Başında kala olan 53 kelime var. Kala ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde kala olan kelimeler listesine ya da sonu kala ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında kala bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
KALABALIKLAŞMAK
KALABALIKLAŞMA
KALAFATLANMAK
KALABALIKLIK, KALAFATÇILAR, KALAFATÇILIK, KALAFATLAMAK, KALAFATLANMA
KALABALIKÇA, KALAFATLAMA, KALANTORLUK, KALAVRAHANE, KALAYLANMAK, KALAYLATMAK
KALABİLMEK, KALAFATSIZ, KALAKALMAK, KALANDIRCI, KALANTORCA, KALAYBALIK, KALAYCILIK, KALAYLAMAK, KALAYLANMA, KALAYLATMA
KALABALIK, KALABİLME, KALAFATÇI, KALAFATLI, KALAKALMA, KALAYHANE, KALAYLAMA
KALAMATA, KALAMAZO, KALANDIR, KALANSIZ, KALANTOR, KALASTRA, KALAYSIZ
KALAFAT, KALAMAR, KALAMİN, KALAMİT, KALANLI, KALAVRA, KALAYCI, KALAYLI, KALAYSI
KALABA
KALAK, KALAN, KALAS, KALAY
KALA
Kala Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
4 Harfli Kelimeler
KALA, LAKA
3 Harfli Kelimeler
AKA, ALA, KAL, LAK
2 Harfli Kelimeler
AK, AL, LA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KALABALIKLAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Kalabalık duruma gelmek
- "Şehirler kalabalıklaştıkça insanların yalnızlaşması başka nasıl açıklanabilir?"
-
[nesnesiz]
Kalabalık duruma gelmek
- KALABALIKLAŞMA
-
-
[isim]
Kalabalıklaşmak işi
- "Kahve, saat yediden başlayarak kalabalıklaşmaya başladı."
-
[isim]
Kalabalıklaşmak işi
- KALAFATLANMAK
-
-
[nesnesiz]
Kalafatlama işi yapılmak
- "Kayıklar çarçabuk karaya çekilerek kalafatlandı."
-
[mecaz]
Onarılmak, çekidüzen verilmek
- "Kalafatlandı bıyıklar, iki batman bir denk."
-
[nesnesiz]
Kalafatlama işi yapılmak
- KALAFATLANMA
-
-
[isim]
Kalafatlanmak işi
-
[isim]
Kalafatlanmak işi
- KALABALIKLIK
-
-
[isim]
Kalabalık olma durumu
-
[isim]
Kalabalık olma durumu
- KALAFATLAMAK
-
-
[-i, denizcilik]
Geminin kaplamasını kalafatla onarmak
-
[mecaz]
Onarmak, çekidüzen vermek
-
[-i, denizcilik]
Geminin kaplamasını kalafatla onarmak
- KALAFATÇILAR
-
-
[isim, eskimiş, denizcilik]
Tersane halkını oluşturan bölüklerden her biri
-
[isim, eskimiş, denizcilik]
Tersane halkını oluşturan bölüklerden her biri
- KALAFATÇILIK
-
-
[isim]
Kalafatçının yaptığı iş
-
[isim]
Kalafatçının yaptığı iş
- KALAYLANMAK
-
-
[nesnesiz]
Kalaylanma işi yapılmak veya kalaylama işine konu olmak
- "Kalaylanmış kaplarda kaba parlaklığını görürsünüz."
-
[nesnesiz]
Kalaylanma işi yapılmak veya kalaylama işine konu olmak
- KALANTORLUK
-
-
[isim]
Kalantor olma durumu
-
Ahşap yapılarda kiriş olarak kullanılan kalın biçilmiş uzun tahta
-
[sıfat, mecaz]
Kaba, anlayışsız kimse
-
[isim]
Kalantor olma durumu
- KALAFATLAMA
-
-
[isim]
Kalafatlamak işi
-
[isim]
Kalafatlamak işi
- KALABALIKÇA
-
-
[sıfat]
Biraz kalabalık
- "En büyük cevizin altını kalabalıkça bir aile kaplamıştı."
-
[sıfat]
Biraz kalabalık
- KALAVRAHANE
-
Kelime Kökeni: Rumca + Farsça ḫāne
-
[isim, eskimiş]
Deriden olan ayakkabı, koşum takımı, eyer vb.nin yapıldığı imalathane
-
[isim, eskimiş]
Deriden olan ayakkabı, koşum takımı, eyer vb.nin yapıldığı imalathane
- KALAYLATMAK
-
-
[-e, -i]
Kalaylama işini yaptırmak
-
[-e, -i]
Kalaylama işini yaptırmak
- KALABİLMEK
-
-
[nesnesiz]
Kalma ihtimali bulunmak
- "İstanbul bu yüzden kâh gazsız kâh elektriksiz ve kâh kömürsüz kalabilir."
-
[nesnesiz]
Kalma ihtimali bulunmak
- KALANDIRCI
-
-
[isim]
Kalandır işini makine aracılığıyla yapan kimse
-
[isim]
Kalandır işini makine aracılığıyla yapan kimse
- KALANTORCA
-
-
[zarf]
Kalantor gibi, kalantora yaraşır bir biçimde
- "… kargacık burgacık tümcelere döktüğü hezeyanlarını kalantorca yayımlatıyor."
-
[zarf]
Kalantor gibi, kalantora yaraşır bir biçimde
- KALAYCILIK
-
-
[isim]
Kalaycının yaptığı iş
- "Kalaycılık, kasaplık, terlikçilik gibi sanatlar melezlerin elindedir."
-
[mecaz]
Kalaycı olma durumu
-
[isim]
Kalaycının yaptığı iş
- KALAKALMAK
-
-
[nesnesiz]
Bir şey veya durum karşısında şaşırmak
- "Baktılar ve ani bir komutla dondurulmuşçasına öylece kalakaldılar."
-
Güç durumda kalmak
- "Arka tekerler alıp başını geçti gitti. Kırk yolcu yolun ortasında kalakaldık."
-
[nesnesiz]
Bir şey veya durum karşısında şaşırmak
- KALAYLATMA
-
-
[isim]
Kalaylatmak işi
-
[isim]
Kalaylatmak işi