Sonunda met olan 51 kelime var. MET ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde met olan kelimeler listesine ya da başında met olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

13 Harfli Kelimeler

BERAATİZİMMET

11 Harfli Kelimeler

HARİMİİSMET

9 Harfli Kelimeler

İSTİKAMET, MUKAVEMET, MÜLAYEMET, VELİNİMET

8 Harfli Kelimeler

MERHAMET, PEKSİMET, ZİKIYMET

7 Harfli Kelimeler

CESAMET, FEHAMET, GANİMET, HEZİMET, HUSUMET, HÜKÜMET, KERAMET, KIYAMET, MELAMET, MUTEMET, NEDAMET, SAKAMET, SELAMET, VAHAMET

6 Harfli Kelimeler

AKAMET, ALAMET, AZAMET, AZİMET, HAŞMET, HİKMET, HİMMET, HİZMET, HÜRMET, İKAMET, İMAMET, KISMET, KIYMET, RAHMET, ŞEAMET, TÖHMET, ZAHMET, ZEAMET, ZİMMET, ZULMET

5 Harfli Kelimeler

DEMET, GAMET, İSMET, KAMET, NİMET, ÜMMET

4 Harfli Kelimeler

EMET

3 Harfli Kelimeler

MET


Kelime bulma makinesi

E M T Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler

3 Harfli Kelimeler

MET, TEM

2 Harfli Kelimeler

EM, ET, ME, TE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

BERAATİZİMMET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Borçsuzluk

HARİMİİSMET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Kutsal sayılan, korunulan yer, ocak
    • "Düşmanı vatanın harimiismetinde boğacağız." (Atatürk)

VELİNİMET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Birine, etkisi yaşadıkça sürecek bir iyilik ve bağışta bulunan kimse
    • "Velinimetlerinin bulunmadığı her mecliste kimseye söz bırakmayarak hep kendi konuşuyor." (Refik Halit Karay)

MÜLAYEMET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Yumuşaklık
  2. Bağırsakta yumuşaklık
    • "Kayısı vücuda mülayemet verir."

MUKAVEMET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Dayanma, karşı durma, karşı koyma, direnme, direniş, dayanırlık
    • "Şuurlu, realist ve uyanık bir mu-kavemet cephesinin mevcudiyetine ne büyük ihtiyaç vardı" (Samiha Ayverdi)
    • "Belinden tuttu ve öpmek istedi. Magda mukavemet etti ve ağlamaya başladı." (Ömer Seyfettin)
  2. Direnç

İSTİKAMET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Doğrultu
    • "Arkaya baka baka, yere yuvarlanmaksızın, istenilen istikamette kaç adım gidilebilir?" (Ahmet Haşim)
    • "Son otuz senede tarihe nasıl bir istikamet verdiğimizi görüyorum." (Yahya Kemal Beyatlı)

MERHAMET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Bir kimsenin veya bir başka canlının karşılaştığı kötü durumdan dolayı duyulan üzüntü, acıma
    • "Ömrümde hiç kimseye bu kadar saf ve derin merhamet duymamıştım." (Peyami Safa)

ZİKIYMET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Değerli, kıymetli

PEKSİMET

Kelime Kökeni : Rumca

  1. [isim] Pişirildikten sonra dilimler hâlinde kesilerek ısı ile kurutulmuş, uzun süre dayanabilen ekmek
    • "Yanımızda, ne olur ne olmaz diye alınmış yarım çuval peksimet vardı." (Halide Edip Adıvar)

GANİMET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Savaşta düşmandan zorla ele geçirilen mal
  2. Bir rastlantı sonucu ele geçen kazanç veya imkân
  3. Yağma sonrasında elde kalan mal, çalıntı

KERAMET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Ermiş kimselerin gösterdiklerine inanılan, doğaüstü, şaşkınlık uyandırıcı durum
    • "Babamın, mucize ve keramet kıssaları olarak bize anlattığı şeyler bu çeşit gülünç ve çocukça masallardı." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
    • "Kerameti kendinden menkul şeyhler gibi bu armağanlar onların eksik olan kabiliyetlerinin bir çeşit icazeti oluyor." (Haldun Taner)
  2. Olağanüstü durum

KIYAMET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Tek tanrılı dinlerin inanışına göre dünyanın sonu ve bütün ölülerin dirilerek mahşerde toplanacağı zaman, hesap günü, kıyamet günü, mahşer günü
    • "Asker az olmakla kıyamet mi kopar?" (Namık Kemal)
    • "Yeni Türkler de bir ad kor, o adın kıyamete kadar sürmesini isterler." (Memduh Şevket Esendal)
    • "Seni bir daha görmek kıyamete mi kaldı?" (Halide Edip Adıvar)
    • "Eşin var, aşiyanın var, baharın var ki beklerdin / Kıyametler koparmak neydi ey bülbül, nedir derdin?" (Mehmet Akif Ersoy)
  2. Gürültülü karışıklık, gürültü patırtı
    • "Bağırma, çağırma, kıyamet, polisler Mustafa'yı çalyaka götürürler." (Peyami Safa)
  3. Büyük felaket, afet

MUTEMET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Dairelerde, iş yerlerinde bazı para işlerine bakan görevli
  2. Kendisine inanılıp güvenilen kimse

SELAMET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Esen olma durumu, esenlik
  2. Her türlü korku, tasa ve tehlikeden uzak, güvende olma durumu
    • "İki şimşek çakıp bir gök gürlemeye görsün, o zaman selameti kaçışta buluruz." (Haldun Taner)
  3. Anlatıma temel olan düşüncenin her bakımdan doğru ve sağlam olması

HEZİMET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Yenilgi

SAKAMET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Bozukluk, yanlışlık, eksiklik

FEHAMET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Büyüklük, ululuk
  2. Değer

VAHAMET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Güçlük, korkulacak tehlikeli durum
    • "İşin aramızda mutlak bir ayrılıkla halledilmesi lazım gelecek derecede vahameti olmadığını anlıyorum." (Hüseyin Cahit Yalçın)

NEDAMET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Pişmanlık
    • "Gözlerime iki damla nedamet yaşı getirmek için dudaklarımı bütün kuvvetimle ısırıyordum." (Hüseyin Cahit Yalçın)
    • "Ben şimdi nedamet getirdim." (Peyami Safa)

CESAMET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Büyüklük, irilik
    • "Dağdan baktığınızda her biri beş altı fil cesametinde." (Reşat Nuri Güntekin)

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü