Başında b olan 3 harfli 48 kelime var. B harfi ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde b harfi olan kelimeler listesine ya da sonu b harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında b bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

BİN

  1. [isim] Dokuz yüz doksan dokuzdan sonra gelen sayının adı
  2. Bu sayıyı gösteren 1000 ve M rakamlarının adı
  3. [sıfat] On kere yüz, dokuz yüz doksan dokuzdan bir artık
  4. [sıfat, mecaz] Pek çok, çok sayıda
    • "En nihayet bin güçlükle ancak küçük parçalar hâlinde imha edilebilmiş." (Ahmet Kabaklı)
BUL

  1. [isim] Yalnız iki geniş yüzü testere ile düzeltilmiş tahta
BUN

  1. [isim] Bakınız sıkıntı
    • "Soluğunu kesen acı, göğsünü sıkıştıran bun sancılarına benzemiyordu." (Attilâ İlhan)
BAP

Kelime Kökeni: Arapça bāb

  1. [isim, eskimiş] Bakınız kapı
  2. Kitaplarda bölüm, başlık
  3. Bakınız konu
    • "Ben yine memnunum senden evladım / Sana ben bu bapta kusur bulmadım" (Enis Behiç Koryürek)
  4. [dil bilgisi] Arap dil bilgisinde mastar çeşitlerinden her biri
BAS

Kelime Kökeni: Fransızca basse

  1. [isim, müzik] En kalın erkek sesi; basso
  2. Sesi böyle olan sanatçı; basso
  3. En kalın sesli orkestra çalgısı; basso
BAR

  1. [isim] Anadolu'nun doğu ve kuzey bölgesinde, en çok Artvin ve Erzurum yörelerinde el ele tutuşularak oynanan, ağır ritimli bir halk oyunu
    • "Bahçesi var, bağı var, ayvası var, narı var / Atamızdan yadigâr bizde ata barı var" (Halk türküsü)
BRE

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [ünlem] "Ey, hey" anlamında kullanılan bir seslenme sözü
    • "Bre Arslan Bey! Sen bu işi kolay mı sanırsın?" (Sevinç Çokum)
  2. "Be" yerine kullanılan bir seslenme sözü
  3. "Vay" anlamında şaşma bildiren bir seslenme sözü
    • "Bre, bu ne büyük gemi!"
  4. Şaşkınlık, coşku anlatan bir seslenme sözü
  5. [bağlaç] Tekrarlanan iki emir kipi arasına getirilerek işin sürekliliğini anlatan bir söz
    • "Öyle bir yol ki git bre git, bitmez. Gez bre gez. Dolaş bre dolaş." (Ahmet Rasim)
BAT

  1. [isim, ağızlardan] Kurşun boruların ağzını açmakta kullanılan, şimşirden yapılmış, ucu sivri bir takoz türü
BAV

  1. [isim, eskimiş] Şahin, köpek vb. hayvanları avcılığa alıştırma işi
BAY

  1. [sıfat, eskimiş] Parası, malı çok olan, zengin (kimse)
BAZ

Kelime Kökeni: Fransızca base

  1. [sıfat] Bakınız temel
    • "Baz fiyat."
  2. [isim, kimya] Bir asitle birleştiğinde bir tuz oluşturan madde
BİZ

  1. [zamir] Çokluk birinci kişiyi gösteren söz
    • "Osman bize evini hazırlamış, kendisi de ihtiyar annesiyle beraber bahçenin arka tarafındaki samanlığa çekilmiş." (Sâmiha Ayverdi)
  2. Bazen teklik birinci kişi zamiri "ben" yerine kullanılan bir söz
    • "Biz kendisini aldığımız zaman vücudu pek ince idi." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  3. Mensup olunan aile, topluluk, millet
    • "Türkiye’de toplumsal olarak da buna dikkat etmek gerekiyor, çünkü maalesef biz planlamayı çok sevmeyiz." (İlber Ortaylı)
BOŞ

  1. [sıfat] İçinde, üstünde hiç kimse veya hiçbir şey bulunmayan; hali, tehi, tıngır, dolu (II) karşıtı
    • "Komşular bir şey anlamasın diye ateşte boş tencere kaynattığım zamanları bilirim, yine de babamın koskoca konağını terk etmemiştim." (Peride Celal)
  2. [isim] Kullanıldıktan sonra içinde bir şey kalmayan, kirli bardak, çanak vb. kap
    • "Tam bu sırada yanlarından elindeki tepside boşlarla ortalıkçı bir çocuk geçmektedir." (Tarık Buğra)
  3. Sürülüp ekilmemiş toprak
  4. [zarf] Herhangi bir iş yapmadan, çalışmadan
    • "Ben hiç hayatımda böyle yarım saat boş oturmadım…" (Atilla Dorsay)
  5. [mecaz] Görevlisi olmayan (iş, görev); münhal
    • "Boş kadro."
  6. [isim, mecaz] Yapılacak iş olmama durumu
    • "Bugün sabah boşum, gelebilirsin."
  7. [mecaz] Gerçeğe dayanmayan
    • "Bütün bunlar güneşli ve rüzgârlı bir günün boş vaatleri miydi?" (Nâzım Hikmet)
  8. [mecaz] Herhangi bir bilgisi olmayan
    • "Daha meselesiz, daha cahil, daha boş, daha yakışıklıydılar." (Sait Faik Abasıyanık)
  9. [mecaz] Bir işe yaramayan, yararı olmayan
    • "Yaşlı başlı insanlarız, dedi. Birbirimizi boş tesellilerle aldatacak değiliz." (Reşat Nuri Güntekin)
  10. [zarf, mecaz] Habersiz, hazırlıksız bir biçimde
    • "Tatar dilencinin küfürlerine işte böyle boş yakalandım."
BAŞ

  1. [isim, anatomi] İnsan ve hayvanlarda beyin, göz, kulak, burun, ağız vb. organları kapsayan, vücudun üst veya önünde bulunan bölüm; kafa, kelle, ser (I)
    • "Sağ elinin çevik bir hareketiyle başındaki tülbendi çekip aldı." (Necati Cumalı)
  2. Bir topluluğu yöneten kimse
    • "Cumhurbaşkanı devletin başıdır." (Anayasa)
  3. Bir şeyin başladığı zaman veya yer
    • "Hafta başı. Ay başı. Yılbaşı. Satır başı."
  4. Bir şeyin özü, temeli, kaynağı
    • "Gücün, erdemliğin, bilimin, her şeyin başı paradır, para." (Halide Edip Adıvar)
  5. Arazide en yüksek nokta
    • "Dağın başı. Tepenin başı."
  6. Bir şeyin genellikle toparlakça ucu
    • "Birçok mühür baskılarındaki tasvirlerde, toplu iğne başı gibi tomurcuklarla oluşturulmuş rozetler, hayat ağaçları ve daha başka ögeler görülür." (Hasan Tahsin Uçankuş)
  7. Bir şeyin uçlarından biri
    • "Merdiven başında beni çağırdı." (Ayla Kutlu)
  8. Kasaplık hayvanlarda ve bazı yiyeceklerde adet
    • "Yirmi baş koyun. Üç baş soğan."
  9. Bakınız sarraflık hakkı
  10. Bir şeyin yakını veya çevresi
    • "Güzel bir sonbahar havasında şair, havuz başına uzanır gibi oturmuş, güneşleniyordu." (Ahmet Kabaklı)
  11. "Önem veya yönetim bakımından ileride olan, en önemli, en üstün" anlamlarında birleşik kelimeler yapan bir söz
    • "Başbakan, başçavuş, başhekim, başkent, başöğretmen, başpehlivan, başrol, başsavcı."
  12. [spor] Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden birincisi
    • "Başa güreşmek."
  13. [denizcilik] Deniz teknelerinde ön taraf
BEŞ

  1. [isim] Dörtten sonra gelen sayının adı; penç
  2. Bu sayıyı gösteren 5 ve V rakamlarının adı
  3. [sıfat] Dörtten bir artık
  4. [eskimiş] Bakınız ilkokul
    • "Biz okumadık, beşi bitirdik." (Tarık Dursun K)
BEY

  1. [isim] Erkek adlarından sonra kullanılan saygı sözü
    • "Eniştem Neyyir Bey'i kimin vurduğunu ben biliyorum." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. Erkek özel adları yerine kullanılan bir söz
    • "Bir bey sizi aradı."
  3. Bakınız koca (I)
    • "İki yol var önünde, ya beyinin dilini öğrenirsin ya beyin senin dilini." (Tarık Dursun K)
  4. Bakınız as (II)
    • "Gerçekten de doktora bir bey ile iki yedili gelmişti." (Tarık Buğra)
  5. Erkek sıfatlarından sonra kullanılan bir saygı sözü
    • "Hepsi yalandı; bayan kumarbaz, para tutmaz, küçük bayan kolejin en müsrif kızı, damat bey çapkının biri, mahdum bey dolandırıcı diyecek kadar paragöz..." (Münevver Ayaşlı)
  6. Bir yörenin ileri gelen, zengin kişisi
  7. [anatomi] Aşığın çukur yüzünün arkasındaki yumru bölge
  8. [tarih] Küçük bir devletin veya beyliğin başında bulunan kimse
    • "Karaman beyi. Menteşe beyi."
  9. [askerlik] Bakınız komutan
    • "Alay beyi. Uç beyi."
BOZ

  1. [isim] Açık toprak rengi
  2. Bakınız kül rengi
  3. [sıfat] Bu renklerde olan
  4. [sıfat] Açılmamış, sürülmemiş (toprak)
BEZ

Kelime Kökeni: Arapça bezz

  1. [isim] Pamuk veya keten ipliğinden üretilen bir tür dokuma; çaput
    • "Arkamıza kefenimsi bezler geçirip kuşakla bağladılar." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Pamuktan, düz dokuma
  3. Herhangi bir cins kumaş
    • "Çadır bezi. Yelken bezi."
  4. Kumaş parçası; çaput
  5. [sıfat] Kumaş veya dokumadan yapılmış
    • "Botlarımı çıkartırken yatağın altında Mine'nin bez terliklerini görüyorum." (Ahmet Ümit)
BUZ

  1. [isim] Donarak katı duruma gelmiş su
    • "Hep kar yağmıştı, her yer buzdu." (Tarık Dursun K)
  2. [sıfat, mecaz] Çok soğuk bir etki uyandıran (şey veya kimse)
    • "Bu romanın neresini beğendiniz? Buz!"
BİT

  1. [isim, hayvan bilimi] Yarım kanatlılar alt takımına giren, insan ve memeli hayvanların vücudunda asalak olarak yaşayan böcek; kehle, ufaklık (Pediculus)
    • "Baş biti. Vücut biti."
  2. Bitkilerin öz suyunu emerek zarar veren bir tür böcek
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü