İçinde tak olan 6 harfli 32 kelime var. İçerisinde TAK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında tak olan kelimeler listesine ya da Sonu tak ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

A K T Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler

3 Harfli Kelimeler

KAT, TAK

2 Harfli Kelimeler

AK, AT, TA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

TAKACI

  1. [isim] Taka işleten kimse

TAKRİR

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Yerleştirme, yerleştirilme
  2. Anlatma, anlatış, ders verme
    • "Dersi kitaptan mı takip ediyorlar yoksa takrirden mi?" (Haldun Taner)
  3. Önerge
  4. Tapu dairesinde taşınmaz malını başkasına sattığını veya ipotek ettiğini söyleme

TAKİYE

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Mezhep belirtmeme, gizleme
  2. Olduğundan farklı görünme
  3. Sakınma, çekinme

TAKVİM

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Zamanı yıllara, aylara ve günlere ayıran yöntem
  2. Bir yılın günlerini, aylarını, sayılı günlerini gösteren, değişik biçimlerde yapılmış çizelge veya defter
    • "Takvimi iki gündür koparmadım." (Atilla İlhan)
  3. Yapılacak bir işin türlü evrelerini zamana bağlı olarak gösteren program

MÜŞTAK

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Başka bir kelime veya kökten türemiş, çıkmış
  2. [isim] Türev

TAKTİR

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Damıtma, imbikten çekme

TAKDİM

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Bir şeyi karşılıksız olarak birine verme, sunma
    • "İlk karşılık olarak şunu takdim edeyim." (Refik Halit Karay)
  2. Tanıtma, tanıştırma
    • "... nihayet Mehmet Akif Bey'e de takdim edildim." (Yusuf Ziya Ortaç)
    • "Seni bu gece bizim eski diplomatımıza takdim edeceğim." (Ömer Seyfettin)
  3. Öne alma, önceye alma

TAKSİR

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Kısaltma, kısma
  2. Kusurda bulunma
  3. Dikkatsizlik, tedbirsizlik, meslekte acemilik veya düzene, buyruklara ve talimata uymazlıktan doğan kusurlu olma durumu
    • "Elbette bir taksirimiz varmış ki çekiyoruz. Bugünleri de görmek mukaddermiş." (Memduh Şevket Esendal)

KALTAK

  1. [isim] Üzeri meşin, halı vb. şeylerle kaplanmamış olan eyerin tahta bölümü
  2. Kuskunsuz eyer
  3. İffetsiz, namussuz kadın
    • "Bırak be, dedi, kendi kendine, elin kaltağı için dövüşecek miyim?" (Sait Faik Abasıyanık)

TAKYİT

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Bağlı kılma, kısıtlama, kayıtlama

TAKSİT

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Bir borcun belli zamanlarda ödenmesi gerekli olan parçalarından her biri
    • "Sen nasıl olsa memursun, taksitle her şeyi alabilirsin." (Çetin Altan)

TAKSİM

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Parçalara bölme, bölüştürme
    • "Bu antlaşmalar, Osmanlı Devleti'nin taksimini öngörüyordu." (Atilla İlhan)
  2. Bölme
  3. Klasik Türk müziğinde faslın başında ve ortasında çalgıcının içinden geldiği biçimde yaptığı müzik
    • "Davullar çalarken, kemanlar taksim yapıyor, kanunlar derin bir ezgi ile titreşirken bando coşuyor." (Aka Gündüz)

TAKLİT

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Belli bir örneğe benzemeye veya benzetmeye çalışma
    • "Annesinin, babasının taklitlerini yapıyordu." (Çetin Altan)
  2. Birinin davranışlarını, konuşmasını tekrarlayarak eğlenme
    • "Hele taklitleri? -Kadın taklidi, Arap taklidi hepsini birbirinden güzel yapıyordu." (Yusuf Ziya Ortaç)
    • "Taklit etmeyeceğine, kopya olmaktan, andırmaktan tiksindiğine göre bilmesinin faydası yoktu." (Tarık Buğra)
  3. Benzetilerek yapılmış şey, imitasyon

TAKMAK

  1. [-i] Bir şeyi başka bir yere uygun bir biçimde tutturmak, iliştirmek, geçirmek
    • "Gözlüğünü takıp masaya eğildi." (Refik Halit Karay)
    • "Kız, kalk giyin, tak takıştır, diyor." (Halide Edip Adıvar)
  2. [-e] Düğün vb. törenlerde takı armağan etmek
    • "Geline pırlanta yüzük takmışlar."
  3. [-i] Ad, lakap koymak
    • "Ona bu adı kim takmıştır, ne zaman takmıştır, bilemiyor." (Haldun Taner)
  4. [nsz] Kuşanmak
    • "Kılıç takmak."
  5. Kendisiyle birlikte götürmek, yanına almak veya arkasından izletmek
    • "Arabaya hafiye kıyafetinde polis memurları da takıyorlar." (Yusuf Ziya Ortaç)
  6. [-e] Biriyle olumsuz olarak uğraşmak
  7. Borç bırakmak
    • "Bu eve asilzadelerin biri girip öteki giderdi. Giden kirayı takar, gelen ortalığı kasıp kavururdu." (Peyami Safa)
  8. Önemsemek, önem vermek, tınmak
    • "Dün koskoca bir mebus kızıyken, bir zamanların şalvarlı Nuriye'sini takar mıyım?" (Adalet Ağaoğlu)
  9. [-den] Sınavını başaramamak

KISTAK

  1. [isim] Bir yarımadayı karaya bağlayan, iki yanı su, dar kara parçası, berzah, dil

PAYTAK

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Çarpık, eğri bacaklı
  2. [isim] Satranç oyununda piyade taşı

YALTAK

  1. [sıfat] Yaltakçı

ÖSTAKİ

  1. [isim] Östaki borusu

ATAKUM
...
KAYTAK

  1. Kuytu
  2. Sözünde durmayan
  3. Yağcı, dalkavuk, numaracı

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü