İçinde uz olan 7 harfli 90 kelime var. İçerisinde UZ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında uz olan kelimeler listesine ya da sonu uz ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

RUMUZLU

  1. [sıfat] Rumuzu olan, rumuzla anlatılan
    • "Hilmi Efendi bütün bu yarı rumuzlu sözlerden anlamıştı." (Refik Halit Karay)
OĞUZELİ

  1. [isim] Gaziantep iline bağlı ilçelerden biri
KILAVUZ

  1. [isim] Yol gösteren kimse; rehber, delil
    • "Ilıca hamamından ercecik kalkın / Kılavuz seçin de Şahren'i geçin" (Halk türküsü)
  2. Doğru yolu gösteren kimse; mürşit
  3. Herhangi bir alanda ve konuda bilgi veren, yol yöntem gösteren kitap vb
    • "Öğrenci kılavuzu."
  4. Evlenecek olanlara eş bulan veya onlara evlilik sürecinde yol gösteren kimse
  5. [mecaz] Ruhsal ve zihinsel bakımdan yol gösteren, ışık tutan kimse
    • "Kılavuzumuz Atatürk'tür."
  6. [denizcilik] Bakınız kılavuz gemisi
  7. [denizcilik] Bakınız kılavuz kaptan
    • "İstanbul Boğazı'ndan kılavuz almadan geçmek yasaktır."
  8. [sinema] Makaradaki filmlerin başında ve sonunda yer alan, filmin alıcı, yıkama aracı, basım aracı, gösterici vb. araçlara takılıp çıkarılmasında kolaylık sağlayan, asıl film için pay bırakan çeşitli renklerde film parçası
  9. [teknik] Somun veya boru içine yiv açmakta kullanılan araç
  10. [teknik] Dar ve uzun bir yerden tel, kablo gibi bükülebilen bir şey geçirilirken bunların ucuna bağlandığı sert nesne
KUZEYLİ

  1. [sıfat] Kuzey ülkeleri halkından olan (kimse); Şimalli
  2. Türkiye'nin kuzeyinde bulunan illerden olan (kimse); Şimalli
BORÇSUZ

  1. [sıfat] Borcu olmayan
  2. [zarf] Borç etmeden
    • "Hayatı boyunca borçsuz yaşadı."
MUZİPÇE

  1. [zarf] Muzibe yakışır biçimde, muzip gibi
    • "Saçları kesilince kafası daha da küçük görünen çocuğa, ortak bir sırrı paylaşıyorlarmış gibi muzipçe göz kırptı." (Elif Şafak)
NÜFUZLU

  1. [sıfat] Sözü geçer, istediğini yaptıran; erkli
    • "Mülkiyeden çıktıktan sonra Avrupa'ya kaçmış fakat nüfuzlulardan birinin aracılığıyla İstanbul'a dönmüştü." (Refik Halit Karay)
  2. Makamı yüksek, kademesi üst
    • "Arkadaşlarının nüfuzlu yerlerde bulunmasına karşın o hep kenarda kalmayı yeğledi." (Haldun Taner)
UZUNLUK

  1. [isim] Bir şeyin bir uçtan öbür uca kadar olan uzaklığı
  2. [matematik] İki nokta arasındaki yer aralığının ölçümü; tul
  3. Bir yüzeyin iki temel boyutundan en büyük olanı; boy (I), en karşıtı
    • "Üç buçuk metre uzunluğunda bir kalas bul, getir." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  4. Yazının, sözün kapsam yönünden genişliği
    • "Kitabın adı uzun fakat insanda okumak merakı uyandırdığı için bu uzunluk yakışıksız kaçmamış." (Nâzım Hikmet)
  5. Süre yönünden uzun olma durumu
ARZUSUZ

  1. [sıfat] Bakınız isteksiz
  2. [zarf] İsteksiz bir biçimde
    • "Kendisine ilk defa arzusuz baktığım bu kadın, bana iğrenç görünüyordu." (Peyami Safa)
SUZİDİL

Kelime Kökeni: Farsça sūz + dil

  1. [isim, müzik] Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam
DOSTSUZ

  1. [sıfat] Dostu olmayan
  2. [zarf] Dostu olmadan
    • "Cebinde birkaç para ile ailesiz ve dostsuz iş bulana kadar yaşamak mecburiyetinde idi." (Peyami Safa)
DOKUSUZ

  1. [sıfat] Dokusu olmayan
TAARRUZ

Kelime Kökeni: Arapça taʿarruż

  1. [isim] Bakınız saldırı
    • "Herhangi bir devletin İstanbul'a taarruzu artık hatırından geçmiyordu." (Yahya Kemal Beyatlı)
ARGOSUZ

  1. [sıfat] İçinde argo söz bulunmayan
    • "Her şey yerli yerinde, argosuz, abartı süzgecinin delikleri biraz daha ufaltılmış." (Fikret Hakan)
  2. [zarf] Argo kullanmayarak (konuşmak)
UZLAŞIM

  1. [isim] Bakınız uzlaşma
LİMUZİN

Kelime Kökeni: Fransızca limousine

  1. [isim] İçinde her türlü donanım bulunan lüks, uzun ve geniş otomobil türü
    • "Dr. Osman Nuri Balcı, onların arkasında Firuz Polat’la Zeynel Duman apartmanın kapısından çıktıkları zaman tam karşılarında ... uzun bir limuzin gördüler." (Tahsin Yücel)
BUUTSUZ

  1. [sıfat] Bakınız boyutsuz
TUZUMSU

  1. [sıfat] Bakınız tuzsu
    • "Aybars hararetli, terli nefeslerini tuzumsu bir tatla yudumluyordu." (Ramazan Ateş)
UZLAŞMA

  1. [isim] Uzlaşmak işi; uylaşım, uylaşma, uymaca, uyuşma (II), uzlaşı, uzlaşım, mutabakat, antant, konsensüs
    • "Yoksa mutlu bir şansla bir uzlaşma olacak, bu da yumuşak bir tasfiyeye imkân bırakacak mıydı?" (Tarık Buğra)
OTUZLUK

  1. [sıfat] Otuz tanesi bir arada olan veya içinde aynı şeyden otuz tane bulunan
  2. Otuz yaş dolaylarında olan veya görünen (kimse)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü