İçinde can olan 8 harfli 24 kelime var. İçerisinde CAN bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında can olan kelimeler listesine ya da sonu can ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Can Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
CAN
2 Harfli Kelimeler
AN
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- PARMICAN
-
Kelime Kökeni: İtalyanca parmigiano
-
[isim]
Bir tür İtalyan peyniri
-
[isim]
Bir tür İtalyan peyniri
- PATLICAN
-
Kelime Kökeni: Arapça bādincān
-
[isim, bitki bilimi]
Patlıcangillerden, kalın saplı, uzunca yapraklı otsu bitki (Solanum melongena)
-
Bu bitkinin sebze olarak kullanılan, mor renkli, uzunca veya toparlak ürünü
-
[isim, bitki bilimi]
Patlıcangillerden, kalın saplı, uzunca yapraklı otsu bitki (Solanum melongena)
- MERCANLI
-
-
[sıfat]
İçinde mercan bulunduran
-
[sıfat]
İçinde mercan bulunduran
- CANSIZCA
-
-
[zarf]
Cansız bir biçimde; cansızcasına
- "Elini cansızca kaldırıp gösterdi. Sonra kendini bıraktı."
-
[zarf]
Cansız bir biçimde; cansızcasına
- CAPCANLI
-
-
[sıfat]
Çok canlı
- "Ayaklarının birisi taşla ezilmişti ama capcanlıydı."
-
[zarf]
Canlı bir biçimde
- "Ulan Mustafa, insanoğlu ana rahmine düşer de dokuz ay on gün sonra capcanlı fırlar."
-
[sıfat]
Çok canlı
- DAMACANA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca damigiana
-
[isim]
Su vb. sıvıları taşımaya yarayan, dar ağızlı, şişkin karınlı, genellikle hasır veya plastik sepet içinde korunan büyük şişe
- "Küçüksu ve Hisar’da damacana su satan bir sucumuz vardı."
-
[isim]
Su vb. sıvıları taşımaya yarayan, dar ağızlı, şişkin karınlı, genellikle hasır veya plastik sepet içinde korunan büyük şişe
- SATLICAN
-
Kelime Kökeni: Arapça ẕāt + cenb
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız zatülcenp
- "Kayıkla gelip kurtarmasalardı satlıcandan geberecektim."
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız zatülcenp
- CANHIRAŞ
-
Kelime Kökeni: Farsça cānḫirāş
-
[sıfat]
Yürek paralayan, iç tırmalayan, tüyler ürpertecek kadar korkunç
- "Canhıraş bir feryat koparır koparmaz ipek gömlekle odaya kendimi atmışım."
-
[sıfat]
Yürek paralayan, iç tırmalayan, tüyler ürpertecek kadar korkunç
- MECCANEN
-
Kelime Kökeni: Arapça meccānen
-
[zarf, eskimiş]
Bakınız bedava
- "Size meccanen veriyorlar, siz bilirsiniz, dedi."
-
[zarf, eskimiş]
Bakınız bedava
- CANBERRA
-
-
[isim]
Avustralya'nın başkenti
-
[isim]
Avustralya'nın başkenti
- HAVLICAN
-
Kelime Kökeni: Farsça ḫavlencān
-
[isim, bitki bilimi]
Zencefilgillerden, aynı adla anılan kök sapları baharat olarak kullanılan güzel kokulu bir bitki (Alpinia officinarum)
-
[isim, bitki bilimi]
Zencefilgillerden, aynı adla anılan kök sapları baharat olarak kullanılan güzel kokulu bir bitki (Alpinia officinarum)
- USULCANA
-
-
[zarf, ağızlardan]
Bakınız yavaşça
- "Baytarı uyandırmamak için parmaklarının ucuna basa basa hamamlığa gitti, kapıyı usulcana açtı."
-
[zarf, ağızlardan]
Bakınız yavaşça
- CANCİĞER
-
-
[sıfat]
Çok yakın, sıkı fıkı, pek içten (arkadaş)
- "Aynı işi ortaklaşa yaparlardı, canciğer dosttular."
-
[sıfat]
Çok yakın, sıkı fıkı, pek içten (arkadaş)
- CANANLIK
-
-
[isim]
Canan olma durumu
-
[isim]
Canan olma durumu
- CANLANMA
-
-
[isim]
Canlanmak işi; tecessüm
- "Sermaye piyasasının canlanması için alınması gereken önlemler sürekli tartışılmaktadır."
-
[isim]
Canlanmak işi; tecessüm
- CANİYANE
-
Kelime Kökeni: Arapça cāni + Farsça -āne
-
[zarf, eskimiş]
Bakınız canice
-
Canice olan
- "Güzellikle dehşeti bir arada yoğuran korkunç, caniyane, ürpertici bir dram."
-
[zarf, eskimiş]
Bakınız canice
- CANLANIŞ
-
-
[isim]
Canlanmak işi
- "Kırk Haramilerin Esiri'nde güya medeni milletlerin en vahşi saldırışlarıyla yok edilmek istenen Türk milletinin birden canlanışı ne güzel anlatılmıştır."
-
[isim]
Canlanmak işi
- HARCANMA
-
-
[isim]
Harcanmak işi
-
[isim]
Harcanmak işi
- CANCAĞIZ
-
-
[isim]
Yakınların, sevilen kimselerin canı için söylenen bir söz
- "Kanlana kanlana soğuyan vücudundan cancağızı çıkıp bir kuş gibi uçuverirse."
-
Çok yakın hissedilen, sevilen birisi
- "Göklerle denizin iki dudağı arasında bir canı bir de cancağızı vardı."
-
[isim]
Yakınların, sevilen kimselerin canı için söylenen bir söz
- CANLILIK
-
-
[isim]
Canlı olma durumu; fer
-
[mecaz]
Neşeli, hareketli olma durumu
- "Onun bu canlılığı beni rahatsız ediyor."
-
[isim]
Canlı olma durumu; fer