesildi halkın lakırtıları / Korku içinde durdu tavla şakırtıları" (Enis Behiç Koryürek)
ŞAKİLİK

  1. [isim] Bakınız haydutluk
YAPIŞAK

  1. [isim] Yapışkan bir çeşit ot
  2. Yapışkan özelliği olan nesne
  3. [mecaz] Arsız, sırnaşık kimse
YUMUŞAK

  1. [sıfat] Dokunulduğunda veya üzerine basıldığında çukurlaşan, eski biçimini kaybeden, katı karşıtı
    • "Pamuk yumuşaktır."
  2. Kolaylıkla bükülen, buruşmayan, sert karşıtı
    • "Kadife gibi ince ve yumuşak olan bu arakiyeler de çok iyi saklanmıştır." (Asaf Halet Çelebi)
  3. Dokunulduğunda hoş bir duygu uyandıran
    • "Yerde yumuşak kilimler serili geniş odasına bağdaş kurup yerleşiriz." (Azra Erhat)
  4. Kolaylıkla işlenebilen
    • "Uzun gagasını yumuşak topraklara sokar, otların kökündeki yaşlığı emerek yaşarmış." (Memduh Şevket Esendal)
  5. Kolay çiğnenen, kolay kesilen
    • "Yumuşak ekmek."
  6. Ilıman olan (iklim), sert karşıtı
    • "Yumuşak iklim. Yumuşak hava."
  7. [mecaz] Kaba, hırçın, sert olmayan, kolay yola gelen
  8. [mecaz] Okşayıcı, tatlı, hoş
    • "Gözleri yan aralık, kirpiklerinin arasından bana her zamanki yumuşak, tatlı, sonsuz şefkatiyle bakıyor." (Yusuf Ziya Ortaç)
  9. [mecaz] Sessiz, hafif
    • "Onun içinde mutlaka sönüp yanan gizli yumuşak ışıklarla fosforlu bir parıldayış vardır." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  10. [dil bilgisi] Bakınız tonlu
ŞAKAYIK

Kelime Kökeni: Arapça şaḳāʾiḳ

  1. [isim, bitki bilimi] Düğün çiçeğigillerden, çiçekleri türlü renkte, çok yıllık güzel bir süs bitkisi (Paeonia mascula)
AĞIRŞAK

  1. [isim] Yün veya iplik eğrilen iği ağırlaştırmak için alt ucuna geçirilen yarım küre biçiminde, ortası delik ağaç veya kemik parça
    • "Ancak bu makalenin yazarı evinde, köyünde, bölgesinde iğ kullanılan birisi olarak kemikten bir ağırşakla karşılaşmamıştır." (Kenan Erzurum)
  2. Teker biçiminde yassı nesne; kurs (I)
    • "Bu grup yalnızca irice bir çömleğin kırık gövde parçasından yapılmış bir ağırşakla temsil edilir." (Kemalettin Köroğlu)
ŞAKIYIŞ

  1. [isim] Şakımak işi
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü