İçinde almak olan 30 kelime var. İçerisinde ALMAK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında almak olan kelimeler listesine ya da sonu almak ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
OTURAKALMAK, UYUYAKALMAK
ARTAKALMAK, BAKAKALMAK, DONAKALMAK, DURAKALMAK, KALAKALMAK, ŞAŞAKALMAK
DEVRALMAK, FEYZALMAK, KARTALMAK
ALÇALMAK, BOLALMAK, BOŞALMAK, BUNALMAK, ÇOĞALMAK, DARALMAK, DOMALMAK, KISALMAK, KOCALMAK, SAĞALMAK, YAMALMAK, YOĞALMAK
AZALMAK, UFALMAK
ÇALMAK, DALMAK, KALMAK, SALMAK
ALMAK
Almak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
5 Harfli Kelimeler
ALMAK, KALMA, MALAK
4 Harfli Kelimeler
AKMA, ALMA, AMAL, KALA, KAMA, LAKA, LAMA, MALA
3 Harfli Kelimeler
AKA, ALA, AMA, KAL, KAM, LAK, LAM, MAL
2 Harfli Kelimeler
AK, AL, AM, LA, MA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- UYUYAKALMAK
-
-
[nesnesiz]
Otururken veya bir yere yaslanıp dururken istemeden uyuyuvermek
- "Teyzem de çok gecikiyor, uyuyakalmışım yeniden."
-
[nesnesiz]
Otururken veya bir yere yaslanıp dururken istemeden uyuyuvermek
- OTURAKALMAK
-
-
[-e, -de]
Oturup kalmak
- "Sonra da ‘İçim almaz can kurban!’ deyip, yine de dört beş çay daha içerek el ayak çekilene değin suskuyla oturakalmıştı yerine."
-
[mecaz]
Bir şey bir yere yerleşmek
- "Acaba büyük, güzel, kahverengi gözlerine oturakalmış hüzünden dolayı mı..."
-
[-e, -de]
Oturup kalmak
- BAKAKALMAK
-
-
[-e, nesnesiz]
Şaşkınlığa uğrayıp ne yapacağını bilmez durumda kalmak
- "Bakakalırım giden geminin ardından / Atamam kendimi denize, dünya güzel / Serde erkeklik var, ağlayamam"
-
[-e, nesnesiz]
Şaşkınlığa uğrayıp ne yapacağını bilmez durumda kalmak
- ŞAŞAKALMAK
-
-
[-e]
Çok şaşırmak, şaşkınlıktan ne yapacağını bilememek
- "Fırtınadan sonra şaşakalır insan, anlayamaz o azgın denizin ne kerametle, nasıl durulduğunu."
-
[-e]
Çok şaşırmak, şaşkınlıktan ne yapacağını bilememek
- DONAKALMAK
-
-
[nesnesiz]
Şaşırıp bir süre ne yapacağını, ne diyeceğini bilememek
- "Kaşlarını kaldırarak kafasını salladığı saniye donakalmıştım."
-
Bakınız taşlaşmak
-
[nesnesiz]
Şaşırıp bir süre ne yapacağını, ne diyeceğini bilememek
- DURAKALMAK
-
-
[nesnesiz]
Ne yapacağını bilemez bir biçimde durup kalmak
-
[nesnesiz]
Ne yapacağını bilemez bir biçimde durup kalmak
- KALAKALMAK
-
-
[nesnesiz]
Bir şey veya durum karşısında şaşırmak
- "Baktılar ve ani bir komutla dondurulmuşçasına öylece kalakaldılar."
-
Güç durumda kalmak
- "Arka tekerler alıp başını geçti gitti. Kırk yolcu yolun ortasında kalakaldık."
-
[nesnesiz]
Bir şey veya durum karşısında şaşırmak
- ARTAKALMAK
-
-
[-den]
Artmak, geriye kalmak, fazla bulunmak
- "Artakalan para ile çocuk pek güç geçiniyordu."
-
[-den]
Artmak, geriye kalmak, fazla bulunmak
- KARTALMAK
-
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Yaşlanmak, kartlaşmak
- "İşte on dokuz yaşında bir kız ecdat! Ben de onun kartalmış canlısı olamaz mıyım?"
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Yaşlanmak, kartlaşmak
- FEYZALMAK
-
Kelime Kökeni: Arapça feyż + Türkçe almak
-
[-den]
Etkilenmek, olgunlaşmak, ders almak
- "Umarız ki güzel yazılarınıza burada da devam edeceksiniz. Biz onlardan çok feyzaldık."
-
[-den]
Etkilenmek, olgunlaşmak, ders almak
- DEVRALMAK
-
Kelime Kökeni: Arapça devr + Türkçe almak
-
[-i]
Bir şeyi devir yoluyla almak, teslim almak
- "Nöbeti devraldı."
-
[-i]
Bir şeyi devir yoluyla almak, teslim almak
- DARALMAK
-
-
[nesnesiz]
Dar duruma gelmek; darlaşmak
-
Bakınız azalmak
- "Yıllar geçer, bir gün bakarsınız vakitler daralmış."
-
Bir şey zayıf duruma gelmek
- "Hafızası o kadar daralmış, bir sene evvelini hatırlamıyor gibi."
-
[mecaz]
Bakınız güçleşmek
- "Geçimi daraldı."
-
[mecaz]
Bakınız sıkışmak
- "Daralan soluğu ile çıkamayacağı merdivenleri oğlunun da çıkmasını yasaklıyordu."
-
[mecaz]
Başı dara gelmek; bunalmak
-
[nesnesiz]
Dar duruma gelmek; darlaşmak
- DOMALMAK
-
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Elleri, diz ve dizlerden aşağısını yere değdirerek kalçayı havaya kaldırıp durmak
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Elleri, diz ve dizlerden aşağısını yere değdirerek kalçayı havaya kaldırıp durmak
- ALÇALMAK
-
-
[nesnesiz]
Alçak duruma gelmek, yüksekten aşağı doğru inmek
- "Rüzgâr gece beyaza boyanmış konduların üstüne doğru alçaldı."
-
[mecaz]
Onurunu yitirecek kadar bayağılaşmak
- "Hemşiremden esirgediğiniz şeyi ben kabul edecek kadar alçalmadım."
-
Ses, gürültü vb. azalmak, kısık duruma gelmek
-
[nesnesiz]
Alçak duruma gelmek, yüksekten aşağı doğru inmek
- BOLALMAK
-
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Bakınız bollaşmak
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Bakınız bollaşmak
- KISALMAK
-
-
[nesnesiz]
Kısa duruma gelmek
-
Süresi azalmak
-
[nesnesiz]
Kısa duruma gelmek
- YAMALMAK
-
-
[nesnesiz]
Biçimini, rengini doğaya uydurarak saklanmak
-
[nesnesiz]
Biçimini, rengini doğaya uydurarak saklanmak
- BOŞALMAK
-
-
[nesnesiz]
Boş duruma gelmek, içinde veya üzerinde bir şey kalmamak
-
Dışarıya akmak, dökülmek
- "Kovalar dolup dolup boşalıyor, bostan sulanıp yeşeriyor…"
-
Bir şey gevşemek, açılmak
- "Sicim gitgide boşalıyor, gemi hafif yana yatarak pupa gidiyordu."
-
Memuriyet, makam, kadro vb. açık duruma gelmek; inhilal etmek
- "Herhangi bir sefer dönüşünde şehit yeniçerilerin boşalan yerlerine devşirme oğlanlar getirilmediği takdirde Yeniçeri Ocağı bir anda kendiliğinden kalkardı."
-
Bakınız boşanmak
-
Cinsel doyuma ulaşmak
-
[mecaz]
Derdini, sıkıntısını birine anlatarak ferahlamak; deşarj olmak
- "Derdimle öyle dolmuş ki boşalmadan evine gidemeyecek."
-
[nesnesiz]
Boş duruma gelmek, içinde veya üzerinde bir şey kalmamak
- YOĞALMAK
-
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Varlığı ortadan kalkmak, yok olmak
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Varlığı ortadan kalkmak, yok olmak
- KOCALMAK
-
-
[nesnesiz]
Bakınız yaşlanmak
-
[nesnesiz]
Bakınız yaşlanmak