Sonunda ut olan 120 kelime var. UT ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ut olan kelimeler listesine ya da başında ut olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
VAHDETİVÜCUT
CÜRMÜMEŞHUT, GAYRİMAHDUT
HAKKISÜKUT
ABULLABUT, AKÇAARMUT, ARZIMEVUT, ETİMESGUT, KARABULUT
EBUSSUUT, HEMHUDUT, İZBANDUT, NAMEVCUT, TARASSUT, TASALLUT, TAVASSUT, YEKVÜCUT
ABLAVUT, ARNAVUT, CEBERUT, HANDOUT, KARADUT, LAYEMUT, MARABUT, MELEKUT, PALAMUT, VEYAHUT
ANADUT, BARBUT, BEYRUT, BİZMUT, HARPUT, HAYDUT, HOŞNUT, KEPSUT, KORKUT, MAHDUT, MAHLUT, MAHRUT, MAKSUT, MATRUT, MAZBUT, MERBUT, MEŞHUT, MESKUT, MEŞRUT, MEVCUT, MEVKUT, MEVLUT, MEVRUT, MORDUT, NEMRUT, SKAVUT, VERMUT, VURTUT
AKDUT, ANGUT, ARMUT, BARUT, BOYUT, BULUT, ÇAPUT, DONUT, HAMUT, HANUT, HASUT, HAVUT, HUDUT, HUTUT, KAPUT, KAVUT, KOMUT, KONUT, KOŞUT, KOYUT, KURUT, LAHUT, LAZUT, LOBUT, MABUT, MAHUT, MAMUT, MESUT, MEVUT, NOHUT, NUKUT, SAMUT, SOMUT, SOYUT, SÜBUT, SÜCUT, ŞUHUT, SUKUT, SÜKUT, TABUT Devamını Görüntüle
AKUT, AMUT, ANUT, BUUT, KUUT, UĞUT, UMUT
AUT, BUT, DUT, FUT, GUT, KUT, MUT, PUT, SUT, ŞUT, TUT
UT
Ut Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
TU, UT
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- VAHDETİVÜCUT
-
Kelime Kökeni: Arapça vaḥdet + vücūd
-
[isim, felsefe]
Bakınız varlık birliği
-
[isim, felsefe]
Bakınız varlık birliği
- CÜRMÜMEŞHUT
-
Kelime Kökeni: Arapça curm + meşhūd
-
[isim, hukuk]
Bakınız suçüstü
- "Bünyamin ürpermişti çünkü kolu kavrandığı an bir cürmümeşhut olayı yaşanacağını sanmıştı."
-
[isim, hukuk]
Bakınız suçüstü
- GAYRİMAHDUT
-
Kelime Kökeni: Arapça ġayr + maḥdūd
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız sınırsız
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız sınırsız
- HAKKISÜKUT
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥaḳḳ + sukūt
-
[isim, eskimiş, hukuk]
Bakınız sus payı
-
[isim, eskimiş, hukuk]
Bakınız sus payı
- KARABULUT
-
-
[isim, mecaz]
Büyük sıkıntı
- "Son dönemde üzerinde dolaşan karabulutların, esen fırtınaların, boraların koskoca Türklüğün kökünü devirmeye yetmeyeceğini bilmeliyiz."
-
[isim, mecaz]
Büyük sıkıntı
- ETİMESGUT
-
-
[isim]
Ankara iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Ankara iline bağlı ilçelerden biri
- AKÇAARMUT
-
-
[isim, bitki bilimi]
İnce kabuklu, sarı, etli ve sulu bir tür armut
- "Fakat akçaarmutların en irileri hep ağabeyimin dolabından çıkar."
-
[isim, bitki bilimi]
İnce kabuklu, sarı, etli ve sulu bir tür armut
- ABULLABUT
-
-
[sıfat, ağızlardan]
Söz ve davranışlarında incelikten yoksun olan (kimse)
- "Öte yandan o abullabut adamın yaşamı kim bilir ne büyük sıkıntılar içindedir."
-
Biçimsiz ve kötü giyinen, giyimine özen göstermeyen (kimse)
- "Abullabut görünüşlüdür ama ince, hassas bir ruhu olamaz mı o adamın?"
-
[sıfat, ağızlardan]
Söz ve davranışlarında incelikten yoksun olan (kimse)
- ARZIMEVUT
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿarż + Farsça mevʿūd
-
[isim]
Vadedilmiş topraklar
-
Yahudilerin Tevrat’ta kendilerine vadedildiğine inandıkları toprak
- "Bu arzımevudun ta kendisiydi ve gemi, ona bir türlü yanaşamıyorsa kabahat kaptanda, kabahat kumanda heyetindeydi..."
-
[isim]
Vadedilmiş topraklar
- TASALLUT
-
Kelime Kökeni: Arapça tasalluṭ
-
[isim, eskimiş]
Sıkıntı verecek derecede sataşma, rahatsız etme, musallat olma, saldırma
-
Bakınız sarkıntılık
-
[isim, eskimiş]
Sıkıntı verecek derecede sataşma, rahatsız etme, musallat olma, saldırma
- NAMEVCUT
-
Kelime Kökeni: Farsça nā + Arapça mevcūd
-
[sıfat]
Mevcut olmayan, bulunmayan; yok
- "Okula gelmemiş olan öğrenci ‘namevcut’ olarak belirtiliyordu."
-
[sıfat]
Mevcut olmayan, bulunmayan; yok
- İZBANDUT
-
Kelime Kökeni: İtalyanca sbandato
-
[sıfat]
Görünüşü ve davranışı ile korku veren (iri yarı adam)
- "Hanife, iki izbandut herifin yanından geçeceği anı mümkün olduğu kadar tehire çalışıyordu."
-
[isim, eskimiş]
Rum korsanı
-
[sıfat]
Görünüşü ve davranışı ile korku veren (iri yarı adam)
- YEKVÜCUT
-
Kelime Kökeni: Türkçe yek + Arapça vucūd
-
[zarf]
Hep birlikte
-
[zarf]
Hep birlikte
- TAVASSUT
-
Kelime Kökeni: Arapça tavassuṭ
-
[isim, eskimiş]
Bakınız aracılık
-
[isim, eskimiş]
Bakınız aracılık
- EBUSSUUT
-
-
[isim]
"Çok kapalı giyinen kız veya kadın" anlamındaki Ebussuut Efendi'nin gelini gibi ve "eskiye çok bağlı, tutucu" anlamındaki Ebussuut Efendi'nin torunu deyimlerinde geçen bir söz
-
[isim]
"Çok kapalı giyinen kız veya kadın" anlamındaki Ebussuut Efendi'nin gelini gibi ve "eskiye çok bağlı, tutucu" anlamındaki Ebussuut Efendi'nin torunu deyimlerinde geçen bir söz
- TARASSUT
-
Kelime Kökeni: Arapça taraṣṣud
-
[isim, eskimiş]
Bakınız gözleme (I)
- "Tarassut mevkisinde sıramızı bekleyerek düşman siperlerini tetkik etmeye başladık."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız gözleme (I)
- HEMHUDUT
-
Kelime Kökeni: Farsça hem + Arapça ḥudūd
-
[isim, eskimiş]
Bakınız sınırdaş
- "… Rusya da büyük hazırlıklara ve gittikçe artan tahriklere geçtiği için Rusya ile hemhudut Muş Sancağı’nda da durum bozulmaya yüz tutmuş."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız sınırdaş
- KARADUT
-
-
[isim, bitki bilimi]
Siyah renkte olan bir tür dut
- "Karadutum, çatalkaram, Çingene'm / Nar tanem, nur tanem bir tanem"
-
[isim, bitki bilimi]
Siyah renkte olan bir tür dut
- PALAMUT
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim, hayvan bilimi]
Uskumrugillerden, eti esmer, büyüklüğüne göre "Çingene palamudu, torik, sivri, altıparmak (I), piçuta" adlarını alan, pulsuz bir balık; sivri (Pelamys sarda)
- "Lüfer varken palamut yenir mi diye çıkıştım."
-
[isim, hayvan bilimi]
Uskumrugillerden, eti esmer, büyüklüğüne göre "Çingene palamudu, torik, sivri, altıparmak (I), piçuta" adlarını alan, pulsuz bir balık; sivri (Pelamys sarda)
- MARABUT
-
Kelime Kökeni: Arapça murābiṭ
-
[isim, eskimiş]
Kuzey Afrika'da dervişlere verilen ad; murabıt
-
[isim, eskimiş]
Kuzey Afrika'da dervişlere verilen ad; murabıt