Başında asıl olan 17 kelime var. Asıl ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde asıl olan kelimeler listesine ya da sonu asıl ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında asıl bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
ASILABİLMEK, ASILMIŞADAM
ASILABİLME, ASILSIZLIK
ASILANMAK, ASILLILIK
ASILANIŞ, ASILANMA
ASILLIK, ASILMAK, ASILSIZ
ASILIŞ, ASILLI, ASILMA, ASILTI
ASILI
ASIL
Asıl Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
4 Harfli Kelimeler
ASIL, ASLI, SALI, SILA
3 Harfli Kelimeler
ASI, SAL
2 Harfli Kelimeler
AL, AS, IS, LA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ASILMIŞADAM
-
-
[isim, bitki bilimi]
Salepgillerden, çiçekleri asılmış bir insana benzeyen ve köklerinden salep çıkarılan bir bitki (Loraglosum)
-
[isim, bitki bilimi]
Salepgillerden, çiçekleri asılmış bir insana benzeyen ve köklerinden salep çıkarılan bir bitki (Loraglosum)
- ASILABİLMEK
-
-
[-e, nesnesiz]
Asılma ihtimali veya imkânı bulunmak
- "Bu adamcağız, bu kadını öldürüp tekrar hapse girebilir yahut asılabilir."
-
[-e, nesnesiz]
Asılma ihtimali veya imkânı bulunmak
- ASILABİLME
-
-
[isim]
Asılabilmek işi
- "Bazen iskelet kavak ağacı gövdesinden yapılır, süslerin asılabilmesi için yukarıdan aşağı doğru uzunlukları giderek artan dallar takılırdı."
-
[isim]
Asılabilmek işi
- ASILSIZLIK
-
-
[isim]
Asılsız olma durumu
- "Cadı hikâyesi de cinlerin, cadıların asılsızlığını, bir kadın oyunu olduğunu vurgulayan bir hikâyedir."
-
[isim]
Asılsız olma durumu
- ASILLILIK
-
-
[isim]
Asıllı olma durumu
-
[isim]
Asıllı olma durumu
- ASILANMAK
-
-
[-den]
Bir şeyden yarar sağlamak; intifa etmek
-
[-den]
Bir şeyden yarar sağlamak; intifa etmek
- ASILANMA
-
-
[isim]
Asılanmak işi; intifa
-
[isim]
Asılanmak işi; intifa
- ASILANIŞ
-
-
[isim]
Asılanmak işi
-
[isim]
Asılanmak işi
- ASILLIK
-
-
[isim]
Asıl olma durumu
- "İşte onu duyduğunuz anda hemen içinizde doğan bu duygu yani bu asıllık ve hakikat duygusuydu sizi teslim alan."
-
[isim]
Asıl olma durumu
- ASILSIZ
-
-
[sıfat]
Doğru olmayan, temelsiz, köksüz, dayanaksız, yalan (haber)
- "Bakanlığa hiçbir asılsız haber yansımış değil."
-
Bakınız uydurma
-
[sıfat]
Doğru olmayan, temelsiz, köksüz, dayanaksız, yalan (haber)
- ASILMAK
-
-
[-e, nesnesiz]
Asma işi yapılmak veya asma işine konu olmak
- "Yan yana asılmış aynı boyda tablolar gördük."
-
Bir yere tutunup sarkmak
-
Tutup çekmek
- "Çocuk annesinin eteğine asıldı."
-
Hızla eline almak
- "Sabah ezanı okunur okunmaz hazırlanarak kimseye görünmeden, yalıdan bir sandala atlayarak küreklere asıldım."
-
[nesnesiz]
Boynuna ip geçirip sallandırılarak öldürülmek; idam edilmek
- "Yeni icat mıdır, ip parasını asılan derbederden üste almak?"
-
[mecaz]
Bir şey isterken karşısındakini tedirgin edecek derecede üstelemek, ısrar etmek, ileri gitmek
-
[mecaz]
Sonuna kadar mücadele etmek
- "Ufak tefek onarım işlerine koşacak yardımcılara her zaman ihtiyaç duyulurdu. Bunu bildiğinden daha çok asılıyordu işine."
-
[argo]
Karşı cinsin ilgisini çekmek için rahatsız edici davranışlarda bulunmak; sulanmak
- "Bu kart adam bana asılıyor mu yoksa düşündüğünü dobra dobra söyleyen açık sözlü birisi mi bu adam?"
-
[-e, nesnesiz]
Asma işi yapılmak veya asma işine konu olmak
- ASILMA
-
-
[isim]
Asılmak işi; sulantı
- "Yaşı senin gibi küçük olanların asılması kanunda yoktur."
-
[isim]
Asılmak işi; sulantı
- ASILIŞ
-
-
[isim]
Asılmak işi
- "Kocasının koluna asılışı, adım atışı, tökezleyişi, ürkekliği, içki içemeyişi kendisini ele veriyor."
-
[isim]
Asılmak işi
- ASILTI
-
-
[isim, fizik]
Çözünemeyen madde parçacıklarının dibe çökmeden bir sıvı ortamda kalmış durumu; süspansiyon
-
Böyle bir sıvı karışımı; süspansiyon
-
[isim, fizik]
Çözünemeyen madde parçacıklarının dibe çökmeden bir sıvı ortamda kalmış durumu; süspansiyon
- ASILLI
-
-
[sıfat]
Bir kökene dayanan; kökenli
- "... kısa bir müddet için İstanbul'a gelmiş olan Ali adında Arap asıllı genç bir avukatla o dükkânda tanışmış..."
-
[sıfat]
Bir kökene dayanan; kökenli
- ASILI
-
-
[sıfat]
Asılmış olan; asma, asık, muallak
- "Bugün son kuraklığın on ikinci yılıdır / Hakanın baş ucunda bir kılıç asılıdır"
-
[zarf]
Asılmış bir biçimde
- "Dostlarından birine kızdı mı onun salonda asılı duran resmini alır, ayakyolunun duvarına asar."
-
[sıfat]
Asılmış olan; asma, asık, muallak
- ASIL
-
Kelime Kökeni: Arapça aṣl
-
[isim]
Bir şeyin kendisi, kopya karşıtı
- "Bir belgenin aslı."
-
Bir şeyin ilk olarak ortaya çıktığı yer
- "Fuar sözüne gelince onun aslı Latincedir."
-
Bakınız gerçeklik
- "Hâlbuki bunların hiçbirisinin aslı yoktu."
-
Bakınız soy
- "İnsan, dedi, aslını unutmamalıdır."
-
[sıfat]
Bakınız esas
- "Ama benim asıl niyetim eski sevgilisinin adını öğrenmek."
-
[sıfat]
Bakınız temel
-
[sıfat]
Aranılan nitelikleri en çok kendinde toplamış olan
- "Asıl edebiyat nesirdir."
-
[sıfat]
Bir görevde asaleten bulunan, yedek karşıtı
- "Asıl jüri üyesi sınava gelmediğinden yedek üye çağrıldı."
-
[zarf]
Gerçekten, gerçek olarak
- "Bana umut vermeye çalışıyor ama asıl onun teskin edilmeye ihtiyacı var."
-
[isim]
Bir şeyin kendisi, kopya karşıtı