Başında uza olan 7 harfli 4 kelime var. Uza ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde uza olan kelimeler listesine ya da sonu uza ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında uza bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Uza Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A U Z
3 Harfli Kelimeler
UZA
2 Harfli Kelimeler
AZ, UZ
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- UZAKTAN
-
-
[zarf]
Uzak yerden; alarga
- "Merak bu ya, bir gün uzaktan seyredeceğim bizim takımı."
-
Yakın bir ilişki olmadan, dolaylı olarak
- "Siz belki beni bugüne değin fark etmediniz ama ben sizi uzaktan tanıyorum."
-
[zarf]
Uzak yerden; alarga
- UZAKLIK
-
-
[isim]
Uzak olma durumu; ıraklık
- "Duvarın yüzünde birbirine otuz arşın kadar uzaklıkta sımsıkı kapalı iki büyük kapı vardı."
-
[matematik]
İki nokta arasındaki uzay ölçümü; mesafe
-
[isim]
Uzak olma durumu; ıraklık
- UZANMAK
-
-
[-e]
Boylu boyunca yatmak
- "Büyük bir karyola ve içinde ben uzanmışım, sen baş ucumda oturup sessiz bekliyorsun beni."
-
Bakınız gitmek
- "Öğleden sonra Şişli'den Beyoğlu'na kadar uzandım."
-
[nesnesiz]
Bir alana yayılmak
- "Sokağın dibinden gelen bir elektrik lambasının titreye titreye uzanan ışığında, bu iki gölgenin umumi şekilleri görülüyor."
-
[nesnesiz]
Bir şey boyunca sıralanmak
- "İncecik ırmaklar vardı ki kenarları boyunca uzanan sazlıkları arasından pembe tüylü flamingolar gezinirdi."
-
Bir yere yetişmek, ulaşmak
-
Vücudunu yöneltmek veya vücuduyla birlikte kolunu uzatmak
- "Cici Bey balkondan ablasının penceresine bir daha uzandı."
-
İleriye doğru devam etmek
-
[argo]
Sarkıntılık etmek
-
[-e]
Boylu boyunca yatmak
- UZATMAK
-
-
[nesnesiz]
Uzamasına sebep olmak, uzamasını sağlamak
- "Saçlarını uzatmış, modern giyimli genç, hoş bir adam."
-
[-i]
Başı, kolları veya bacakları bir yere yöneltmek
- "Koğuşun açık duran kapısından hastalar başlarını uzatıp koridordakilere, yerde duran sedyeye bakıyorlar."
-
[-e]
Bir şeyi vermek için birine yöneltmek; atmak
- "Elçinin altın tası güzel kıza uzattığını görünce el çırptılar, bir ağızdan takıldılar."
-
Bakınız germek
- "İp uzatmak."
-
Konuşmayı, tartışmayı sürdürmek
- "Her iki odadan üçer beşer kişi lakırtıyı uzattılar."
-
[-e]
Vermek, göndermek
- "Can, topu Zeki'ye uzattı."
-
[-i]
Süreyi artırmak, temdit etmek
- "Yıllardır beklediği bu zevkli anları mümkün olduğu kadar uzatmak istediği her hâlinden belliydi."
-
Daha ileriki bir zamana atmak, sonraya bırakmak, ertelemek
-
Sürüncemede bırakmak
-
[nesnesiz]
Uzamasına sebep olmak, uzamasını sağlamak