Sonunda zam olan 19 kelime var. ZAM ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde zam olan kelimeler listesine ya da başında zam olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

13 Harfli Kelimeler

GAYRİMUNTAZAM, SULTANİHÜZZAM

10 Harfli Kelimeler

BİLİLTİZAM, VEZİRİAZAM

8 Harfli Kelimeler

İSTİLZAM, MUNTAZAM, SADRAZAM

7 Harfli Kelimeler

İLTİZAM, İNTİZAM, MUAZZAM

6 Harfli Kelimeler

BALZAM, CÜZZAM, HÜZZAM, MUNZAM

5 Harfli Kelimeler

İLZAM, NİZAM

4 Harfli Kelimeler

İZAM, UZAM

3 Harfli Kelimeler

ZAM

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Zam Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A M Z

3 Harfli Kelimeler

ZAM

2 Harfli Kelimeler

AM, AZ, MA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

GAYRİMUNTAZAM

Kelime Kökeni: Arapça ġayr + muntaẓam

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız düzensiz
    • "Gayrimuntazam geçen günleri hiç de evliliğe müsait olmamıştı." (Osman Aysu)
SULTANİHÜZZAM

Kelime Kökeni: Arapça sultānī + huzām

  1. [isim, müzik] Klasik Türk müziğinde bir birleşik makam
VEZİRİAZAM

Kelime Kökeni: Arapça vezīr + aʿẓām

  1. [isim, tarih] Bakınız sadrazam
BİLİLTİZAM

Kelime Kökeni: Arapça bi'l-iltizām

  1. [zarf, eskimiş] Bakınız bilerek
    • "Kurşunları kimseye atmıyor, bililtizam kimseyi belki öldürmüyor..." (Halide Edip Adıvar)
İSTİLZAM

Kelime Kökeni: Arapça istilzām

  1. [isim, eskimiş] Bakınız gerektirme
MUNTAZAM

Kelime Kökeni: Arapça muntaẓam

  1. [sıfat] Bakınız düzgün
  2. Bakınız düzenli
  3. [zarf] Düzenli olarak, düzgün biçimde
    • "Hiçbir tiyatro bu kadar muntazam ve güzel hazırlanamazdı." (Ahmet Hamdi Tanpınar)
  4. [zarf] Düzenli aralıklarla, sürekli olarak
    • "Bizi beslemek için muntazam yumurtlarlar." (Halide Edip Adıvar)
SADRAZAM

Kelime Kökeni: Arapça ṣadr + aʿẓam

  1. [isim, tarih] Osmanlı Devleti'nde başbakan; veziriazam, sadır
    • "Eski sadrazamlardan birinin kızı olan karısı, iyi bir kadındır." (Reşat Nuri Güntekin)
İLTİZAM

Kelime Kökeni: Arapça iltizām

  1. [isim, eskimiş] Birinin veya bir şeyin tarafını tutma
  2. Gerekli bulma
  3. Bakınız kesenek
MUAZZAM

Kelime Kökeni: Arapça muʿaẓẓam

  1. [sıfat] Bakınız koskoca
    • "Muazzam, biraz da esrarlı, karanlık, eski bir konaktaydı." (Halide Edip Adıvar)
  2. Alışılmışın sınırlarını aşan, pek yüce
    • "Ben, sadece hepimizi içine alan muazzam bir vahdetin parçası olduğuna iman ettim." (Halide Edip Adıvar)
  3. [mecaz] Büyük bir değer ve önem taşıyan, çok önemli
    • "Fakat muazzam hakikatlere karşı göz yumanlardan değilim." (Aka Gündüz)
İNTİZAM

Kelime Kökeni: Arapça intiẓām

  1. [isim] Düzenli, düzgün olma
    • "Her memleket başkalarının yeniliklerini taklit ile başladığı intizama kendisinin eskiliklerini tahkik ile nihayet verir." (Ahmet Hikmet Müftüoğlu)
  2. Düzen, çekidüzen
HÜZZAM

Kelime Kökeni: Arapça huzām

  1. [isim, müzik] Klasik Türk müziğinde segâh perdesinde bir makam
CÜZZAM

Kelime Kökeni: Arapça cuẕām

  1. [isim, tıp] Hansen basilinin sebep olduğu, sinir sistemi ve deri başta olmak üzere birçok sistem ve organı etkileyebilen bulaşıcı bir hastalık; miskin hastalığı, lepra
    • "... bu zaviyede cüzzam illetine müptela olanların muhafaza edildiğini ve mescidin tecrit yeri olduğunu arşiv kaynaklarından öğrenmekteyiz." (Mehmet Önder)
MUNZAM

Kelime Kökeni: Arapça munżamm

  1. [sıfat, eskimiş] Katılmış, ulanmış, eklenmiş
  2. [isim] Bakınız ekleme
BALZAM

Kelime Kökeni: İngilizce balsam

  1. [isim] Bakınız balsam
İLZAM

Kelime Kökeni: Arapça ilzām

  1. [isim] Tartışma veya yargılamada delillerle karşı tarafı cevap veremez duruma getirme; susturma
  2. Herhangi bir iş yerinin gelirlerini toplama işini üzerine alma
NİZAM

Kelime Kökeni: Arapça niẓām

  1. [isim] Bakınız düzen
    • "Evin nizamında Türk kadınlarının vakur zarafeti göze çarpar." (Orhan Seyfi Orhon)
  2. Bakınız kural
    • "Şimdi, eski sıralar bozuldu, yeni sıralar, yeni nizamlar gelinceye kadar böyle olacak!" (Memduh Şevket Esendal)
UZAM

  1. [isim, felsefe] Algılanan nesnelerin temel niteliği
  2. Bir nesnenin uzayda kapladığı yer; vüsat
    • "Son bilimsel araştırmalara göre uzam ve zaman içinde seslerin hiçbir türlü yok olmadıkları kanıtlandı." (İnci Aral)
İZAM

Kelime Kökeni: Arapça iʿzām

  1. [isim, eskimiş] Bakınız yollama
ZAM

Kelime Kökeni: Arapça żamm

  1. [isim] Bir şeyin fiyatını artırma; bindirim
    • "Hayat pahalılığı arttıkça işçi gündeliklerine yeni zam istekleri gelecek." (Falih Rıfkı Atay)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü