Başında kal olan 8 harfli 53 kelime var. Kal ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde kal olan kelimeler listesine ya da sonu kal ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında kal bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Kal Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
KAL, LAK
2 Harfli Kelimeler
AK, AL, LA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KALIPSIZ
-
-
[sıfat]
Kalıba dökülmemiş
-
[mecaz]
Biçimsiz, düzgün olmayan
- "Kalıpsız kırmızı büyük fesi, tıpkı bir ibik gibi duruyordu."
-
[sıfat]
Kalıba dökülmemiş
- KALVENCİ
-
-
[sıfat, felsefe]
Kalvenizmi benimseyen
-
[sıfat, felsefe]
Kalvenizmi benimseyen
- KALEMBEK
-
Kelime Kökeni: (Hint Denizi'ndeki bir adanın adından)
-
[isim, bitki bilimi]
Bir cins kokulu sandal ağacı; yalancı öd ağacı
-
Bir cins mısır
-
[isim, bitki bilimi]
Bir cins kokulu sandal ağacı; yalancı öd ağacı
- KALSİYUM
-
Kelime Kökeni: Fransızca calcium
-
[isim, kimya]
Atom numarası 20, atom ağırlığı 40,80, yoğunluğu 1,55 olan, 845 °C'de eriyen, kireç ve alçının birleşimine giren, sarımtırak beyaz bir element (simgesi Ca)
-
[isim, kimya]
Atom numarası 20, atom ağırlığı 40,80, yoğunluğu 1,55 olan, 845 °C'de eriyen, kireç ve alçının birleşimine giren, sarımtırak beyaz bir element (simgesi Ca)
- KALEMSİZ
-
-
[sıfat]
Kalemi olmayan
-
[sıfat]
Kalemi olmayan
- KALANSIZ
-
-
[sıfat, matematik]
Bölünenden artanı olmayan
-
[zarf]
Bölünenden artanı olmadan
-
[sıfat, matematik]
Bölünenden artanı olmayan
- KALKINIŞ
-
-
[isim]
Kalkınmak işi
-
[isim]
Kalkınmak işi
- KALÇALIK
-
-
[isim]
Davulcuların, davulun sürtünmesine karşı giysilerini korumak amacıyla sol kalçalarına koydukları deri parçası
-
[isim]
Davulcuların, davulun sürtünmesine karşı giysilerini korumak amacıyla sol kalçalarına koydukları deri parçası
- KALEBENT
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳalʿa + Farsça bend
-
[isim, eskimiş]
Kale dışına çıkmama cezası alan hükümlü
-
[isim, eskimiş]
Kale dışına çıkmama cezası alan hükümlü
- KALDIRAÇ
-
-
[isim]
Az bir kuvvet ile büyük bir yükü kaldırmaya yarayan, bir dayanma noktası üzerinde hareket edebilen, inip kalkabilen sert çubuk; basarna, manivela
-
[isim]
Az bir kuvvet ile büyük bir yükü kaldırmaya yarayan, bir dayanma noktası üzerinde hareket edebilen, inip kalkabilen sert çubuk; basarna, manivela
- KALİBRAJ
-
Kelime Kökeni: Fransızca calibrage
-
[isim]
Bakınız ayarlama
-
[isim]
Bakınız ayarlama
- KALEMŞOR
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳalem + Farsça -şor
-
[isim, alay yollu]
Bakınız kalem savaşçısı
-
[isim, alay yollu]
Bakınız kalem savaşçısı
- KALENDER
-
Kelime Kökeni: Farsça ḳalender
-
[isim]
Yaşama şartları konusunda titizlik göstermeyen, gösterişsiz ve sade yaşamaktan yana olan kimse
-
Alçak gönüllü, yumuşak huylu, olayların üzerinde fazla durmayan, rahat kimse
-
Özensiz giyinmiş, kılıksız kimse
-
Yalnız birisi hareketli üst üste konulmuş belirli sayıda silindirden meydana gelen ve düzgün yüzeyli kâğıt üretmek için kullanılan bir makine
-
[zarf]
Özensiz, kılıksız bir biçimde
- "İnsan kalender gezmekten rahat edebilir."
-
[isim]
Yaşama şartları konusunda titizlik göstermeyen, gösterişsiz ve sade yaşamaktan yana olan kimse
- KALTAKÇI
-
-
[isim]
Kaltak yapan kimse
-
[isim]
Kaltak yapan kimse
- KALFALIK
-
-
[isim]
Kalfa olma durumu
-
Kalfanın işi
-
Kalfanın ücreti
-
[isim]
Kalfa olma durumu
- KALİFİYE
-
Kelime Kökeni: Fransızca qualifié
-
[sıfat]
Bakınız nitelikli
-
[sıfat]
Bakınız nitelikli
- KALEMKAR
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳalem + Farsça -kār
-
[isim]
Tavan ve duvarlara kabartma gibi görünen resimler yapan sanatçı
- "Sonra kökboyalarını getirip getirmediğimi sormak isteyen fakat soramayan çekingen, yumuşak bakışlı kalemkâr oğlum Alaca Bey hafiften yüzü pembeleşmiş olarak koşup geldi."
-
Madenî eşyaların üzerine çelik kalemle veya özel aletlerle süsleme yapan veya yazı yazan kimse
-
Kumaş, tülbent, yazma vb. üzerine ince fırça ile boyama yapan kimse
-
Düğünlerde kadınlara makyaj yapan kimse
- "Yine bir düğün günü ahali yiyip içip eğlenirken kalemkâr hatun, gelini dizinin dibine oturtmuş, makyajını yapıyormuş."
-
[isim]
Tavan ve duvarlara kabartma gibi görünen resimler yapan sanatçı
- KALTABAN
-
Kelime Kökeni: Farsça ḳaltebān
- KALLEŞÇE
-
-
[sıfat]
Kalleşe yaraşır
- "Falsolu vuruş kalleşçe bir aldatıştır."
-
[zarf]
Kalleşe yaraşır bir biçimde
- "Gerçeği söylemek, ömrünün son yıllarını yaşayan bu yaşlı Osmanlı paşasını görmezliğinden kalleşçe faydalanarak alnının ortasından tabancayla vurmak gibi geliyordu."
-
[sıfat]
Kalleşe yaraşır
- KALİTELİ
-
-
[sıfat]
Bakınız nitelikli
- "Bari bundan sonra boş yerlere kaliteli eleman alıp durumu biraz düzeltelim."
-
[sıfat]
Bakınız nitelikli