Başında uzak olan 18 kelime var. Uzak ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde uzak olan kelimeler listesine ya da sonu uzak ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında uzak bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
UZAKLAŞTIRILMAK
UZAKLAŞABİLMEK, UZAKLAŞTIRILMA
UZAKLAŞABİLME, UZAKLAŞTIRMAK
UZAKLAŞILMAK, UZAKLAŞTIRMA
UZAKLAŞILMA
UZAKLANMAK, UZAKLAŞMAK
UZAKLANMA, UZAKLAŞMA, UZAKSAMAK
UZAKSAMA
UZAKLIK, UZAKTAN
UZAKÇA
UZAK
Uzak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
4 Harfli Kelimeler
UZAK
3 Harfli Kelimeler
KAZ, KUZ, UZA
2 Harfli Kelimeler
AK, AZ, UZ
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- UZAKLAŞTIRILMAK
-
-
[-den]
Uzaklaşması sağlanmak
-
Görevden alınmasını sağlamak
- "İngiltere ve Fransa tarafından atanmış olan iki yabancı kontrolör görevden uzaklaştırıldı."
-
[-den]
Uzaklaşması sağlanmak
- UZAKLAŞTIRILMA
-
-
[isim]
Uzaklaştırılmak işi
-
[isim]
Uzaklaştırılmak işi
- UZAKLAŞABİLMEK
-
-
[-den]
Uzaklaşma ihtimali veya imkânı bulunmak
- "Nasıl bu kadar tatlı bir bağlanıştan uzaklaşabilir, diye onu yolundan çevirmiş, kararından vazgeçirmişti."
-
Uzaklaşma gücü bulunmak
-
[-den]
Uzaklaşma ihtimali veya imkânı bulunmak
- UZAKLAŞTIRMAK
-
-
[-i, -den]
Uzağa götürmek
- "Allah rızası için şu adamları uzaklaştırın başımdan."
-
Çıkarmak, ayırmak
- "İçtimai hayat bizi hem dış tabiattan hem de kendi varlığımızdan uzaklaştırır."
-
[mecaz]
Yabancılaştırmak, ilgisiz bırakmak; kışkışlamak
- "Sen onu bozmak, işten uzaklaştırmak, züppeleştirmek için bilmezlikle elinden geleni yaptın."
-
[-i, -den]
Uzağa götürmek
- UZAKLAŞABİLME
-
-
[isim]
Uzaklaşabilmek işi
-
[isim]
Uzaklaşabilmek işi
- UZAKLAŞILMAK
-
-
[-den]
Uzaklaşma işi yapılmak
- "Ne var ki farklı zaman, mekân, kişi ve olayları konu edinseler de romanlar giderek birbiriyle benzeşti, anlatımlar sıradanlaştı ve her tekrarda tarihten biraz daha uzaklaşıldı."
-
[-den]
Uzaklaşma işi yapılmak
- UZAKLAŞTIRMA
-
-
[isim]
Uzaklaştırmak işi; tenkil
- "Tehlikeyi uzaklaştırma hissi, aslında insanın kendini tehdit altında hissetme duygusuyla beraber yaşanır."
-
[isim]
Uzaklaştırmak işi; tenkil
- UZAKLAŞILMA
-
-
[isim]
Uzaklaşılmak durumu
-
[isim]
Uzaklaşılmak durumu
- UZAKLAŞMAK
-
-
[-den]
Bir şeyden, bir yerden veya kimseden ayrılıp uzağa gitmek; ıraklaşmak, ıramak, uzaklanmak
- "Böyle uzaklaşınca ağır ağır o bizden / Biz ayrı düşmemeye ant içmiştik denizden"
-
[mecaz]
Yabancılaşmak, ilgisi azalmak
- "Bu genç kız yaşasaydı sevdiği adamın günden güne kendisinden uzaklaştığını görecekti."
-
Yavaş yavaş görünmez, duyulmaz, hissedilmez duruma gelmek
-
[-den]
Bir şeyden, bir yerden veya kimseden ayrılıp uzağa gitmek; ıraklaşmak, ıramak, uzaklanmak
- UZAKLANMAK
-
-
[nesnesiz]
Bakınız uzaklaşmak
- "Mustafa, cenazenin kendine yaklaştığını görünce yavaş yavaş uzaklanır, kaçmak için kapıya kadar sokulur."
-
[mecaz]
Bir kişiye karşı nazlanmak
- "Hatta bundan bir böbürlenmek vesilesini çıkardığını anlatan bir gülümsemeyle sanki tekrar etsinler diye uzaklanırdı."
-
[nesnesiz]
Bakınız uzaklaşmak
- UZAKLANMA
-
-
[isim]
Uzaklanmak durumu veya biçimi
-
[isim]
Uzaklanmak durumu veya biçimi
- UZAKSAMAK
-
-
[-i]
Bir şeyin gerçekleşmesini uzak görmek, olacağına pek inanmamak; ıraksamak, istibat etmek
-
[-i]
Bir şeyin gerçekleşmesini uzak görmek, olacağına pek inanmamak; ıraksamak, istibat etmek
- UZAKLAŞMA
-
-
[isim]
Uzaklaşmak durumu; ıraklaşma, ırama
- "Öğrendiklerimin bir teki bile beni yayınevimden uzaklaşmaya heveslendirmedi."
-
[isim]
Uzaklaşmak durumu; ıraklaşma, ırama
- UZAKSAMA
-
-
[isim]
Uzaksamak işi; ıraksama, istibat
-
[isim]
Uzaksamak işi; ıraksama, istibat
- UZAKLIK
-
-
[isim]
Uzak olma durumu; ıraklık
- "Duvarın yüzünde birbirine otuz arşın kadar uzaklıkta sımsıkı kapalı iki büyük kapı vardı."
-
[matematik]
İki nokta arasındaki uzay ölçümü; mesafe
-
[isim]
Uzak olma durumu; ıraklık
- UZAKTAN
-
-
[zarf]
Uzak yerden; alarga
- "Merak bu ya, bir gün uzaktan seyredeceğim bizim takımı."
-
Yakın bir ilişki olmadan, dolaylı olarak
- "Siz belki beni bugüne değin fark etmediniz ama ben sizi uzaktan tanıyorum."
-
[zarf]
Uzak yerden; alarga
- UZAKÇA
-
-
[sıfat]
Biraz uzak olan
- "Uzakça vilayetlerden birinde yaşamış, orta hâlli bir ailenin çocuğuydu."
-
[sıfat]
Biraz uzak olan
- UZAK
-
-
[sıfat]
Gidilmesi çok süren, çok ötelerde bulunan; ırak (I), yakın karşıtı
- "Muallâ, uzaklardan bir ses duyar gibi oldu."
-
Arada çok zaman bulunan
- "Uzak bir gelecekte neler olacağı bilinmez."
-
Eli, gücü veya hükmü yetişmez
- "O böyle işlerden pek uzaktır."
-
İhtimali az olan
- "Sevgililerin birbirine kavuşması gerçekleşmeyecek bir uzak umut olarak gözükür."
-
Ayrı, birbiriyle yakın ilgisi olmayan
- "Ne iyi! Sizinle birlikte uzak şeylerden bahsedebileceğiz."
-
[isim]
Yakın olmayan yer
- "Fazla uzağa gitme."
-
Herhangi bir şeyden nasip almamış olan
-
[sıfat]
Gidilmesi çok süren, çok ötelerde bulunan; ırak (I), yakın karşıtı