Başında asıl olan 17 kelime var. Asıl ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde asıl olan kelimeler listesine ya da sonu asıl ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında asıl bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

11 Harfli Kelimeler

ASILABİLMEK, ASILMIŞADAM

10 Harfli Kelimeler

ASILABİLME, ASILSIZLIK

9 Harfli Kelimeler

ASILANMAK, ASILLILIK

8 Harfli Kelimeler

ASILANIŞ, ASILANMA

7 Harfli Kelimeler

ASILLIK, ASILMAK, ASILSIZ

6 Harfli Kelimeler

ASILIŞ, ASILLI, ASILMA, ASILTI

5 Harfli Kelimeler

ASILI

4 Harfli Kelimeler

ASIL

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Asıl Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A I L S

4 Harfli Kelimeler

ASIL, ASLI, SALI, SILA

3 Harfli Kelimeler

ASI, SAL

2 Harfli Kelimeler

AL, AS, IS, LA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ASILMIŞADAM

  1. [isim, bitki bilimi] Salepgillerden, çiçekleri asılmış bir insana benzeyen ve köklerinden salep çıkarılan bir bitki (Loraglosum)
ASILABİLMEK

  1. [-e, nesnesiz] Asılma ihtimali veya imkânı bulunmak
    • "Bu adamcağız, bu kadını öldürüp tekrar hapse girebilir yahut asılabilir." (Peyami Safa)
ASILABİLME

  1. [isim] Asılabilmek işi
    • "Bazen iskelet kavak ağacı gövdesinden yapılır, süslerin asılabilmesi için yukarıdan aşağı doğru uzunlukları giderek artan dallar takılırdı." (Özdemir Nutku)
ASILSIZLIK

  1. [isim] Asılsız olma durumu
    • "Cadı hikâyesi de cinlerin, cadıların asılsızlığını, bir kadın oyunu olduğunu vurgulayan bir hikâyedir." (Mehmet Törenek)
ASILLILIK

  1. [isim] Asıllı olma durumu
ASILANMAK

  1. [-den] Bir şeyden yarar sağlamak; intifa etmek
ASILANMA

  1. [isim] Asılanmak işi; intifa
ASILANIŞ

  1. [isim] Asılanmak işi
ASILLIK

  1. [isim] Asıl olma durumu
    • "İşte onu duyduğunuz anda hemen içinizde doğan bu duygu yani bu asıllık ve hakikat duygusuydu sizi teslim alan." (Ümit Aktaş)
ASILSIZ

  1. [sıfat] Doğru olmayan, temelsiz, köksüz, dayanaksız, yalan (haber)
    • "Bakanlığa hiçbir asılsız haber yansımış değil." (Adalet Ağaoğlu)
  2. Bakınız uydurma
ASILMAK

  1. [-e, nesnesiz] Asma işi yapılmak veya asma işine konu olmak
    • "Yan yana asılmış aynı boyda tablolar gördük." (Bedri Rahmi Eyüboğlu)
  2. Bir yere tutunup sarkmak
  3. Tutup çekmek
    • "Çocuk annesinin eteğine asıldı."
  4. Hızla eline almak
    • "Sabah ezanı okunur okunmaz hazırlanarak kimseye görünmeden, yalıdan bir sandala atlayarak küreklere asıldım." (İsmail Deniz)
  5. [nesnesiz] Boynuna ip geçirip sallandırılarak öldürülmek; idam edilmek
    • "Yeni icat mıdır, ip parasını asılan derbederden üste almak?" (Kemal Tahir)
  6. [mecaz] Bir şey isterken karşısındakini tedirgin edecek derecede üstelemek, ısrar etmek, ileri gitmek
  7. [mecaz] Sonuna kadar mücadele etmek
    • "Ufak tefek onarım işlerine koşacak yardımcılara her zaman ihtiyaç duyulurdu. Bunu bildiğinden daha çok asılıyordu işine." (Cemil Kavukçu)
  8. [argo] Karşı cinsin ilgisini çekmek için rahatsız edici davranışlarda bulunmak; sulanmak
    • "Bu kart adam bana asılıyor mu yoksa düşündüğünü dobra dobra söyleyen açık sözlü birisi mi bu adam?" (Metin Savaş)
ASILMA

  1. [isim] Asılmak işi; sulantı
    • "Yaşı senin gibi küçük olanların asılması kanunda yoktur." (Kemal Tahir)
ASILIŞ

  1. [isim] Asılmak işi
    • "Kocasının koluna asılışı, adım atışı, tökezleyişi, ürkekliği, içki içemeyişi kendisini ele veriyor." (Alev Alatlı)
ASILTI

  1. [isim, fizik] Çözünemeyen madde parçacıklarının dibe çökmeden bir sıvı ortamda kalmış durumu; süspansiyon
  2. Böyle bir sıvı karışımı; süspansiyon
ASILLI

  1. [sıfat] Bir kökene dayanan; kökenli
    • "... kısa bir müddet için İstanbul'a gelmiş olan Ali adında Arap asıllı genç bir avukatla o dükkânda tanışmış..." (Murathan Mungan)
ASILI

  1. [sıfat] Asılmış olan; asma, asık, muallak
    • "Bugün son kuraklığın on ikinci yılıdır / Hakanın baş ucunda bir kılıç asılıdır" (Faruk Nafiz Çamlıbel)
  2. [zarf] Asılmış bir biçimde
    • "Dostlarından birine kızdı mı onun salonda asılı duran resmini alır, ayakyolunun duvarına asar." (Salâh Birsel)
ASIL

Kelime Kökeni: Arapça aṣl

  1. [isim] Bir şeyin kendisi, kopya karşıtı
    • "Bir belgenin aslı."
  2. Bir şeyin ilk olarak ortaya çıktığı yer
    • "Fuar sözüne gelince onun aslı Latincedir." (Suat Yakup Baydur)
  3. Bakınız gerçeklik
    • "Hâlbuki bunların hiçbirisinin aslı yoktu." (Ömer Seyfettin)
  4. Bakınız soy
    • "İnsan, dedi, aslını unutmamalıdır." (Sait Faik Abasıyanık)
  5. [sıfat] Bakınız esas
    • "Ama benim asıl niyetim eski sevgilisinin adını öğrenmek." (Ahmet Ümit)
  6. [sıfat] Bakınız temel
  7. [sıfat] Aranılan nitelikleri en çok kendinde toplamış olan
    • "Asıl edebiyat nesirdir." (Yahya Kemal Beyatlı)
  8. [sıfat] Bir görevde asaleten bulunan, yedek karşıtı
    • "Asıl jüri üyesi sınava gelmediğinden yedek üye çağrıldı."
  9. [zarf] Gerçekten, gerçek olarak
    • "Bana umut vermeye çalışıyor ama asıl onun teskin edilmeye ihtiyacı var." (Ahmet Ümit)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü