İçinde taka olan 30 kelime var. İçerisinde TAKA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında taka olan kelimeler listesine ya da sonu taka ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
TAKATSİZLEŞMEK
TAKATSİZLEŞME, TAKATUKACILIK
PORTAKALIMSI
PORTAKALLIK, TAKATSİZLİK
ARTAKALMAK, PORTAKALSI, TAKABİLMEK, TAKATSİZCE, TAKATUKACI
ARTAKALMA, TAKABİLME, TAKACILIK
MÜSTAKAR, PORTAKAL, TAKADDÜM, TAKALLÜS, TAKARRÜP, TAKARRÜR, TAKATSİZ, TAKATUKA, TAKAYYÜT
TAKANAK, TAKATLİ
TAKACI, TAKAZA
TAKAS, TAKAT
TAKA
Taka Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
4 Harfli Kelimeler
ATAK, TAKA
3 Harfli Kelimeler
AKA, ATA, KAT, TAK
2 Harfli Kelimeler
AK, AT, TA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- TAKATSİZLEŞMEK
-
-
[nesnesiz]
Vücutta iş yapabilme, başarabilme gücü kalmamak; dermansızlaşmak, hâlsizleşmek, mecalsizleşmek
-
[nesnesiz]
Vücutta iş yapabilme, başarabilme gücü kalmamak; dermansızlaşmak, hâlsizleşmek, mecalsizleşmek
- TAKATUKACILIK
-
-
[isim]
Takatukacının yaptığı iş
-
[isim]
Takatukacının yaptığı iş
- TAKATSİZLEŞME
-
-
[isim]
Takatsizleşmek durumu; dermansızlaşma, hâlsizleşme, mecalsizleşme
-
[isim]
Takatsizleşmek durumu; dermansızlaşma, hâlsizleşme, mecalsizleşme
- PORTAKALIMSI
-
-
[sıfat]
Portakalı andıran, portakala benzeyen, portakal gibi; portakalsı
- "Dost bir ışık altında kurbağa karınlarının sarımtırak yuvarlaklığı portakalımsı bir pembeliğe bürünse de kambur sırttaki küçük mavi benekler yıldız gibi parlasa da kurbağa çirkindir."
-
[sıfat]
Portakalı andıran, portakala benzeyen, portakal gibi; portakalsı
- TAKATSİZLİK
-
-
[isim]
Takatsiz olma durumu; dermansızlık, hâlsizlik, mecalsizlik
- "Takatsizlik ve üzüntünün sebep olduğu bir buhrandı bu."
-
[isim]
Takatsiz olma durumu; dermansızlık, hâlsizlik, mecalsizlik
- PORTAKALLIK
-
-
[isim]
Bakınız portakal bahçesi
- "Bahçemizin cadde tarafındaki parçasında, alçak bir parmaklığın koruduğu küçük bir portakallık vardı."
-
[isim]
Bakınız portakal bahçesi
- TAKATUKACI
-
-
[isim]
Takatuka yapan veya satan kimse
-
[isim]
Takatuka yapan veya satan kimse
- PORTAKALSI
-
-
[sıfat]
Bakınız portakalımsı
-
[sıfat]
Bakınız portakalımsı
- TAKATSİZCE
-
-
[zarf]
Takatsiz bir biçimde; dermansızca, hâlsizce, mecalsizce
-
[zarf]
Takatsiz bir biçimde; dermansızca, hâlsizce, mecalsizce
- ARTAKALMAK
-
-
[-den]
Artmak, geriye kalmak, fazla bulunmak
- "Artakalan para ile çocuk pek güç geçiniyordu."
-
[-den]
Artmak, geriye kalmak, fazla bulunmak
- TAKABİLMEK
-
-
[-i]
Takma ihtimali veya imkânı bulunmak
-
Takmayı becermek
-
[-i]
Takma ihtimali veya imkânı bulunmak
- TAKACILIK
-
-
[isim]
Takacının işi
- "Temel Reis, uzun yıllar Karadeniz’de takacılık ettikten sonra aynı yollardan gidip gelmekten bıkıp usanmış..."
-
[isim]
Takacının işi
- TAKABİLME
-
-
[isim]
Takabilmek işi
-
[isim]
Takabilmek işi
- ARTAKALMA
-
-
[isim]
Artakalmak işi
-
[isim]
Artakalmak işi
- TAKARRÜR
-
Kelime Kökeni: Arapça taḳarrur
-
[isim, eskimiş]
Bir yerde karar kılma, yerleşme
-
Karar verilme
-
[isim, eskimiş]
Bir yerde karar kılma, yerleşme
- TAKARRÜP
-
Kelime Kökeni: Arapça taḳarrub
-
[isim, eskimiş]
Yakınlaşma, yaklaşma, yanaşma
- "Ve bizim kıtaatımız nehri her noktadan geçmiş Mihalıççık ve Sivrihisar hattına takarrüp etmekte bulunuyor."
-
[isim, eskimiş]
Yakınlaşma, yaklaşma, yanaşma
- PORTAKAL
-
Kelime Kökeni: (Portugal yer adından)
-
[isim, bitki bilimi]
Turunçgillerden, Akdeniz ülkelerinde yetişen, yaprakları sert bir ağaç (Citrus aurantium)
- "Sonradan, orada çok güzel portakal ağacı yetiştiği anlaşılınca, meşe ağaçları köklenerek onların yerine portakal ağaçları dikildi."
-
Bu ağacın turuncu renkli, yuvarlak ve kabuğu güzel kokulu meyvesi
- "Portakallar yusyuvarlak birer altın gülüş hâlinde paldır küldür yağıyorlardı."
-
[isim, bitki bilimi]
Turunçgillerden, Akdeniz ülkelerinde yetişen, yaprakları sert bir ağaç (Citrus aurantium)
- TAKATSİZ
-
-
[sıfat]
Takati kalmamış; dermansız, hâlsiz, mecalsiz
-
[zarf]
Takati kalmamış bir biçimde; dermansız, hâlsiz, mecalsiz
- "Bir ağacın altında hasta, takatsiz, ölü gibi yatıyorum."
-
[sıfat]
Takati kalmamış; dermansız, hâlsiz, mecalsiz
- TAKATUKA
-
-
[isim]
Bakınız gürültü patırtı
-
[eskimiş]
Basımevlerinde kurşun dökülmüş, satır olarak dizilmiş harfleri iyice yerleştirmek için üzerlerine vurmaya yarar takoz
-
[eskimiş]
Odanın ortasına yerleştirilen, uzun tütün çubuklarının külünün döküldüğü çanak
-
[isim]
Bakınız gürültü patırtı
- TAKAYYÜT
-
Kelime Kökeni: Arapça taḳayyud
-
[isim, eskimiş]
Bakınız bağlanma
-
Üstüne düşme, özen gösterme
-
[isim, eskimiş]
Bakınız bağlanma