İçinde tak olan 8 harfli 47 kelime var. İçerisinde TAK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında tak olan kelimeler listesine ya da sonu tak ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Tak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
KAT, TAK
2 Harfli Kelimeler
AK, AT, TA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- TAKILGAN
-
-
[sıfat]
Bakınız muzip
-
[sıfat]
Bakınız muzip
- PAYTAKÇA
-
-
[sıfat]
Biraz paytak, paytak gibi, paytağa benzer
- "Yaşlıca bir erkekle biraz paytakça bir kadın ağır ağır yürüyorlar ve yere bakarak yavaş yavaş konuşuyorlar."
-
[zarf]
Paytak bir biçimde
-
[sıfat]
Biraz paytak, paytak gibi, paytağa benzer
- TAKILMAK
-
-
[nesnesiz]
Takma işi yapılmak
- "O gece üst katla bizim odayı birleştiren merdivenin üstüne koca kapak takıldı."
-
[-e]
Bir yere iliştikten veya dokunduktan sonra oradan kurtulamamak
- "Önünü çok iyi göremeyen hayvanın ayağı bir taşa takıldı."
-
[-e]
Engelle karşılaşıp geçici olarak işlemez duruma gelmek
- "İğne bir müddetten beri plağın bozuk yerine takılmış, ha babam ha, bir melodiyi tekrar edip duruyordu."
-
[-e]
Bir yerde bir süre kalmak
- "Yolda bir arkadaşına takıldı."
-
[-e, mecaz]
Olumsuz veya aksayan, eksik bir yanını görerek üstünde durmak
- "Son günlerde bir de usta sözüne takılır oldum."
-
[-e, mecaz]
Kızdırmak, üzmek, şaşırtmak amacıyla şaka yollu konuşmak
- "İstasyon memuru onun şehre seyrek indiğini bildiğinden her seferinde takılır."
-
[-e]
Biriyle, bir toplulukla sık sık birlikte olmak, onlara katılmak
-
[-e]
Kahvehane, meyhane vb.ne sık sık gitmek, eğlenmek
-
[-e]
Birinin sürekli peşinden gitmek
-
[nesnesiz]
Takma işi yapılmak
- TAKSİRAT
-
Kelime Kökeni: Arapça taḳṣīrāt
-
[isim]
Kusurlar, suçlar
- "İnsan gene kendi taksiratı yüzünden normal ömrünü yaşayamaz oldu."
-
[isim]
Kusurlar, suçlar
- ORTAKLIK
-
-
[isim]
Ortak olma durumu; iştirak, müşareket, şeriklik
- "Dil birliği, anlaşamamak yüzünden doğabilecek ayrılıkların karşılıklı düşmanlıkları giderebileceği bir ortaklık tabanıdır."
-
[ticaret]
İki veya daha çok kimsenin iş yaparak kazanç elde etmek için birleşmeleri; şirket
-
[isim]
Ortak olma durumu; iştirak, müşareket, şeriklik
- TAKRİBEN
-
Kelime Kökeni: Arapça taḳrīben
-
[zarf, eskimiş]
Bakınız aşağı yukarı
- "Bendeniz istasyondan burasını ölçmedim ya! Takriben söyledim."
-
[zarf, eskimiş]
Bakınız aşağı yukarı
- KATAKLAZ
-
Kelime Kökeni: İngilizce cataclasis
-
[isim, jeoloji]
Kayaçların veya kayaç oluşturan minerallerin basınç etkisiyle biçimlerinin değişmesi
-
[isim, jeoloji]
Kayaçların veya kayaç oluşturan minerallerin basınç etkisiyle biçimlerinin değişmesi
- TAKLİTÇİ
-
-
[isim]
Bir şeyin benzerini yapan kimse; öykünmeci
-
Birinin yaptıklarını, davranışlarını aynen yapmaya çalışan kimse; öykünmeci
- "Ayrıca benim kendime ait, kendime has orijinal fikirlerim yok, yaratıcı değilim, taklitçiyim."
-
Birinin veya bir şeyin davranışlarını, konuşmalarını tekrarlayarak eğlendiren kimse; mukallit
-
[isim]
Bir şeyin benzerini yapan kimse; öykünmeci
- TAKSİRLİ
-
-
[sıfat]
Bakınız kusurlu
-
[sıfat]
Bakınız kusurlu
- TAKADDÜM
-
Kelime Kökeni: Arapça taḳaddum
-
[isim, eskimiş]
Bakınız öncelik
-
[isim, eskimiş]
Bakınız öncelik
- YALTAKÇA
-
-
[sıfat, zarf]
Bakınız dalkavukça
-
[sıfat, zarf]
Bakınız dalkavukça
- YALTAKÇI
-
-
[sıfat]
Bakınız dalkavuk
- "Nerde meclis görse girer süzülür / Deste deste düzer sözü yaltakçı"
-
[sıfat]
Bakınız dalkavuk
- İSTİNTAK
-
Kelime Kökeni: Arapça istinṭāḳ
-
[isim, eskimiş, hukuk]
Bakınız sorgu
-
[mecaz]
Sorguya çekme
-
[isim, eskimiş, hukuk]
Bakınız sorgu
- BATAKÇIL
-
-
[sıfat]
Bataklıkları seven, bataklıklarda yaşayan (bitki, hayvan)
-
[sıfat]
Bataklıkları seven, bataklıklarda yaşayan (bitki, hayvan)
- KALTAKÇI
-
-
[isim]
Kaltak yapan kimse
-
[isim]
Kaltak yapan kimse
- YATAKLIK
-
-
[sıfat]
Yatak yapmaya uygun
-
[isim]
Üzerine yatak serilen tahta veya maden kerevet; karyola
- "Yataklığın etrafında bir şeyin dolaştığına, süründüğüne dikkat ettim."
-
[isim, mecaz]
Suçluları barındırma, gizlice yardım etme
-
[sıfat]
Yatak yapmaya uygun
- TAKIMADA
-
-
[isim, coğrafya]
Birbirine yakın büyüklü küçüklü birkaç adanın tümü
-
[isim, coğrafya]
Birbirine yakın büyüklü küçüklü birkaç adanın tümü
- TAKATUKA
-
-
[isim]
Bakınız gürültü patırtı
-
[eskimiş]
Basımevlerinde kurşun dökülmüş, satır olarak dizilmiş harfleri iyice yerleştirmek için üzerlerine vurmaya yarar takoz
-
[eskimiş]
Odanın ortasına yerleştirilen, uzun tütün çubuklarının külünün döküldüğü çanak
-
[isim]
Bakınız gürültü patırtı
- TAKIKLIK
-
-
[isim]
Takık olma durumu
-
[isim]
Takık olma durumu
- TAKALLÜS
-
Kelime Kökeni: Arapça taḳalluṣ
-
[isim, eskimiş]
Bakınız kasılma
- "Onun gözlerinde toplanan sarı ışıkları, ellerindeki takallüsü ve titreyişi tanırdım."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız kasılma