Başında uzak olan 18 kelime var. Uzak ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde uzak olan kelimeler listesine ya da sonu uzak ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında uzak bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

15 Harfli Kelimeler

UZAKLAŞTIRILMAK

14 Harfli Kelimeler

UZAKLAŞABİLMEK, UZAKLAŞTIRILMA

13 Harfli Kelimeler

UZAKLAŞABİLME, UZAKLAŞTIRMAK

12 Harfli Kelimeler

UZAKLAŞILMAK, UZAKLAŞTIRMA

11 Harfli Kelimeler

UZAKLAŞILMA

10 Harfli Kelimeler

UZAKLANMAK, UZAKLAŞMAK

9 Harfli Kelimeler

UZAKLANMA, UZAKLAŞMA, UZAKSAMAK

8 Harfli Kelimeler

UZAKSAMA

7 Harfli Kelimeler

UZAKLIK, UZAKTAN

6 Harfli Kelimeler

UZAKÇA

4 Harfli Kelimeler

UZAK

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Uzak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A K U Z

4 Harfli Kelimeler

UZAK

3 Harfli Kelimeler

KAZ, KUZ, UZA

2 Harfli Kelimeler

AK, AZ, UZ

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

UZAKLAŞTIRILMAK

  1. [-den] Uzaklaşması sağlanmak
  2. Görevden alınmasını sağlamak
    • "İngiltere ve Fransa tarafından atanmış olan iki yabancı kontrolör görevden uzaklaştırıldı." (Ziya Kazıcı)
UZAKLAŞTIRILMA

  1. [isim] Uzaklaştırılmak işi
UZAKLAŞABİLMEK

  1. [-den] Uzaklaşma ihtimali veya imkânı bulunmak
    • "Nasıl bu kadar tatlı bir bağlanıştan uzaklaşabilir, diye onu yolundan çevirmiş, kararından vazgeçirmişti." (Münir Tevfik Uras)
  2. Uzaklaşma gücü bulunmak
UZAKLAŞTIRMAK

  1. [-i, -den] Uzağa götürmek
    • "Allah rızası için şu adamları uzaklaştırın başımdan." (Ayşe Kulin)
  2. Çıkarmak, ayırmak
    • "İçtimai hayat bizi hem dış tabiattan hem de kendi varlığımızdan uzaklaştırır." (Mehmet Kaplan)
  3. [mecaz] Yabancılaştırmak, ilgisiz bırakmak; kışkışlamak
    • "Sen onu bozmak, işten uzaklaştırmak, züppeleştirmek için bilmezlikle elinden geleni yaptın." (Memduh Şevket Esendal)
UZAKLAŞABİLME

  1. [isim] Uzaklaşabilmek işi
UZAKLAŞILMAK

  1. [-den] Uzaklaşma işi yapılmak
    • "Ne var ki farklı zaman, mekân, kişi ve olayları konu edinseler de romanlar giderek birbiriyle benzeşti, anlatımlar sıradanlaştı ve her tekrarda tarihten biraz daha uzaklaşıldı." (Ramis Dara)
UZAKLAŞTIRMA

  1. [isim] Uzaklaştırmak işi; tenkil
    • "Tehlikeyi uzaklaştırma hissi, aslında insanın kendini tehdit altında hissetme duygusuyla beraber yaşanır." (Nevzat Tarhan)
UZAKLAŞILMA

  1. [isim] Uzaklaşılmak durumu
UZAKLAŞMAK

  1. [-den] Bir şeyden, bir yerden veya kimseden ayrılıp uzağa gitmek; ıraklaşmak, ıramak, uzaklanmak
    • "Böyle uzaklaşınca ağır ağır o bizden / Biz ayrı düşmemeye ant içmiştik denizden" (Faruk Nafiz Çamlıbel)
  2. [mecaz] Yabancılaşmak, ilgisi azalmak
    • "Bu genç kız yaşasaydı sevdiği adamın günden güne kendisinden uzaklaştığını görecekti." (Reşat Nuri Güntekin)
  3. Yavaş yavaş görünmez, duyulmaz, hissedilmez duruma gelmek
UZAKLANMAK

  1. [nesnesiz] Bakınız uzaklaşmak
    • "Mustafa, cenazenin kendine yaklaştığını görünce yavaş yavaş uzaklanır, kaçmak için kapıya kadar sokulur." (Abdülkadir Emeksiz)
  2. [mecaz] Bir kişiye karşı nazlanmak
    • "Hatta bundan bir böbürlenmek vesilesini çıkardığını anlatan bir gülümsemeyle sanki tekrar etsinler diye uzaklanırdı." (Halit Ziya Uşaklıgil)
UZAKLANMA

  1. [isim] Uzaklanmak durumu veya biçimi
UZAKSAMAK

  1. [-i] Bir şeyin gerçekleşmesini uzak görmek, olacağına pek inanmamak; ıraksamak, istibat etmek
UZAKLAŞMA

  1. [isim] Uzaklaşmak durumu; ıraklaşma, ırama
    • "Öğrendiklerimin bir teki bile beni yayınevimden uzaklaşmaya heveslendirmedi." (Adalet Ağaoğlu)
UZAKSAMA

  1. [isim] Uzaksamak işi; ıraksama, istibat
UZAKLIK

  1. [isim] Uzak olma durumu; ıraklık
    • "Duvarın yüzünde birbirine otuz arşın kadar uzaklıkta sımsıkı kapalı iki büyük kapı vardı." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  2. [matematik] İki nokta arasındaki uzay ölçümü; mesafe
UZAKTAN

  1. [zarf] Uzak yerden; alarga
    • "Merak bu ya, bir gün uzaktan seyredeceğim bizim takımı." (Yusuf Ziya Ortaç)
  2. Yakın bir ilişki olmadan, dolaylı olarak
    • "Siz belki beni bugüne değin fark etmediniz ama ben sizi uzaktan tanıyorum." (Ferit Edgü)
UZAKÇA

  1. [sıfat] Biraz uzak olan
    • "Uzakça vilayetlerden birinde yaşamış, orta hâlli bir ailenin çocuğuydu." (Memduh Şevket Esendal)
UZAK

  1. [sıfat] Gidilmesi çok süren, çok ötelerde bulunan; ırak (I), yakın karşıtı
    • "Muallâ, uzaklardan bir ses duyar gibi oldu." (Peyami Safa)
  2. Arada çok zaman bulunan
    • "Uzak bir gelecekte neler olacağı bilinmez."
  3. Eli, gücü veya hükmü yetişmez
    • "O böyle işlerden pek uzaktır."
  4. İhtimali az olan
    • "Sevgililerin birbirine kavuşması gerçekleşmeyecek bir uzak umut olarak gözükür." (Metin And)
  5. Ayrı, birbiriyle yakın ilgisi olmayan
    • "Ne iyi! Sizinle birlikte uzak şeylerden bahsedebileceğiz." (Peyami Safa)
  6. [isim] Yakın olmayan yer
    • "Fazla uzağa gitme."
  7. Herhangi bir şeyden nasip almamış olan
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü