İçinde tak olan 5 harfli 23 kelime var. İçerisinde TAK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında tak olan kelimeler listesine ya da sonu tak ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Tak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
KAT, TAK
2 Harfli Kelimeler
AK, AT, TA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- TUTAK
-
- YUTAK
-
-
[isim, anatomi]
Ağız ve burun boşluklarıyla gırtlak ve yemek borusu arasındaki boşluk
-
[isim, anatomi]
Ağız ve burun boşluklarıyla gırtlak ve yemek borusu arasındaki boşluk
- İNTAK
-
Kelime Kökeni: Arapça inṭāḳ
-
[isim, eskimiş]
Konuşturma, söyletme
-
[edebiyat]
Kişileştirilen varlıklara, hayalî yaratıklara söz söyletme sanatı; dillendirme
-
[isim, eskimiş]
Konuşturma, söyletme
- ÇATAK
-
-
[isim]
İki dağ yamacının kesişmesi ile oluşmuş dere yatağı
- "Karakaçanı, Armutdere çataklarında bu Bozdayı tepelediydi."
-
[sıfat]
Yapışık, ikiz (meyve)
-
[sıfat]
Kavgacı olan
-
[isim]
İki dağ yamacının kesişmesi ile oluşmuş dere yatağı
- YATAK
-
-
[isim]
Uyuma, dinlenme vb. amaçlarla üzerine veya içine yatılan eşya; döşek
- "Sabahleyin onu aynı güzellikte bulacağım ümidiyle yatağımdan fırladım."
-
Yün, pamuk, kuş tüyü vb. maddelere kılıf geçirerek yapılan şilte
-
Üzerine şilte konulan karyola, somya, kerevet vb
-
[coğrafya]
Irmak, çay, dere vb.nin, içinde aktıkları yer; akak, mecra
- "Meyveler kızarmadan dalı üstünde soldu / Irmak yatağı kumsal, kırlar dikenlik oldu"
-
Katmanlaşmış herhangi bir madde yığını
- "Çakıl yatağı."
-
Bir şeyin çok bulunduğu yer
- "Yeşil sarıklı evliya yataklarının huzurunda gibiyim."
-
Maden veya fosil ocaklarında birbirini izleyen iki maden, taş veya kömür tabakası arasında uzanan damar
-
Çanak biçimindeki bir havzada veya buna benzer bir oluşumda toplanmış petrol birikintisi
-
Gizli barınak veya bir suçluyu gizlice barındıran yer
- "Hırsız yatağı. Eşkıya yatağı."
-
Makinelerde hareketli bölümleri içine alan hareketli veya sabit parça
- "Namlu yatağı. Eksen yatağı."
-
Fideleri gömmek için toprakta açılan çukur
-
Turunçgilleri ve yumurta vb. ürünleri korumak üzere saman vb.nden yararlanılarak yapılan yer
-
[hayvan bilimi]
Katmanlı bir kaya bütününde maden filizi veya taş döküntüsünden oluşan çok ince tabaka
-
[isim]
Uyuma, dinlenme vb. amaçlarla üzerine veya içine yatılan eşya; döşek
- TAKVA
-
Kelime Kökeni: Arapça taḳvā
-
[isim, din bilimi]
Allah korkusu ile onun yasakladığı şeylerden, günah ve haram olması ihtimali bulunan şüpheli durumlardan, gereksiz şeylerden korunma; züht
-
[isim, din bilimi]
Allah korkusu ile onun yasakladığı şeylerden, günah ve haram olması ihtimali bulunan şüpheli durumlardan, gereksiz şeylerden korunma; züht
- TAKİM
-
Kelime Kökeni: Arapça taʿḳīm
-
[isim, eskimiş]
Verimsiz duruma getirme, sonuçsuz bırakma, kısırlaştırma
-
Mikrobundan arıtma
-
[isim, eskimiş]
Verimsiz duruma getirme, sonuçsuz bırakma, kısırlaştırma
- TAKIM
-
-
[isim]
Bir işte veya bir yerde kullanılan eşya ve aletlerin tamamı; ekipman
-
Meslek, davranış, durum vb. yönlerden birbirine uyan kimselerin oluşturduğu topluluk
- "Memur takımından olduğumuzdan böyle evlerde oturamazdık, daha doğrusu alışkın değildik."
-
Bakınız ekip
- "Orta oyunu takımı."
-
Birbirini tamamlayan şeylerin tümü
-
Bakınız sigara ağızlığı
-
Bakınız takım elbise
-
Hayvanlarda yemek borusu, akciğer ve karaciğere genel olarak verilen ad
-
Bakınız grup
-
[mecaz]
Aşağılayıcı ve küçümseyici anlamda topluluk; bando
- "Anlaşıldı, Sabit Bey ağabey takımı, Sinekli Bakkal Sokağı'ndan geçerken artık sağa sola bakmaz, kimseye omuz vurmaz oldu."
-
[askerlik]
Bölüğü oluşturan birliklerden her biri
- "Bu binayı merkez taburundan bir takım bekleyecek."
-
[biyoloji]
Canlıların bölümlendirilmesinde familya ile sınıf arasında yer alan, yakın benzerlikler gösteren organizmaların oluşturduğu birlik
-
[sinema, televizyon]
Bir filmin çevriminde görüntüleri alma, aydınlatma, ses alma gibi belli başlı çalışmaları yapmak için gerekli en küçük teknikçiler topluluğu
-
[spor]
Bir oyunda sahaya çıkan belli kuruluşlara bağlı oyuncular topluluğundan her biri
-
[spor]
Birlikte oynayan, kazanmak için birlikte çalışan sporcu topluluğu
-
[isim]
Bir işte veya bir yerde kullanılan eşya ve aletlerin tamamı; ekipman
- TAKIK
-
-
[sıfat, argo]
Kafaya takmış olan
-
[sıfat, argo]
Kafaya takmış olan
- ÇITAK
-
-
[sıfat, ağızlardan]
Dağda yaşayan ve geçimini odun satarak sağlayan
-
Kaba, huysuz, kavgacı olan (kimse)
-
[sıfat, ağızlardan]
Dağda yaşayan ve geçimini odun satarak sağlayan
- TAKİP
-
Kelime Kökeni: Arapça taʿḳīb
-
[isim]
Yetişmek, yakalamak veya bulmak amacıyla birinin arkasından gitme; izleme
- "Hazım Aslan'ı, bir polis hafiyesi gibi günlerce takipten sonra bulmaya muvaffak oldum."
-
Ardınca gitme veya gelme
- "Çocuk, babasının kendisini takibinden memnun olmadı."
-
[hukuk]
Bakınız kovuşturma
- "Savcılık, basın suçlarının takibinden sorumludur."
-
[mecaz]
İzinden gitme; izleme
- "Atatürk'ün düşüncelerini takip, gençliğin başlıca amacıdır."
-
[askerlik]
Geri çekilmekte olan düşmanı yok etmek için yapılan hareket
-
[isim]
Yetişmek, yakalamak veya bulmak amacıyla birinin arkasından gitme; izleme
- BATAK
-
-
[isim]
Üzerine basıldığında çöken çamurlaşmış toprak
- "İnsan bu kumda, bir batakta gibi yürür, ayağını güç çeker, her adımda bir günlük yol zahmeti duyar."
-
[mecaz]
Kötü durum, içinden çıkılmaz iş
- "Bu bataktan kendini kurtarmaya çalıştıkça büsbütün saplandığını dehşetle görüyordu."
-
Elde bulunan kâğıtlara göre o turda kaç adet el kazanacağı üzerine tahminde bulunup en az, tahmin ettiği kadar el kazanmaya dayalı bir iskambil oyunu
-
[sıfat, mecaz]
Hayır gelmez, yarar sağlamaz, batmış
-
[isim]
Üzerine basıldığında çöken çamurlaşmış toprak
- TAKSA
-
Kelime Kökeni: Latince
-
[isim]
Pulu yapıştırılmadan veya eksik yapıştırılarak gönderilen mektup için alıcının cezalı olarak ödediği posta ücreti
-
[isim]
Pulu yapıştırılmadan veya eksik yapıştırılarak gönderilen mektup için alıcının cezalı olarak ödediği posta ücreti
- TAKLA
-
-
[isim]
Elleri yere koyduktan sonra ayakları kaldırıp vücudu üstten aşırtarak öne veya arkaya yapılan dönme hareketi; cumbalak
-
Otomobil, kamyon vb. devrilip yuvarlanma
-
Uçak, güvercin vb.nin uzunlamasına veya yanlamasına dönme hareketi
-
[isim]
Elleri yere koyduktan sonra ayakları kaldırıp vücudu üstten aşırtarak öne veya arkaya yapılan dönme hareketi; cumbalak
- TAKKE
-
Kelime Kökeni: Arapça ṭāḳiye
-
[isim]
İnce kumaştan dikilmiş veya ipten örülmüş, çoğunlukla yarım küre biçiminde başlık
- "Yatarken beyaz gecelik entarisini giyer ve başına da küçücük gecelik takkesini geçirirmiş."
-
[mimarlık]
Yarım küre biçimindeki kubbenin üst bölümü
-
[isim]
İnce kumaştan dikilmiş veya ipten örülmüş, çoğunlukla yarım küre biçiminde başlık
- TAKOZ
-
Kelime Kökeni: Rumca
- PATAK
-
-
[isim]
Bakınız dayak (I)
-
[isim]
Bakınız dayak (I)
- TAKAT
-
Kelime Kökeni: Arapça ṭāḳat
-
[isim]
Vücuttaki iş yapabilme, başarabilme gücü; derman, hâl, mecal
- "Hareket edebilecek ne vasıtamız ne takatimiz vardı."
-
[isim]
Vücuttaki iş yapabilme, başarabilme gücü; derman, hâl, mecal
- TAKAS
-
Kelime Kökeni: Arapça taḳāṣṣ
-
[isim]
Bakınız değişim
-
[ticaret]
İki ülke arasında yapılan alışverişin karşılıklı olarak malla ödenmesi
-
[isim]
Bakınız değişim
- TAKTİ
-
Kelime Kökeni: Arapça taḳṭīʿ
-
[isim, eskimiş]
Bir şeyi kesme, parçalama
-
[edebiyat]
Aruz ölçüsünde bir dizeyi ölçünün parçalarına göre ayırma
-
[isim, eskimiş]
Bir şeyi kesme, parçalama