İçinde almak olan 30 kelime var. İçerisinde ALMAK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında almak olan kelimeler listesine ya da sonu almak ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

11 Harfli Kelimeler

OTURAKALMAK, UYUYAKALMAK

10 Harfli Kelimeler

ARTAKALMAK, BAKAKALMAK, DONAKALMAK, DURAKALMAK, KALAKALMAK, ŞAŞAKALMAK

9 Harfli Kelimeler

DEVRALMAK, FEYZALMAK, KARTALMAK

8 Harfli Kelimeler

ALÇALMAK, BOLALMAK, BOŞALMAK, BUNALMAK, ÇOĞALMAK, DARALMAK, DOMALMAK, KISALMAK, KOCALMAK, SAĞALMAK, YAMALMAK, YOĞALMAK

7 Harfli Kelimeler

AZALMAK, UFALMAK

6 Harfli Kelimeler

ÇALMAK, DALMAK, KALMAK, SALMAK

5 Harfli Kelimeler

ALMAK

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Almak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A A K L M

5 Harfli Kelimeler

ALMAK, KALMA, MALAK

4 Harfli Kelimeler

AKMA, ALMA, AMAL, KALA, KAMA, LAKA, LAMA, MALA

3 Harfli Kelimeler

AKA, ALA, AMA, KAL, KAM, LAK, LAM, MAL

2 Harfli Kelimeler

AK, AL, AM, LA, MA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

UYUYAKALMAK

  1. [nesnesiz] Otururken veya bir yere yaslanıp dururken istemeden uyuyuvermek
    • "Teyzem de çok gecikiyor, uyuyakalmışım yeniden." (Adalet Ağaoğlu)
OTURAKALMAK

  1. [-e, -de] Oturup kalmak
    • "Sonra da ‘İçim almaz can kurban!’ deyip, yine de dört beş çay daha içerek el ayak çekilene değin suskuyla oturakalmıştı yerine." (Füruzan)
  2. [mecaz] Bir şey bir yere yerleşmek
    • "Acaba büyük, güzel, kahverengi gözlerine oturakalmış hüzünden dolayı mı..." (Emine Işınsu)
BAKAKALMAK

  1. [-e, nesnesiz] Şaşkınlığa uğrayıp ne yapacağını bilmez durumda kalmak
    • "Bakakalırım giden geminin ardından / Atamam kendimi denize, dünya güzel / Serde erkeklik var, ağlayamam" (Orhan Veli Kanık)
ŞAŞAKALMAK

  1. [-e] Çok şaşırmak, şaşkınlıktan ne yapacağını bilememek
    • "Fırtınadan sonra şaşakalır insan, anlayamaz o azgın denizin ne kerametle, nasıl durulduğunu." (Azra Erhat)
DONAKALMAK

  1. [nesnesiz] Şaşırıp bir süre ne yapacağını, ne diyeceğini bilememek
    • "Kaşlarını kaldırarak kafasını salladığı saniye donakalmıştım." (Sermet Muhtar Alus)
  2. Bakınız taşlaşmak
DURAKALMAK

  1. [nesnesiz] Ne yapacağını bilemez bir biçimde durup kalmak
KALAKALMAK

  1. [nesnesiz] Bir şey veya durum karşısında şaşırmak
    • "Baktılar ve ani bir komutla dondurulmuşçasına öylece kalakaldılar." (Elif Şafak)
  2. Güç durumda kalmak
    • "Arka tekerler alıp başını geçti gitti. Kırk yolcu yolun ortasında kalakaldık." (Bedri Rahmi Eyüboğlu)
ARTAKALMAK

  1. [-den] Artmak, geriye kalmak, fazla bulunmak
    • "Artakalan para ile çocuk pek güç geçiniyordu." (Halit Fahri Ozansoy)
KARTALMAK

  1. [nesnesiz, ağızlardan] Yaşlanmak, kartlaşmak
    • "İşte on dokuz yaşında bir kız ecdat! Ben de onun kartalmış canlısı olamaz mıyım?" (Aka Gündüz)
FEYZALMAK

Kelime Kökeni: Arapça feyż + Türkçe almak

  1. [-den] Etkilenmek, olgunlaşmak, ders almak
    • "Umarız ki güzel yazılarınıza burada da devam edeceksiniz. Biz onlardan çok feyzaldık." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
DEVRALMAK

Kelime Kökeni: Arapça devr + Türkçe almak

  1. [-i] Bir şeyi devir yoluyla almak, teslim almak
    • "Nöbeti devraldı."
DARALMAK

  1. [nesnesiz] Dar duruma gelmek; darlaşmak
  2. Bakınız azalmak
    • "Yıllar geçer, bir gün bakarsınız vakitler daralmış." (Reşat Nuri Güntekin)
  3. Bir şey zayıf duruma gelmek
    • "Hafızası o kadar daralmış, bir sene evvelini hatırlamıyor gibi." (Sait Faik Abasıyanık)
  4. [mecaz] Bakınız güçleşmek
    • "Geçimi daraldı."
  5. [mecaz] Bakınız sıkışmak
    • "Daralan soluğu ile çıkamayacağı merdivenleri oğlunun da çıkmasını yasaklıyordu." (Necati Cumalı)
  6. [mecaz] Başı dara gelmek; bunalmak
DOMALMAK

  1. [nesnesiz, ağızlardan] Elleri, diz ve dizlerden aşağısını yere değdirerek kalçayı havaya kaldırıp durmak
ALÇALMAK

  1. [nesnesiz] Alçak duruma gelmek, yüksekten aşağı doğru inmek
    • "Rüzgâr gece beyaza boyanmış konduların üstüne doğru alçaldı." (Lâtife Tekin)
  2. [mecaz] Onurunu yitirecek kadar bayağılaşmak
    • "Hemşiremden esirgediğiniz şeyi ben kabul edecek kadar alçalmadım." (Aka Gündüz)
  3. Ses, gürültü vb. azalmak, kısık duruma gelmek
BOLALMAK

  1. [nesnesiz, ağızlardan] Bakınız bollaşmak
KISALMAK

  1. [nesnesiz] Kısa duruma gelmek
  2. Süresi azalmak
YAMALMAK

  1. [nesnesiz] Biçimini, rengini doğaya uydurarak saklanmak
BOŞALMAK

  1. [nesnesiz] Boş duruma gelmek, içinde veya üzerinde bir şey kalmamak
  2. Dışarıya akmak, dökülmek
    • "Kovalar dolup dolup boşalıyor, bostan sulanıp yeşeriyor…" (Adnan Özyalçıner)
  3. Bir şey gevşemek, açılmak
    • "Sicim gitgide boşalıyor, gemi hafif yana yatarak pupa gidiyordu." (Sait Faik Abasıyanık)
  4. Memuriyet, makam, kadro vb. açık duruma gelmek; inhilal etmek
    • "Herhangi bir sefer dönüşünde şehit yeniçerilerin boşalan yerlerine devşirme oğlanlar getirilmediği takdirde Yeniçeri Ocağı bir anda kendiliğinden kalkardı." (Reşat Ekrem Koçu)
  5. Bakınız boşanmak
  6. Cinsel doyuma ulaşmak
  7. [mecaz] Derdini, sıkıntısını birine anlatarak ferahlamak; deşarj olmak
    • "Derdimle öyle dolmuş ki boşalmadan evine gidemeyecek." (Yusuf Ziya Ortaç)
YOĞALMAK

  1. [nesnesiz, ağızlardan] Varlığı ortadan kalkmak, yok olmak
KOCALMAK

  1. [nesnesiz] Bakınız yaşlanmak
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü