Başında kal olan 10 harfli 43 kelime var. Kal ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde kal olan kelimeler listesine ya da sonu kal ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında kal bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Kal Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A K L
3 Harfli Kelimeler
KAL, LAK
2 Harfli Kelimeler
AK, AL, LA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KALAYBALIK
-
-
[isim, denizcilik]
Balık avlamada oltanın ucuna yerleştirilen madde
-
[isim, denizcilik]
Balık avlamada oltanın ucuna yerleştirilen madde
- KALDIRIMCI
-
-
[isim]
Bakınız kaldırım işçisi
-
[argo]
Mağazada alışveriş yapan kimsenin çantasını tezgâh üzerinden kaparak çalan kimse
-
[isim]
Bakınız kaldırım işçisi
- KALIPLILIK
-
-
[isim]
Kalıplı olma durumu
-
[isim]
Kalıplı olma durumu
- KALANDIRCI
-
-
[isim]
Kalandır işini makine aracılığıyla yapan kimse
-
[isim]
Kalandır işini makine aracılığıyla yapan kimse
- KALIPLANMA
-
-
[isim]
Kalıplanmak işi
-
[isim]
Kalıplanmak işi
- KALAKALMAK
-
-
[nesnesiz]
Bir şey veya durum karşısında şaşırmak
- "Baktılar ve ani bir komutla dondurulmuşçasına öylece kalakaldılar."
-
Güç durumda kalmak
- "Arka tekerler alıp başını geçti gitti. Kırk yolcu yolun ortasında kalakaldık."
-
[nesnesiz]
Bir şey veya durum karşısında şaşırmak
- KALKIŞILMA
-
-
[isim]
Kalkışılmak durumu
-
[isim]
Kalkışılmak durumu
- KALKABİLME
-
-
[isim]
Kalkabilmek işi
-
[isim]
Kalkabilmek işi
- KALBURÜSTÜ
-
-
[sıfat, mecaz]
Seçkin, sivrilmiş, önde gelen
- "Beylerbeyi, eski Boğaziçi'nin en kalburüstü bürokratlarını barındıran güngörmüşlüğünün simgesi, bir köşesidir."
-
Benzerleri içinde daha üstün olan
- "Bugün dahi kalburüstü üç dört oyunu hâlâ, başta Viyana ve Peşte olmak üzere oynanır durur."
-
[sıfat, mecaz]
Seçkin, sivrilmiş, önde gelen
- KALPLAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Bir kimse çeviklik, doğruluk veya çalışkanlığını yitirmek
- "Bu işçi gittikçe kalplaşıyor."
-
[nesnesiz]
Bir kimse çeviklik, doğruluk veya çalışkanlığını yitirmek
- KALDIRTMAK
-
-
[-e, -i]
Kaldırma işini yaptırmak
-
[-e, -i]
Kaldırma işini yaptırmak
- KALDIRIMLI
-
-
[sıfat]
Kaldırımı olan
- "Kaldırımlı bahçenin sol yanında, yalnız bir oda ile bir de ayakyolu vardır."
-
[sıfat]
Kaldırımı olan
- KALIPSIZCA
-
-
[zarf]
Kalıpsız bir biçimde
-
[zarf]
Kalıpsız bir biçimde
- KALAFATSIZ
-
-
[sıfat]
Kalafatı olmayan
-
[sıfat]
Kalafatı olmayan
- KALIVERMEK
-
-
[nesnesiz]
Öylece kalmak
- "Dolayısıyla ne zaman çözüleceğini tahmin edemeden, öylece kalıverirsiniz."
-
[nesnesiz]
Öylece kalmak
- KALSİYUMLU
-
-
[sıfat]
Birleşiminde kalsiyum bulunan
- "Kalsiyumlu tuz."
-
[sıfat]
Birleşiminde kalsiyum bulunan
- KALIPÇILIK
-
-
[isim]
Kalıpçının yaptığı iş
-
[isim]
Kalıpçının yaptığı iş
- KALABİLMEK
-
-
[nesnesiz]
Kalma ihtimali bulunmak
- "İstanbul bu yüzden kâh gazsız kâh elektriksiz ve kâh kömürsüz kalabilir."
-
[nesnesiz]
Kalma ihtimali bulunmak
- KALTABANCA
-
-
[sıfat]
Kaltabana yakışır (davranış)
-
[zarf]
Kaltabana yakışır bir biçimde (davranmak)
-
[sıfat]
Kaltabana yakışır (davranış)
- KALITIMSAL
-
-
[sıfat]
Soydan geçme, soydan kalma, kalıtımla ilgili; kalıtsal, irsî
- "Kadın konularında sağduyudan hayli yoksun oluşu kalıtımsaldı."
-
[tıp]
Ana babadan çocuklara genler aracılığıyla geçen (özellik, hastalık vb.)
-
[sıfat]
Soydan geçme, soydan kalma, kalıtımla ilgili; kalıtsal, irsî