Başında kal olan 9 harfli 35 kelime var. Kal ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde kal olan kelimeler listesine ya da sonu kal ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında kal bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Kal Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
KAL, LAK
2 Harfli Kelimeler
AK, AL, LA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KALKANCIK
-
-
[isim, biyoloji]
Tohum içerisinde oğulcuğu besi dokuya bağlayan, onu besin deposundan ayıran ve besin maddelerini emerek oğulcuğa veren zar gibi ince ve kalkan şeklinde bir parça
-
[isim, biyoloji]
Tohum içerisinde oğulcuğu besi dokuya bağlayan, onu besin deposundan ayıran ve besin maddelerini emerek oğulcuğa veren zar gibi ince ve kalkan şeklinde bir parça
- KALDIRTMA
-
-
[isim]
Kaldırtmak işi
-
[isim]
Kaldırtmak işi
- KALKIŞMAK
-
-
[-e]
Yetenek, imkân ve gücü aşan bir işe girişmek
- "Maziyi bilmek, sevmek ve hatırlamak başka, onu tekrar diriltmeye kalkışmak yine başkadır."
-
Yersiz bir işi yapmaya kalkmak
- "Bunu haber alınca zavallı intihara kalkışmış."
-
Bakınız başkaldırmak
-
[-e]
Yetenek, imkân ve gücü aşan bir işe girişmek
- KALDIRMAK
-
-
[-i]
Bulunduğu yerden almak
- "Az sonra yatakları, yorganları kaldırıp duvar kenarına yığar."
-
Yukarı doğru hareket ettirmek
- "Gözlerini yüzüme kaldırdı. İkimiz de mavi mavi baktık."
-
Bakınız yükseltmek
- "Duvarı bir metre daha kaldırmalı."
-
Ürün toplamak, taşımak
-
Çekmek, taşımak
- "Bu araba bu yükü kaldırmaz."
-
Bir kuruluşun çalışmasına son vermek
-
[-e]
Hastayı hastaneye götürmek
- "Yarasının dikişleri koptu dün öğleden sonra, Fransız Hastanesine kaldırdılar."
-
Tören yaparak ölüyü gömmek
-
Bakınız toplamak
- "Anası, kardeşi ile hep beraber sofrayı kaldırdılar."
-
Alıp başka yere götürmek
- "Kitapları kaldırmış, bulamıyorum."
-
Bakınız uyandırmak
- "Bir gece yanında mihman olduğum / Sabah oldu deyi kaldırdın beni"
-
Piyasadan çekmek
- "İstifçilerin piyasadan kaldırdığı mallar."
-
Elin ulaşamayacağı yere koymak; saklamak
- "Vazoyu ortadan kaldıralım, çocuğun eline geçmesin."
-
Bakınız kaçırmak
-
İyi etmek, birini iyileştirmek
- "Bu ilaç onu yataktan kaldırdı."
-
Bir şeyden çokça satın almak
-
Bir yere tayin etmek
- "Günün birinde bu müdürü başka, daha önemli bir yere kaldırdılar, buraya da bir başka müdür getirdiler."
-
Yok etmek, ortadan silmek
- "Yeryüzünden hayali kaldırın, dünya bir taş ve toprak yığınından ibaret kalır."
-
Oturur veya yatar durumdan çıkararak ayakları üzerinde doğrultmak
- "Kızı ayağa kaldırdı."
-
Bulunduğu yerden almak, alıp başka yere götürmek
- "Az sonra yatakları, yorganları kaldı-rıp duvar kenarına yığar."
-
Bir işi yapması için harekete geçirmek
- "Beni de Yahudi kızını da zorla çekip oyuna kaldırdı."
-
[nesnesiz, mecaz]
Uygun gelmek
- "Bu kumaş fazla süs kaldırmaz."
-
[argo]
Bir şeyi çalmak, aşırmak
-
[-i]
Bulunduğu yerden almak
- KALİBORİT
-
Kelime Kökeni: Fransızca kaliborite
-
[isim, kimya]
Hidratlı doğal sodyum ve magnezyum boratı
-
[isim, kimya]
Hidratlı doğal sodyum ve magnezyum boratı
- KALAYLAMA
-
-
[isim]
Kalaylamak işi
-
[isim]
Kalaylamak işi
- KALIPLICA
-
-
[sıfat, mecaz]
Bakınız kalıplı
-
[sıfat, mecaz]
Bakınız kalıplı
- KALİTATİF
-
Kelime Kökeni: Fransızca qualitatif
-
[sıfat]
Bakınız nitel
-
[sıfat]
Bakınız nitel
- KALLEŞLİK
-
-
[isim]
Kalleş olma durumu; orospuluk, puştluk
-
Kalleşçe davranış
- "Kalleşliğin binbir çeşidi apaçık görünüyordu bu gülüşte."
-
[isim]
Kalleş olma durumu; orospuluk, puştluk
- KALPSİZCE
-
-
[zarf]
Bakınız merhametsizce
- "Ben evvela bu duayı ve bu sözleri pek kalpsizce tefsir ettim."
-
[zarf]
Bakınız merhametsizce
- KALKERSİZ
-
-
[sıfat]
Birleşiminde kireç taşı bulunmayan
-
[sıfat]
Birleşiminde kireç taşı bulunmayan
- KALTAKLIK
-
-
[isim, kaba konuşmada]
Toplumca hoş karşılanmayan davranışlarda bulunan kadının durumu
-
Böyle bir kadına yakışır davranış
-
[isim, kaba konuşmada]
Toplumca hoş karşılanmayan davranışlarda bulunan kadının durumu
- KALICILIK
-
-
[isim]
Kalıcı olma durumu; beka
-
[felsefe]
Tözün kendisini taşıyan nesne içinde var olması ve var oluşunu sürdürmesi ilkesi
-
[fizik]
Mıknatıslayan etki kalktıktan sonra da mıknatıs olarak kalabilen cisimlerin özelliği
-
[isim]
Kalıcı olma durumu; beka
- KALKIKLIK
-
-
[isim]
Kalkık olma durumu
-
[isim]
Kalkık olma durumu
- KALORİFER
-
Kelime Kökeni: Fransızca calorifère
-
[isim]
Merkez ve depo durumunda olan bir kazandan çıkan sıcak havayı, suyu veya buharı borularla dolaştırarak bir yapının her yanını ısıtan araç veya tesisat
-
[isim]
Merkez ve depo durumunda olan bir kazandan çıkan sıcak havayı, suyu veya buharı borularla dolaştırarak bir yapının her yanını ısıtan araç veya tesisat
- KALİTESİZ
-
-
[sıfat]
Bakınız niteliksiz
- "Ne kadar orta malı, kalitesiz tartışmalar yaptığınızın farkında mısınız?"
-
[sıfat]
Bakınız niteliksiz
- KALPAKLIK
-
-
[sıfat]
Kalpak yapmaya elverişli
-
[sıfat]
Kalpak yapmaya elverişli
- KALABİLME
-
-
[isim]
Kalabilmek işi
-
[isim]
Kalabilmek işi
- KALAYHANE
-
Kelime Kökeni: kalay + Farsça ḫāne
-
[isim, eskimiş]
Kalaycının çalıştığı yer
-
Kalay işlerinin yapıldığı yer
-
[isim, eskimiş]
Kalaycının çalıştığı yer
- KALAFATLI
-
-
[sıfat]
Kalafatı olan
-
[sıfat]
Kalafatı olan