İçinde kal olan 10 harfli 111 kelime var. İçerisinde KAL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında kal olan kelimeler listesine ya da sonu kal ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Kal Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A K L

3 Harfli Kelimeler

KAL, LAK

2 Harfli Kelimeler

AK, AL, LA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KALAYBALIK

  1. [isim, denizcilik] Balık avlamada oltanın ucuna yerleştirilen madde
ARKALIKSIZ

  1. [sıfat] Arkalığı, sırt dayayacak yeri olmayan
    • "Çadır, içindeki arkalıksız iskemlelere kurulan müşterileri güneşten korur." (Salâh Birsel)
KAYMAKALTI

  1. [isim, ağızlardan] Yağı alınmış süt
HALKALAMAK

  1. [-i] Bir şeyi kıvırarak halka biçimine getirmek
  2. Bir yer veya şeyin çevresini çember biçiminde kuşatmak
KALDIRIMCI

  1. [isim] Bakınız kaldırım işçisi
  2. [argo] Mağazada alışveriş yapan kimsenin çantasını tezgâh üzerinden kaparak çalan kimse
KALIPLILIK

  1. [isim] Kalıplı olma durumu
KALANDIRCI

  1. [isim] Kalandır işini makine aracılığıyla yapan kimse
KALIPLANMA

  1. [isim] Kalıplanmak işi
ARTAKALMAK

  1. [-den] Artmak, geriye kalmak, fazla bulunmak
    • "Artakalan para ile çocuk pek güç geçiniyordu." (Halit Fahri Ozansoy)
KALAKALMAK

  1. [nesnesiz] Bir şey veya durum karşısında şaşırmak
    • "Baktılar ve ani bir komutla dondurulmuşçasına öylece kalakaldılar." (Elif Şafak)
  2. Güç durumda kalmak
    • "Arka tekerler alıp başını geçti gitti. Kırk yolcu yolun ortasında kalakaldık." (Bedri Rahmi Eyüboğlu)
MATRİARKAL

Kelime Kökeni: Fransızca matriarcal

  1. [sıfat, toplum bilimi] Bakınız anaerkil
GRAMATİKAL

Kelime Kökeni: Fransızca grammatical

  1. [sıfat] Dil bilgisi kurallarına uygun
KALKIŞILMA

  1. [isim] Kalkışılmak durumu
KALKABİLME

  1. [isim] Kalkabilmek işi
TOKALAŞMAK

  1. [nesnesiz, -le] Birbirinin elini sıkmak, el sıkışmak
    • "Yalnız rüyalarında birbirlerinden bir lahza ayrılıp tokalaşıyorlardı." (Sait Faik Abasıyanık)
KALBURÜSTÜ

  1. [sıfat, mecaz] Seçkin, sivrilmiş, önde gelen
    • "Beylerbeyi, eski Boğaziçi'nin en kalburüstü bürokratlarını barındıran güngörmüşlüğünün simgesi, bir köşesidir." (Haldun Taner)
  2. Benzerleri içinde daha üstün olan
    • "Bugün dahi kalburüstü üç dört oyunu hâlâ, başta Viyana ve Peşte olmak üzere oynanır durur." (Haldun Taner)
KALPLAŞMAK

  1. [nesnesiz] Bir kimse çeviklik, doğruluk veya çalışkanlığını yitirmek
    • "Bu işçi gittikçe kalplaşıyor."
KALDIRTMAK

  1. [-e, -i] Kaldırma işini yaptırmak
YASTIKALTI

  1. [sıfat, ekonomi] Banka veya bir başka yere yatırılmak yerine evde, iş yerinde saklanan taşınabilir (değer)
    • "Yastıkaltı para."
KALDIRIMLI

  1. [sıfat] Kaldırımı olan
    • "Kaldırımlı bahçenin sol yanında, yalnız bir oda ile bir de ayakyolu vardır." (Memduh Şevket Esendal)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü