İçinde alma olan 5 harfli 8 kelime var. İçerisinde ALMA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında alma olan kelimeler listesine ya da sonu alma ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Alma Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A A L M
4 Harfli Kelimeler
ALMA, AMAL, LAMA, MALA
3 Harfli Kelimeler
ALA, AMA, LAM, MAL
2 Harfli Kelimeler
AL, AM, LA, MA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- DALMA
-
-
[isim]
Dalmak işi
- "Silifke'de dalmaya başladılar ama bir gün, iki gün, on gün, denizde ilaç için olsun tek bir sünger bulamadılar."
-
[spor]
Güreşçinin ayaktayken birden eğilerek rakibinin bacaklarını kapması
-
[isim]
Dalmak işi
- ALMAÇ
-
-
[isim, fizik]
Bir elektrik akımını alıp başka bir kuvvete çeviren cihaz; alıcı, reseptör
-
[isim, fizik]
Bir elektrik akımını alıp başka bir kuvvete çeviren cihaz; alıcı, reseptör
- KALMA
-
-
[isim]
Kalmak işi
- "Asıl derdi, tumturaklı sözler, bitimsiz tartışmalarla gözünü boyayıp birazcık yanında kalmamı sağlamak."
-
[sıfat]
Herhangi bir kimseden veya bir dönemden kalmış olan
- "Annemden kalma bir evim vardı. Onu rehine koyarak bir ev tuttuk."
-
[isim]
Kalmak işi
- ÇALMA
-
-
[isim]
Çalmak işi
- "Rüyamıza kadar giren bu bahçeden elma çalmaya gidiyorduk."
- "Kimsenin bilmediği bir havayı çalmaya başladılar."
-
Başa sarılan sarık
-
[sıfat]
Çalınmış
- "Çalma mal."
-
[sıfat]
Kakmalı olmayan, kalemle işlenmiş
- "Çalma çiçekli bir gümüş vazo."
-
[isim]
Çalmak işi
- SALMA
-
-
[isim]
Salmak işi
-
Pirinçle pişirilen bir yemek türü
- "Midye salması."
-
[ağızlardan]
Genellikle köylerde işlerin görülmesi için ihtiyar heyetinin kararıyla her evden toplanması gereken para
-
Bazı yerel giysilerde kolun yeninden sarkan kumaş parçası
-
Kuşların üretilmesine ayrılan oda
-
[sıfat]
Başıboş gezen (hayvan)
- "Bu işleri asrilik sanıyorlar da kızlarını Haymana ovalarındaki dişi taylar gibi salma bırakıyorlar."
-
[sıfat]
Sürekli akan (su)
-
[tarih]
Osmanlı Devleti’nde güvenlik amacıyla devriye gezen kolluk eri
-
[isim]
Salmak işi
- ALMAK
-
-
[-i]
Bir şeyi elle veya başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak
- "Sağ elinin çevik bir hareketiyle başındaki tülbendi çekip aldı."
-
[nesnesiz]
Bakınız satın almak
-
[nesnesiz]
Bir yeri ele geçirmek
- "Fakat aldıkları yerlerin ahalisini Türkleştiremediklerinden bu büyüklük onların zayıf düşmelerine sebep olmuş."
-
[-i, -den]
Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak
- "Çocuğu okuldan aldı."
-
Birlikte götürmek
-
[nesnesiz]
İçine sığmak
- "Bu kavanoz iki kilo bal alır. Bu salon bin kişi alır."
-
[-e, nesnesiz]
Kabul etmek; ahzetmek
-
[nesnesiz]
Bir şey kendine ulaştırılmak, iletilmek
- "Mektup almak. Haber almak."
-
[nesnesiz]
İçeri girmek veya sızmak
- "Gemi su alıyor. Fotoğraf makinesi ışık almış, film yanmış."
-
[nesnesiz]
Erkek, birisiyle evlenmek
- "O sırada aldığı kadının babasının birçok yardımını görmüştü."
-
[-i, nesnesiz]
Sürükleyip götürmek
- "Öküzü sel aldı, harmanı yel aldı."
-
[nesnesiz]
Bir şeyi kazanmak, elde etmek
-
[nesnesiz]
Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak
- "Ceza almak."
-
[-i, nesnesiz]
Bakınız kaplamak
- "Burayı kötü bir koku aldı, durulamaz hâle geldi."
-
[-den]
Bakınız kısaltmak
- "Ceketin boyundan almak."
-
[nesnesiz]
Bakınız yolmak
- "Kaş almak."
-
... ile temizlemek
- "Karyolanın altını süpürge ile al."
-
[-e, -i]
İçeri girmesini sağlamak
- "Sevdiği delikanlıyı gece evine almış."
-
[nesnesiz]
Tat veya koku duymak
- "Lena çoktan yemeği pişirmiş, ortalığı, insanı acıktıran bir koku almıştı."
-
[-i, -de]
Yol gitmek, mesafe katetmek
- "O yolu bir saatte alırsınız."
-
[-i, -den]
Bir şey çalmak
- "Cebimden saatimi almışlar."
-
Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak
- "Dalağını aldılar."
-
[nesnesiz]
Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek
- "Savcı yardımcısı gaza bastı, motor almadı. Bir daha bastı, yine almadı."
-
[nesnesiz]
Göreve, işe başlatmak
- "Yeni bir kapıcı aldı."
-
[-den]
Görevden, işten çekmek
-
[nesnesiz]
Bakınız başlamak
- "Üsküdar'a gider iken aldı da bir yağmur"
-
[nesnesiz]
İçecek veya yiyecekten bir parça içmek veya yemek
- "Tadına bakmak için bir yudum aldım."
-
[nesnesiz, -den]
Kazanç sağlamak
- "Bir pantolondan beş yüz lira alıyorlar."
-
Etkisini azaltmak
- "İçine biraz su koy, tuzunu alır."
-
Yer değiştirmek
-
[-i]
Bir şeyi elle veya başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak
- ALMAN
-
Kelime Kökeni: Fransızca Allemand
-
[isim]
Almanya’da yaşayan, Cermen soyundan halk veya bu halkın soyundan olan kimse
- "Başımı sağa çevirdim; müthiş, iri, kıpkırmızı bir Alman yanıma oturmuş, gayet beyaz bir keten mendille terini siliyordu."
-
[isim]
Almanya’da yaşayan, Cermen soyundan halk veya bu halkın soyundan olan kimse
- ALMAŞ
-
-
[isim]
İki veya daha çok şeyin sıra ile değiştirilerek kullanılması veya kendiliğinden değişerek çalışması; keşikleme, münavebe
-
[mantık]
Birinin doğru olması ötekinin yanlışlığını gerektiren iki önermenin oluşturduğu sistem
-
[isim]
İki veya daha çok şeyin sıra ile değiştirilerek kullanılması veya kendiliğinden değişerek çalışması; keşikleme, münavebe