Başında s olan 6 harfli 470 kelime var. S harfi ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde s harfi olan kelimeler listesine ya da sonu s harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında s bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SÖYLEV
-
-
[isim]
Bir topluluğa düşünceler, duygular aşılamak amacıyla söylenen, uzunca, coşkulu ve güzel söz; nutuk, hitabe
- "Bir aralık elinde tahta çantalı birisi, kahvenin önündeki halka karşı bir söylev çekmeye başladı."
-
[isim]
Bir topluluğa düşünceler, duygular aşılamak amacıyla söylenen, uzunca, coşkulu ve güzel söz; nutuk, hitabe
- SAGUCU
-
-
[isim]
Bakınız ağıtçı
-
[isim]
Bakınız ağıtçı
- SAYICA
-
-
[zarf]
Sayı bakımından; adetçe, adedî
- "Tiyatrolar sayıca arttı, bunun sonucu seyirci sayısında da artma oldu."
-
[zarf]
Sayı bakımından; adetçe, adedî
- SEÇKİN
-
-
[sıfat]
Benzerleri arasında niteliklerinin yüksekliğiyle göze çarpan; değme (II), mümtaz, güzide, mutena
- "Burası seçkin konukların ağırlandığı yerdi."
-
Bir toplumda saygın ve etkin mevkilerde bulunan ve toplumun eğitim, ekonomi, siyaset, askeriye, din, sanat vb. alanlarıyla ilgili etkinliklerin denetimini elinde tutan (kişi veya grup); elit
-
[sıfat]
Benzerleri arasında niteliklerinin yüksekliğiyle göze çarpan; değme (II), mümtaz, güzide, mutena
- SAMSAT
-
-
[isim]
Adıyaman iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Adıyaman iline bağlı ilçelerden biri
- SÜKUTİ
-
Kelime Kökeni: Arapça sukūtī
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız suskun
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız suskun
- SÜLİNE
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim, hayvan bilimi]
Dar ve uzun kavkılı bir deniz yumuşakçası; çakı, denizçakısı (Solen)
-
[isim, hayvan bilimi]
Dar ve uzun kavkılı bir deniz yumuşakçası; çakı, denizçakısı (Solen)
- SARKIT
-
-
[isim, mineraloji]
Mağaraların tavanında aşağıya doğru oluşan, genellikle koni biçiminde kalker birikintisi; damla taş, stalaktit
-
[isim, mineraloji]
Mağaraların tavanında aşağıya doğru oluşan, genellikle koni biçiminde kalker birikintisi; damla taş, stalaktit
- SİNKAF
-
-
[isim, argo]
Erkek cinsel organı ile ilgili bütün küfür ve kötü sözlerin, Arap harflerinden “sin” ve “kaf” harflerini kullanarak güzel adlandırmaya yönelik kısaltılmış biçimi
-
[isim, argo]
Erkek cinsel organı ile ilgili bütün küfür ve kötü sözlerin, Arap harflerinden “sin” ve “kaf” harflerini kullanarak güzel adlandırmaya yönelik kısaltılmış biçimi
- STOACI
-
-
[sıfat, felsefe]
Stoacılık yanlısı (kimse, görüş vb.)
-
[sıfat, felsefe]
Stoacılık yanlısı (kimse, görüş vb.)
- SİYMEK
-
-
[nesnesiz]
Kedi, köpek işemek
-
[nesnesiz]
Kedi, köpek işemek
- SÜĞMEK
-
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Bitki, ot yetişip ortaya çıkmak, bitmek, yeşermek; süvmek
-
Dal üstünde sürgün vermek; süvmek
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Bitki, ot yetişip ortaya çıkmak, bitmek, yeşermek; süvmek
- SARKOM
-
Kelime Kökeni: Fransızca sarcome
-
[isim, tıp]
Kötücül bağ dokusu uru
-
[isim, tıp]
Kötücül bağ dokusu uru
- SIĞMAK
-
-
[-e]
Bir kaba, bir yere bütünüyle girebilmek veya içinden geçebilmek; girmek
- "Bir tavla zarı kadar küçücük eve / Bir kadın iki çocuk nasıl sığar?"
-
[mecaz]
Uygun düşmek, yakışmak, kabul edilebilir olmak
- "Bu davranışın ne akla ne mantığa ne de insanlığa sığar!"
- "Kin başka, aşk başkadır, kızım! Muhabbete cinayet sığmaz."
-
[-e]
Bir kaba, bir yere bütünüyle girebilmek veya içinden geçebilmek; girmek
- SAMANİ
-
Kelime Kökeni: Türkçe saman + Arapça -ī
-
[isim]
Bakınız saman rengi
-
[sıfat]
Bu renkte olan
-
[isim]
Bakınız saman rengi
- SİMALI
-
-
[sıfat]
Bakınız yüzlü
-
[sıfat]
Bakınız yüzlü
- SEMAVİ
-
Kelime Kökeni: Arapça semāvī
-
[sıfat]
Allah’tan gelen, ilahi (I)
- "Semavi bir olay söz konusu olduğunda halk kendi arasındaki konuşmalarda hep bu işin künhünü ancak Fatin hoca bilir, diyerek işin içinden sıyrılırdı."
-
[eskimiş]
Gökle ilgili, göğe ilişkin; ulvi
- "İnkıraz edip söndükten sonra dahi kırk yıl ışığını gördüğümüz semavi cisimler gibi hiç değilse yaşanan aşk hikâyesinin sırlarını duyarak ona gönlümüzde bir yer vermek lazım değil miydi?"
-
[sıfat]
Allah’tan gelen, ilahi (I)
- SOSLUK
-
-
[isim]
Sos konulmak için kullanılan kap
-
[isim]
Sos konulmak için kullanılan kap
- SUMSUK
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız yumruk
-
Yumrukla vurma
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız yumruk
- SANCAK
-
-
[isim, askerlik]
Çoğunlukla askerî birliklere verilen yazı işlemeli, kenarları saçaklı ve gönderli bayrak
-
[denizcilik]
Gemilerin sağ yanı
-
[tarih]
Osmanlı yönetim teşkilatında ilden küçük, ilçeden büyük olan, bir beyin veya hanedan mensubunun idaresine verilen yönetim birimi; mutasarrıflık, liva
-
[isim, askerlik]
Çoğunlukla askerî birliklere verilen yazı işlemeli, kenarları saçaklı ve gönderli bayrak