İçinde utma olan 55 kelime var. İçerisinde UTMA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında utma olan kelimeler listesine ya da sonu utma ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

13 Harfli Kelimeler

İNCİRUYUTMASI

12 Harfli Kelimeler

KÜLYUTMAZLIK, YANTUTMAZLIK

10 Harfli Kelimeler

KORKUTMACA, KURUTMALIK, MUTMAİNLİK, OKUTMANLIK, UNUTMABENİ

9 Harfli Kelimeler

ÇULTUTMAZ, KORKUTMAK, KÜLYUTMAZ, KURUTMALI, YANTUTMAZ

8 Harfli Kelimeler

COZUTMAK, DOKUTMAK, KOKUTMAK, KORKUTMA, KORUTMAK, KURUTMAÇ, KURUTMAK, SOĞUTMAÇ, SOĞUTMAK, SOLUTMAK, SORUTMAK, TOZUTMAK, TUTMALIK

7 Harfli Kelimeler

AKTUTMA, AVUTMAK, COZUTMA, DOKUTMA, KOKUTMA, KORUTMA, KURUTMA, MUTMAİN, OKUTMAK, OKUTMAN, SOĞUTMA, SOLUTMA, SORUTMA, TOZUTMA, ULUTMAK, UNUTMAK, UYUTMAK

6 Harfli Kelimeler

AVUTMA, OKUTMA, TUTMAÇ, TUTMAK, ULUTMA, UNUTMA, UYUTMA, YUTMAK

5 Harfli Kelimeler

TUTMA, UTMAK, YUTMA

4 Harfli Kelimeler

UTMA

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Utma Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A M T U

4 Harfli Kelimeler

AMUT, MUTA, TAMU, UTMA

3 Harfli Kelimeler

AUT, MAT, MUT, TAM

2 Harfli Kelimeler

AM, AT, MA, TA, TU, UT

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

İNCİRUYUTMASI

  1. [isim] Küçük parçalar hâlinde doğranmış incire süt katılıp muhallebi kıvamına gelinceye kadar karıştırılarak hazırlanan bir tür tatlı
    • "Ha, unutuyordum, dün akşam inciruyutması yapmıştım." (Salim Nizam)
KÜLYUTMAZLIK

  1. [isim] Külyutmaz olma durumu
YANTUTMAZLIK

  1. [isim] Tarafsız olma durumu
    • "Hatta romancının yantutmazlığından yana da değildi." (Haldun Taner)
KURUTMALIK

  1. [sıfat] Kurutmaya yarar, kurutmak için ayrılmış
    • "Kurutmalık biber."
MUTMAİNLİK

  1. [isim] Mutmain olma durumu
KORKUTMACA

  1. [isim] Korkutmak amacıyla yapılan şey veya davranış
    • "Bu kirli ilişkiyi gözdağlarıyla, gerçeği söyleme korkutmacalarıyla sürdürüyordu." (Muzaffer Uyguner)
OKUTMANLIK

  1. [isim] Okutmanın görevi; lektörlük
UNUTMABENİ

  1. [isim, bitki bilimi] İki çeneklilerden, küçük mavi çiçekler açan bir süs bitkisi (Myosotis palustris)
    • "Elindeki bir demet unutmabeni çiçeği yanaklarını gıdıklıyordu." (Şebnem İşigüzel)
KÜLYUTMAZ

  1. [sıfat, mecaz] Aldanmaz, kolay inanmaz (kimse)
    • "Kendini herkesten daha zeki, daha külyutmaz zanneden böyleleri her zaman, her yerde vardır." (Murathan Mungan)
YANTUTMAZ

  1. [sıfat] Tarafsız, yandaş olmayan
ÇULTUTMAZ

  1. [isim, askerlik] Cephe savaşlarında kullanılan bir tür top
  2. [sıfat, mecaz] Giysi ve mal değeri bilmeyen, derbeder, serseri, avare (kimse)
KURUTMALI

  1. [sıfat] Kurutma sistemi olan
    • "Kurutmalı çamaşır makinesi."
KORKUTMAK

  1. [-i] Korkmasına yol açmak
    • "Şimdi beni artık bu sessizlik korkutmakta." (Adalet Ağaoğlu)
  2. Kaygıya düşürmek
    • "Sevdiğimiz bir kadının nazarımızda meziyet teşkil eden birçok hâlleri, karımız olacak kadında bizi korkutur." (Hüseyin Cahit Yalçın)
  3. Gözdağı vermek
KOKUTMAK

  1. [-i] Hoş olmayan bir koku bırakmak
    • "Bütün ovayı, bütün mor kelebekleri, yeri göğü kokuttu Murtaza'nın ölüsü." (Yaşar Kemal)
  2. Bozulup kokmasına neden olmak, kokuşturmak
    • "Eti kokutmak."
  3. [mecaz] Bir işi uzatarak çıkmaza sokmak
KORUTMAK

  1. [-i] Koruma işini yaptırmak
TOZUTMAK

  1. [-i] Toz kaldırmak, çevreye toz yaymak
  2. Kar, toz gibi savurmak
    • "Yel yine de kuytuya dalıyor, tepeden sürüklediği karları atların üzerinde tozutuyordu." (Abbas Sayar)
  3. [mecaz] Böbürlenmek, yüksekten konuşup söylediği sözü yerine getirmemek, palavra atmak, mangalda kül bırakmamak
  4. [mecaz] Aklını yitirmek
    • "Hangi doktor hastasına resmen sen tozutuyorsun dostum, demiştir?" (Haldun Taner)
SORUTMAK

  1. [nesnesiz] Somurtmak, surat asmak
  2. [ağızlardan] Ayakta durmak, dikilmek, beklemek
TUTMALIK

  1. [isim] Tutmaya yarayan nesne
  2. [spor] Bakınız krampon
KURUTMAK

  1. [-i] Suyunu ve ıslaklığını giderip kuru duruma getirmek
    • "Gözyaşlarını kurut, dedi, bilirsin ki kader değişmez." (Cemil Meriç)
  2. Bitkileri susuz bırakıp kurumasına sebep olmak
    • "Tek başına dolaştığın derin, yeşil ormanlarda / Yaprakları kurutacak sonbaharı düşündün mü?" (Enis Behiç Koryürek)
  3. Bazı sebze ve meyvelerin buharlaştırılmasıyla kuru bir durum almasını sağlamak
  4. [mecaz] Cılız duruma getirmek, zayıflatmak
    • "Bu hastalık onu kurutmuş."
  5. [mecaz] Yiyecek ve içecekleri yiyip bitirmek
  6. [mecaz] Uğursuzluk getirmek, yok etmek
    • "Dâhilde bütün millî kuvvetlerimizi dağıttılar, bütün kabiliyetlerimizi kuruttular." (Peyami Safa)
SOĞUTMAK

  1. [-i] Soğumasını sağlamak, soğumasına sebep olmak
    • "Suyu soğutmak."
  2. [-den, mecaz] Herhangi bir durum, kişi, olay; birine, bir yere veya bir şeye karşı duyulan sevgi ve ilginin yok olmasına yol açmak; dondurmak
    • "Bizden soğudular, bizi de kendilerinden soğuttular." (Necip Fazıl Kısakürek)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü