Sonunda ışık olan 29 kelime var. IŞIK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ışık olan kelimeler listesine ya da başında ışık olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
KARMAKARIŞIK
DAYANIŞIK
ARDIŞIK, AYRIŞIK, BAĞIŞIK, BARIŞIK, ÇAKIŞIK, ÇATIŞIK, DANIŞIK, KARIŞIK, KATIŞIK, KIPIŞIK, KIRIŞIK, KIZIŞIK, MAYIŞIK, SIKIŞIK, SIVIŞIK, TANIŞIK, TIKIŞIK, YAKIŞIK, YAPIŞIK, YIĞIŞIK, YILIŞIK, YIVIŞIK
ALIŞIK, APIŞIK
DIŞIK, PIŞIK
IŞIK
Işık Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
4 Harfli Kelimeler
IŞIK, IŞKI
3 Harfli Kelimeler
KIŞ, ŞIK
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KARMAKARIŞIK
-
-
[sıfat]
Dağınık, düzensiz, çok karışık; karmakarış, müşevveş
- "Tarihin karmakarışık olayları ilmî metotlarla incelenebilir mi?"
-
[mecaz]
Huzursuz, kararsız, karmaşık olan; darmaduman, karmaç burgaç
- "Başımın içinde bir sis ve hep ona bağlı karmakarışık hayaller var."
-
[sıfat]
Dağınık, düzensiz, çok karışık; karmakarış, müşevveş
- DAYANIŞIK
-
-
[sıfat]
Üyeleri arasında dayanışma bulunan (millet, topluluk, sınıf vb.); mütesanit
- "Dil dizgemiz son derece dayanışık ve düzenli bir bütündür."
-
[sıfat]
Üyeleri arasında dayanışma bulunan (millet, topluluk, sınıf vb.); mütesanit
- ÇAKIŞIK
-
-
[sıfat, matematik]
Çakışmış olan
- "Çakışık üçgenler."
-
[sıfat, matematik]
Çakışmış olan
- DANIŞIK
-
-
[isim]
Olmayan bir durumu varmış gibi göstermek veya olduğundan başka anlatmak için önceden yapılan anlaşma; muvazaa
-
[isim]
Olmayan bir durumu varmış gibi göstermek veya olduğundan başka anlatmak için önceden yapılan anlaşma; muvazaa
- KIPIŞIK
-
-
[sıfat]
Yarı kapalı (göz)
- "Gülmesine gülmez ya, küçük, kıpışık, mavi gözlerinden çelik ışıltısı gibi bir şey geçer."
-
[sıfat]
Yarı kapalı (göz)
- YIĞIŞIK
-
-
[sıfat]
Üst üste birikmiş
-
[sıfat]
Üst üste birikmiş
- KATIŞIK
-
-
[sıfat]
İçine başka şeyler karışmış olan; mahlut
-
[sıfat]
İçine başka şeyler karışmış olan; mahlut
- YIVIŞIK
-
-
[sıfat, ağızlardan]
Islak, kaygan, yapışkan olan
- "Bu gecenin hiç silinmeyen hatırasını yıvışık bir leke hâlinde hâlâ taşıyorum."
-
[mecaz]
Bakınız yılışık
-
[sıfat, ağızlardan]
Islak, kaygan, yapışkan olan
- YAKIŞIK
-
-
[isim]
Bakınız uygunluk
-
Yakışıklı delikanlı
-
[isim]
Bakınız uygunluk
- KARIŞIK
-
-
[sıfat]
Farklı nitelikteki şeylerden oluşmuş; gayrisafi
- "Karışık salata."
-
Düzeni bozulmuş; intizamsız
-
Karışmış olan
- "Ağzından kanla karışık diş parçalarını, onu yumruklayanların suratlarına tükürdü."
-
Saf olmayan, içine niteliğini değiştirecek başka bir şey katılmış olan; mağşuş
- "Karışık süt."
-
Çalkantı, kargaşa, gerginlik içinde olan
- "Bana ne, bu bir yığın ne olduğunu anlamadığım, karışık, dolambaçlı işten!"
-
Anlaşılması güç olan, açık seçik olmayan; karanlık
- "Tuhaf şey! Hakikaten karışık bir kadın."
-
Halk inancına göre cin ve perilerle ilişkisi olan
-
[sıfat]
Farklı nitelikteki şeylerden oluşmuş; gayrisafi
- SIVIŞIK
-
-
[sıfat]
Yapışıp bulaşan
- "Üç çocuk, üzerlerine sıvışık bir madde sürülmüş birer dilim ekmeği geveleyip duruyorlar."
-
[mecaz]
Bir kimsenin yanından ayrılmayarak insanı tedirgin eden (kimse)
-
[sıfat]
Yapışıp bulaşan
- BAĞIŞIK
-
-
[sıfat]
Herhangi bir ödevin veya yükümlülüğün dışında kalan
- "Görev yaptıkları sıradaki sözlü açıklama ve davranışlar bakımından yargısal kovuşturmalardan bağışık olacaklardır."
-
[tıp]
Bazı mikroplara karşı aşı veya doğal yolla direnç kazanmış olan; immün
- "Çiçek aşısı, çiçek hastalığına karşı insanı bağışık kılar."
-
[sıfat]
Herhangi bir ödevin veya yükümlülüğün dışında kalan
- TANIŞIK
-
-
[isim]
Birbirini tanıyanlardan her biri
- "Tanışıklar birbirlerine iftira ederlerdi."
-
[isim]
Birbirini tanıyanlardan her biri
- TIKIŞIK
-
-
[sıfat]
Tıkışmış olan
-
[sıfat]
Tıkışmış olan
- YILIŞIK
-
-
[sıfat]
Yapmacık davranışlarla hoş görünmeye çalışan; yıvışık
- "O hanende denilen yılışık boşboğaza ne diyeyim?"
-
[sıfat]
Yapmacık davranışlarla hoş görünmeye çalışan; yıvışık
- YAPIŞIK
-
-
[sıfat]
Bir yere yapışmış olan
- "Zarfa yapışık pullar."
-
Fizyolojik yönden birbirlerine bağlı olarak doğan
-
[mecaz]
Sürekli bir arada bulunan
-
Dokunan, değen
- "Lavabonun duvara yapışık kıyısının üstüne konmuş bir diş fırçası gösteriyordu."
-
[sıfat]
Bir yere yapışmış olan
- BARIŞIK
-
-
[sıfat]
Başkası ile barış durumunda bulunan, dargın veya düşman olmayan
-
[sıfat]
Başkası ile barış durumunda bulunan, dargın veya düşman olmayan
- AYRIŞIK
-
-
[sıfat]
Ayrışmış olan
-
Ayrı türden; heterojen
-
[kimya]
Birbirlerine çok fazla benzer özellikler taşımayan parça veya birimlerden oluşan bütün veya topluluk; ayrı cinsten, heterojen
-
[sıfat]
Ayrışmış olan
- ARDIŞIK
-
-
[sıfat]
Birbiri ardından gelen, üst üste olan; mütevali
-
[sıfat]
Birbiri ardından gelen, üst üste olan; mütevali
- MAYIŞIK
-
-
[sıfat, argo]
Çok yemekten, sıcaktan veya zevkten gevşemiş olan, üzerine rehavet çökmüş olan (kimse)
-
[sıfat, argo]
Çok yemekten, sıcaktan veya zevkten gevşemiş olan, üzerine rehavet çökmüş olan (kimse)