İçinde tak olan 5 harfli 23 kelime var. İçerisinde TAK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında tak olan kelimeler listesine ya da Sonu tak ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

A K T Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler

3 Harfli Kelimeler

KAT, TAK

2 Harfli Kelimeler

AK, AT, TA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

TAKOZ

Kelime Kökeni : Rumca

  1. [isim] Bir eşyanın altına kıpırdamadan dik durması için yerleştirilen ağaç kama, kıskı
  2. Bir taşıtın kaymaması, kımıldamaması için tekerlekleri altına yerleştirilen tahta, plastik vb. engel
  3. Çivi çakmak için duvarın içine yerleştirilen ağaç parçası
  4. Kızaktaki geminin, üstünde oturduğu ağaçlardan her biri
  5. Lakerda yapılmak için kesilmiş torik balığı parçası
  6. Kaba saba insan

TAKAS

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Değişim
  2. İki ülke arasında yapılan alışverişin karşılıklı olarak malla ödenmesi, kliring

TAKKE

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] İnce kumaştan dikilmiş veya ipten örülmüş, çoğunlukla yarım küre biçiminde başlık
    • "Yatarken beyaz gecelik entarisini giyer ve başına da küçücük gecelik takkesini geçirirmiş." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  2. Yarım küre biçimindeki kubbenin üst bölümü

TAKSA

Kelime Kökeni : Latince

  1. [isim] Pulu yapıştırılmadan veya eksik yapıştırılarak gönderilen mektup için alıcının cezalı olarak ödediği posta ücreti

TAKLA

  1. [isim] Elleri yere koyduktan sonra ayakları kaldırıp vücudu üstten aşırtarak öne veya arkaya yapılan dönme hareketi
    • "Sizin için Türkçenin cambazıdır, kafiyelere taklalar attırır, dedi." (Yusuf Ziya Ortaç)
  2. Otomobil, kamyon vb. devrilip yuvarlanma
    • "Biz senin yaşındayken iki altına takla atardık." (Falih Rıfkı Atay)
  3. Uçak, güvercin vb.nin uzunlamasına veya yanlamasına dönme hareketi

ÇATAK

  1. [isim] İki dağ yamacının kesişmesi ile oluşmuş dere yatağı
    • "Karakaçanı, Armutdere çataklarında bu Bozdayı tepelediydi." (Memduh Şevket Esendal)
  2. [sıfat] Yapışık, ikiz (meyve)
  3. [sıfat] Kavgacı

PATAK

  1. [isim] Dayak, kötek

TAKMA

  1. [isim] Takmak işi
  2. [sıfat] Gerçeğinin yerine konulan, eğreti, müstear
    • "Bu takma siyah saçla ... şakaklarında sallanan ... bukleler yanaklarına ters düşüyor." (Halide Edip Adıvar)

ÇITAK

  1. [sıfat] Dağda yaşayan ve geçimini odun satarak sağlayan
  2. Kaba, huysuz, kavgacı

YUTAK

  1. [isim] Ağız ve burun boşluklarıyla gırtlak ve yemek borusu arasındaki boşluk

TAKİM

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Verimsiz duruma getirme, sonuçsuz bırakma, kısırlaştırma
  2. Mikrobundan arıtma

TAKIK
...
TAKVA

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Allah'tan korkma
  2. Dinin yasak ettiği şeylerden sakınıp buyurduklarını yerine getirme, züht

TUTAK

  1. [isim] Bir şeyin tutulacak yeri
    • "Saban tutağı. Bıçak tutağı. Kılıç tutağı. Tüfek tutağı."
  2. Tutacak
  3. Kabza
  4. Maşa, kerpeten vb. araçların tutmaya yarayan kanatlarından her biri
  5. Bir anlaşma, sözleşme veya isteğin yerine getirilmesini sağlamak için güvence olarak ele geçirilen kimse, tutu, rehine

İNTAK

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Konuşturma söyletme
  2. Kişileştirilen varlıklara, hayalî yaratıklara söz söyletme sanatı, dillendirme

TAKİP

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Yetişmek, yakalamak veya bulmak amacıyla birinin arkasından gitme, izleme
    • "Hazım Aslan'ı, bir polis hafiyesi gibi günlerce takipten sonra bulmaya muvaffak oldum." (Halide Edip Adıvar)
    • "Kocası okurken gözleriyle satırları takip ediyor, elleriyle boncuk çantasını ovalıyordu." (Ömer Seyfettin)
  2. Ardınca gitme veya gelme
    • "Çocuk, babasının kendisini takibinden memnun olmadı."
    • "Bu yolu takip ederseniz eve varırsınız."
  3. Kovuşturma, kovuşturulma
    • "Savcılık, basın suçlarının takibinden sorumludur."
    • "Modayı takip etmek."
  4. İzinden gitme, uyma, izleme
    • "Atatürk'ün düşüncelerini takip, gençliğin başlıca amacıdır."
    • "Öğretmenin anlattıklarını takip etmek."
  5. Geri çekilmekte olan düşmanı yok etmek için yapılan hareket

TAKSİ

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Belli bir ücret karşılığı yolcu taşıyan, taksimetresi olan otomobil
    • "Taksi bir karışıklığın çıktığını görünce hemen gazlayıp uzaklaştı." (Çetin Altan)
    • "İbrahim caddeye çıkar çıkmaz bir taksi çevirdi." (Atilla İlhan)

TAKAT

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Bir şeyi yapabilme, başarabilme gücü, güç, hâl, derman, kuvvet
    • "Hareket edebilecek ne vasıtamız ne takatimiz vardı." (Aka Gündüz)
    • "Sonra, artık takati kesilmiş gibi kendini bıraktı." (Reşat Nuri Güntekin)
    • "Günahlarımızın icmaline gelince ben tutamam, takatim yetmez." (Atilla İlhan)

TAKTİ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Kesme, parçalama
  2. Aruz ölçüsünde bir dizeyi ölçünün parçalarına göre ayırma

YATAK

  1. [isim] Uyuma, dinlenme vb. amaçlarla üzerine veya içine yatılan eşya, döşek
    • "Sabahleyin onu aynı güzellikte bulacağım ümidiyle yatağımdan fırladım." (Refik Halit Karay)
    • "Gerçekten yatak yorgan, kolu boynu sargılar içinde, pestil gibi yatıyordu." (Haldun Taner)
    • "Daha on yaşımda yokken annem yatağa düşmüştü." (Sermet Muhtar Alus)
    • "Yorgunluktan yatağa seriliverdim."
  2. Yün, pamuk, kuş tüyü vb. maddelere kılıf geçirerek yapılan şilte
  3. Üzerine şilte konulan karyola, somya, kerevet vb
  4. Irmak, çay, dere vb.nin, içinde aktıkları yer, akak, mecra
  5. Katmanlaşmış herhangi bir madde yığını
    • "Çakıl yatağı."
  6. Bir şeyin çok bulunduğu yer
    • "Av yatağı. Aslan yatağı."
  7. Maden veya fosil ocaklarında birbirini izleyen iki maden, taş veya kömür tabakası arasında uzanan damar
  8. Çanak biçimindeki bir havzada veya buna benzer bir oluşumda toplanmış petrol birikintisi
  9. Gizli barınak veya bir suçluyu gizlice barındıran yer
    • "Hırsız yatağı. Eşkıya yatağı."
  10. Makinelerde hareketli bölümleri içine alan hareketli veya sabit parça
    • "Namlu yatağı. Eksen yatağı."
  11. Fideleri gömmek için toprakta açılan çukur
  12. Turunçgilleri ve yumurta vb. ürünleri korumak üzere saman vb.nden yararlanılarak yapılan yer
  13. Katmanlı bir kaya bütününde maden filizi veya taş döküntüsünden oluşan çok ince tabaka

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü