Başında ut olan 33 kelime var. Ut ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ut olan kelimeler listesine ya da sonu ut ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında ut bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
UTANMAZCASINA
UTANMAMAZLIK
UTANABİLMEK
UTANABİLME, UTANDIRMAK, UTANGAÇLIK, UTANMAZLIK
UTANDIRMA, UTANILASI, UTANILMAK, UTANMAZCA, UTKULULUK
UTANILMA
UTANGAÇ, UTANGAN, UTANMAK, UTANMAZ, UTÇULUK, UTULMAK
UTANIŞ, UTANMA, UTARİT, UTERUS, UTKULU, UTULMA
UTANÇ, UTMAK
UTÇU, UTKU, UTLU, UTMA
UTV
UT
Ut Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
TU, UT
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- UTANMAZCASINA
-
-
[zarf]
Bakınız utanmazca
- "Bunda o denli çirkin ve o denli utanmazcasına söz ve deyimler kullanılmıştı ki, bir kez okunduktan sonra, bir daha okunmasına ve dinlenilmesine katlanılamamıştı."
-
[zarf]
Bakınız utanmazca
- UTANMAMAZLIK
-
-
[isim]
Bakınız utanmazlık
-
[isim]
Bakınız utanmazlık
- UTANABİLMEK
-
-
[nesnesiz]
Utanma ihtimali veya imkânı bulunmak
-
[nesnesiz]
Utanma ihtimali veya imkânı bulunmak
- UTANGAÇLIK
-
-
[isim]
Utangaç olma durumu; bozum havası, mahcupluk, mahcubiyet
- "Mücrim onlarmış gibi, baktım, hepsi hüzünde / Çocuk utangaçlığı var hepsinin yüzünde"
-
[isim]
Utangaç olma durumu; bozum havası, mahcupluk, mahcubiyet
- UTANMAZLIK
-
-
[isim]
Utanmaz olma durumu; arlanmazlık, sıkılmazlık, yırtıklık, yüzsüzlük
- "Hicap bir ayıp; utanmazlık, sıkılmazlık, yılışıklık bir meziyet oldu."
-
Utanmazca davranış; arlanmazlık, yırtıklık, yüzsüzlük
- "Sizi ben iyiliklere, nimetlere gark ettiğim hâlde gene sizin bana karşı yapmayacağınız kötülük yok; böylece, on yıldan beridir sizde utanmazlık var."
-
[isim]
Utanmaz olma durumu; arlanmazlık, sıkılmazlık, yırtıklık, yüzsüzlük
- UTANABİLME
-
-
[isim]
Utanabilmek işi
-
[isim]
Utanabilmek işi
- UTANDIRMAK
-
-
[-i]
Utanmasına sebep olmak, utanmasına yol açmak
- "Muallâ Hanım'a o zamana kadar beni çok utandıran bir sual sormakta mahzur görmedim."
-
[mecaz]
Çokça iltifat ve ikramda bulunarak veya kendisinden beklenmeyen bir başarı göstererek karşısındakini mahcup etmek
- "Kendilerine hizmet ederken yılışmak isteyen kadın onu sinirlendirdi, utandırdı."
-
[-i]
Utanmasına sebep olmak, utanmasına yol açmak
- UTANILMAK
-
-
[nesnesiz]
Utanç duyulmak
-
[nesnesiz]
Utanç duyulmak
- UTANILASI
-
-
[sıfat]
Utanılacak bir durumda olan
- "Kronos ve kardeşleri kazanırsa sizi utanılası birer mahkûmmuş gibi Tartaros’a atacaklar yeniden."
-
[sıfat]
Utanılacak bir durumda olan
- UTANMAZCA
-
-
[sıfat]
Utanmaz bir biçimde yapılan
- "Karşıki bıyıkları yoluk herif pencereden pencereye gelinine ne işaretler etmiyor, ne utanmazca laflar atmıyordu, yarabbi..."
-
[zarf]
Utanmaksızın, utanmaz bir biçimde; arlanmazca, utanmazcasına
- "Sonra en iğrenç sakatlıklarını kazanç kaynağı yapan, bunları utanmazca sergileye sergileye dilenen kimseler gözlerinin önünde belirdi."
-
[sıfat]
Utanmaz bir biçimde yapılan
- UTANDIRMA
-
-
[isim]
Utandırmak işi
-
[isim]
Utandırmak işi
- UTKULULUK
-
-
[isim]
Bakınız muzafferlik
-
[isim]
Bakınız muzafferlik
- UTANILMA
-
-
[isim]
Utanılmak durumu
-
[isim]
Utanılmak durumu
- UTÇULUK
-
-
[isim]
Utçunun yaptığı iş
-
[isim]
Utçunun yaptığı iş
- UTANGAN
-
-
[sıfat, ağızlardan]
Bakınız utangaç
- "Uzun kirpiklerin altında utangan ve durgun düşünen iri gözlerin bir kere açılmasın; kalın kaşların bir kere çatılmasın; o zaman varlığın, benliğin köpürür, taşar!"
-
[sıfat, ağızlardan]
Bakınız utangaç
- UTULMAK
-
-
[-e, ağızlardan]
Yenme işi yapılmak veya yenme işine konu olmak
-
Ütme işi yapılmak veya ütme işine konu olmak
-
[-e, ağızlardan]
Yenme işi yapılmak veya yenme işine konu olmak
- UTANMAZ
-
-
[sıfat]
Utanması olmayan; arlanmaz, pek yüzlü, sıkılmaz, pişkin, yüzsüz
- "Utanmazlık siyasetinin veya utanmaz siyasinin önünde sonunda foyası meydana çıkar."
-
[sıfat]
Utanması olmayan; arlanmaz, pek yüzlü, sıkılmaz, pişkin, yüzsüz
- UTANGAÇ
-
-
[sıfat]
Bir topluluk içinde gereken güven ve cesareti kendinde bulamayan, rahat konuşamayan ve rahat davranamayan; sıkılgan, utangan, mahcup
- "Bunlar çoğunlukla çekingen, utangaç olurlardı."
-
[sıfat]
Bir topluluk içinde gereken güven ve cesareti kendinde bulamayan, rahat konuşamayan ve rahat davranamayan; sıkılgan, utangan, mahcup
- UTANMAK
-
-
[nesnesiz]
Onursuz sayılacak veya gülünç olacak bir duruma düşmekten üzüntü duymak; arlanmak, mahcup olmak
- "Düğün sofrasında kendisinden başka böyle çatal tutanı göremeyince pek utandı."
-
[-den]
Sıkılarak çekinmek
- "Hayır, edebiyattan değil, karşısında şimdiden aczini duyduğum okuyucudan utanıyorum."
-
[nesnesiz]
Onursuz sayılacak veya gülünç olacak bir duruma düşmekten üzüntü duymak; arlanmak, mahcup olmak
- UTARİT
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿuṭārid
-
[isim, gök bilimi]
Bakınız Merkür
-
[isim, gök bilimi]
Bakınız Merkür