Başında kal olan 9 harfli 35 kelime var. Kal ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde kal olan kelimeler listesine ya da sonu kal ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında kal bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Kal Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A K L

3 Harfli Kelimeler

KAL, LAK

2 Harfli Kelimeler

AK, AL, LA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KALKANCIK

  1. [isim, biyoloji] Tohum içerisinde oğulcuğu besi dokuya bağlayan, onu besin deposundan ayıran ve besin maddelerini emerek oğulcuğa veren zar gibi ince ve kalkan şeklinde bir parça
KALDIRTMA

  1. [isim] Kaldırtmak işi
KALKIŞMAK

  1. [-e] Yetenek, imkân ve gücü aşan bir işe girişmek
    • "Maziyi bilmek, sevmek ve hatırlamak başka, onu tekrar diriltmeye kalkışmak yine başkadır." (Mehmet Kaplan)
  2. Yersiz bir işi yapmaya kalkmak
    • "Bunu haber alınca zavallı intihara kalkışmış." (Aka Gündüz)
  3. Bakınız başkaldırmak
KALDIRMAK

  1. [-i] Bulunduğu yerden almak
    • "Az sonra yatakları, yorganları kaldırıp duvar kenarına yığar." (Cengiz Dağcı)
  2. Yukarı doğru hareket ettirmek
    • "Gözlerini yüzüme kaldırdı. İkimiz de mavi mavi baktık." (Sait Faik Abasıyanık)
  3. Bakınız yükseltmek
    • "Duvarı bir metre daha kaldırmalı."
  4. Ürün toplamak, taşımak
  5. Çekmek, taşımak
    • "Bu araba bu yükü kaldırmaz."
  6. Bir kuruluşun çalışmasına son vermek
  7. [-e] Hastayı hastaneye götürmek
    • "Yarasının dikişleri koptu dün öğleden sonra, Fransız Hastanesine kaldırdılar." (Aka Gündüz)
  8. Tören yaparak ölüyü gömmek
  9. Bakınız toplamak
    • "Anası, kardeşi ile hep beraber sofrayı kaldırdılar." (Necati Cumalı)
  10. Alıp başka yere götürmek
    • "Kitapları kaldırmış, bulamıyorum."
  11. Bakınız uyandırmak
    • "Bir gece yanında mihman olduğum / Sabah oldu deyi kaldırdın beni" (Halk türküsü)
  12. Piyasadan çekmek
    • "İstifçilerin piyasadan kaldırdığı mallar."
  13. Elin ulaşamayacağı yere koymak; saklamak
    • "Vazoyu ortadan kaldıralım, çocuğun eline geçmesin."
  14. Bakınız kaçırmak
  15. İyi etmek, birini iyileştirmek
    • "Bu ilaç onu yataktan kaldırdı."
  16. Bir şeyden çokça satın almak
  17. Bir yere tayin etmek
    • "Günün birinde bu müdürü başka, daha önemli bir yere kaldırdılar, buraya da bir başka müdür getirdiler." (Memduh Şevket Esendal)
  18. Yok etmek, ortadan silmek
    • "Yeryüzünden hayali kaldırın, dünya bir taş ve toprak yığınından ibaret kalır." (Orhan Seyfi Orhon)
  19. Oturur veya yatar durumdan çıkararak ayakları üzerinde doğrultmak
    • "Kızı ayağa kaldırdı." (Yaşar Kemal)
  20. Bulunduğu yerden almak, alıp başka yere götürmek
    • "Az sonra yatakları, yorganları kaldı-rıp duvar kenarına yığar." (Cengiz Dağcı)
  21. Bir işi yapması için harekete geçirmek
    • "Beni de Yahudi kızını da zorla çekip oyuna kaldırdı." (Aziz Nesin)
  22. [nesnesiz, mecaz] Uygun gelmek
    • "Bu kumaş fazla süs kaldırmaz."
  23. [argo] Bir şeyi çalmak, aşırmak
KALİBORİT

Kelime Kökeni: Fransızca kaliborite

  1. [isim, kimya] Hidratlı doğal sodyum ve magnezyum boratı
KALAYLAMA

  1. [isim] Kalaylamak işi
KALIPLICA

  1. [sıfat, mecaz] Bakınız kalıplı
KALİTATİF

Kelime Kökeni: Fransızca qualitatif

  1. [sıfat] Bakınız nitel
KALLEŞLİK

  1. [isim] Kalleş olma durumu; orospuluk, puştluk
  2. Kalleşçe davranış
    • "Kalleşliğin binbir çeşidi apaçık görünüyordu bu gülüşte." (Tarık Buğra)
KALPSİZCE

  1. [zarf] Bakınız merhametsizce
    • "Ben evvela bu duayı ve bu sözleri pek kalpsizce tefsir ettim." (Reşat Nuri Güntekin)
KALKERSİZ

  1. [sıfat] Birleşiminde kireç taşı bulunmayan
KALTAKLIK

  1. [isim, kaba konuşmada] Toplumca hoş karşılanmayan davranışlarda bulunan kadının durumu
  2. Böyle bir kadına yakışır davranış
KALICILIK

  1. [isim] Kalıcı olma durumu; beka
  2. [felsefe] Tözün kendisini taşıyan nesne içinde var olması ve var oluşunu sürdürmesi ilkesi
  3. [fizik] Mıknatıslayan etki kalktıktan sonra da mıknatıs olarak kalabilen cisimlerin özelliği
KALKIKLIK

  1. [isim] Kalkık olma durumu
KALORİFER

Kelime Kökeni: Fransızca calorifère

  1. [isim] Merkez ve depo durumunda olan bir kazandan çıkan sıcak havayı, suyu veya buharı borularla dolaştırarak bir yapının her yanını ısıtan araç veya tesisat
KALİTESİZ

  1. [sıfat] Bakınız niteliksiz
    • "Ne kadar orta malı, kalitesiz tartışmalar yaptığınızın farkında mısınız?" (Haldun Taner)
KALPAKLIK

  1. [sıfat] Kalpak yapmaya elverişli
KALABİLME

  1. [isim] Kalabilmek işi
KALAYHANE

Kelime Kökeni: kalay + Farsça ḫāne

  1. [isim, eskimiş] Kalaycının çalıştığı yer
  2. Kalay işlerinin yapıldığı yer
KALAFATLI

  1. [sıfat] Kalafatı olan
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü