İçinde tak olan 8 harfli 47 kelime var. İçerisinde TAK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında tak olan kelimeler listesine ya da sonu tak ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Tak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A K T

3 Harfli Kelimeler

KAT, TAK

2 Harfli Kelimeler

AK, AT, TA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

TAKILGAN

  1. [sıfat] Bakınız muzip
PAYTAKÇA

  1. [sıfat] Biraz paytak, paytak gibi, paytağa benzer
    • "Yaşlıca bir erkekle biraz paytakça bir kadın ağır ağır yürüyorlar ve yere bakarak yavaş yavaş konuşuyorlar." (Aka Gündüz)
  2. [zarf] Paytak bir biçimde
TAKILMAK

  1. [nesnesiz] Takma işi yapılmak
    • "O gece üst katla bizim odayı birleştiren merdivenin üstüne koca kapak takıldı." (Ayla Kutlu)
  2. [-e] Bir yere iliştikten veya dokunduktan sonra oradan kurtulamamak
    • "Önünü çok iyi göremeyen hayvanın ayağı bir taşa takıldı." (Osman Cemal Kaygılı)
  3. [-e] Engelle karşılaşıp geçici olarak işlemez duruma gelmek
    • "İğne bir müddetten beri plağın bozuk yerine takılmış, ha babam ha, bir melodiyi tekrar edip duruyordu." (Haldun Taner)
  4. [-e] Bir yerde bir süre kalmak
    • "Yolda bir arkadaşına takıldı."
  5. [-e, mecaz] Olumsuz veya aksayan, eksik bir yanını görerek üstünde durmak
    • "Son günlerde bir de usta sözüne takılır oldum." (Nezihe Meriç)
  6. [-e, mecaz] Kızdırmak, üzmek, şaşırtmak amacıyla şaka yollu konuşmak
    • "İstasyon memuru onun şehre seyrek indiğini bildiğinden her seferinde takılır." (Haldun Taner)
  7. [-e] Biriyle, bir toplulukla sık sık birlikte olmak, onlara katılmak
  8. [-e] Kahvehane, meyhane vb.ne sık sık gitmek, eğlenmek
  9. [-e] Birinin sürekli peşinden gitmek
TAKSİRAT

Kelime Kökeni: Arapça taḳṣīrāt

  1. [isim] Kusurlar, suçlar
    • "İnsan gene kendi taksiratı yüzünden normal ömrünü yaşayamaz oldu." (Burhan Felek)
ORTAKLIK

  1. [isim] Ortak olma durumu; iştirak, müşareket, şeriklik
    • "Dil birliği, anlaşamamak yüzünden doğabilecek ayrılıkların karşılıklı düşmanlıkları giderebileceği bir ortaklık tabanıdır." (Nermi Uygur)
  2. [ticaret] İki veya daha çok kimsenin iş yaparak kazanç elde etmek için birleşmeleri; şirket
TAKRİBEN

Kelime Kökeni: Arapça taḳrīben

  1. [zarf, eskimiş] Bakınız aşağı yukarı
    • "Bendeniz istasyondan burasını ölçmedim ya! Takriben söyledim." (Memduh Şevket Esendal)
KATAKLAZ

Kelime Kökeni: İngilizce cataclasis

  1. [isim, jeoloji] Kayaçların veya kayaç oluşturan minerallerin basınç etkisiyle biçimlerinin değişmesi
TAKLİTÇİ

  1. [isim] Bir şeyin benzerini yapan kimse; öykünmeci
  2. Birinin yaptıklarını, davranışlarını aynen yapmaya çalışan kimse; öykünmeci
    • "Ayrıca benim kendime ait, kendime has orijinal fikirlerim yok, yaratıcı değilim, taklitçiyim." (Emine Işınsu)
  3. Birinin veya bir şeyin davranışlarını, konuşmalarını tekrarlayarak eğlendiren kimse; mukallit
TAKSİRLİ

  1. [sıfat] Bakınız kusurlu
TAKADDÜM

Kelime Kökeni: Arapça taḳaddum

  1. [isim, eskimiş] Bakınız öncelik
YALTAKÇA

  1. [sıfat, zarf] Bakınız dalkavukça
YALTAKÇI

  1. [sıfat] Bakınız dalkavuk
    • "Nerde meclis görse girer süzülür / Deste deste düzer sözü yaltakçı" (Bayburtlu Hicrani)
İSTİNTAK

Kelime Kökeni: Arapça istinṭāḳ

  1. [isim, eskimiş, hukuk] Bakınız sorgu
  2. [mecaz] Sorguya çekme
BATAKÇIL

  1. [sıfat] Bataklıkları seven, bataklıklarda yaşayan (bitki, hayvan)
KALTAKÇI

  1. [isim] Kaltak yapan kimse
YATAKLIK

  1. [sıfat] Yatak yapmaya uygun
  2. [isim] Üzerine yatak serilen tahta veya maden kerevet; karyola
    • "Yataklığın etrafında bir şeyin dolaştığına, süründüğüne dikkat ettim." (Halit Ziya Uşaklıgil)
  3. [isim, mecaz] Suçluları barındırma, gizlice yardım etme
TAKIMADA

  1. [isim, coğrafya] Birbirine yakın büyüklü küçüklü birkaç adanın tümü
TAKATUKA

  1. [isim] Bakınız gürültü patırtı
  2. [eskimiş] Basımevlerinde kurşun dökülmüş, satır olarak dizilmiş harfleri iyice yerleştirmek için üzerlerine vurmaya yarar takoz
  3. [eskimiş] Odanın ortasına yerleştirilen, uzun tütün çubuklarının külünün döküldüğü çanak
TAKIKLIK

  1. [isim] Takık olma durumu
TAKALLÜS

Kelime Kökeni: Arapça taḳalluṣ

  1. [isim, eskimiş] Bakınız kasılma
    • "Onun gözlerinde toplanan sarı ışıkları, ellerindeki takallüsü ve titreyişi tanırdım." (Kemal Bilbaşar)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü