İçinde üs olan 9 harfli 72 kelime var. İçerisinde ÜS bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında üs olan kelimeler listesine ya da Sonu üs ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
S Ü Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
SÜ, ÜS
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÜZÜNTÜSÜZ
-
-
[sıfat]
Üzüntüsü olmayan, sıkıntısız, acısız
-
[zarf]
Üzüntüsüz bir biçimde, üzüntüsü olmadan
-
[sıfat]
Üzüntüsü olmayan, sıkıntısız, acısız
- PÜSKÜRTEÇ
-
-
[isim]
Sıvıları ve toz durumundaki maddeleri gaz veya toz durumunda saçmaya, atmaya yarayan tulumba veya körük biçimindeki aygıt, püskürme makinesi, pülverizatör
-
Sprey
-
[isim]
Sıvıları ve toz durumundaki maddeleri gaz veya toz durumunda saçmaya, atmaya yarayan tulumba veya körük biçimindeki aygıt, püskürme makinesi, pülverizatör
- MÜSTAHZAR
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Kullanıma hazır duruma getirilmiş, hazırlanmış
-
[isim]
Önceden hazırlanarak eczanede bulundurulan hazır ilaç, preparat
-
[sıfat]
Kullanıma hazır duruma getirilmiş, hazırlanmış
- KÜSTAHLIK
-
-
[isim]
Küstah olma durumu veya küstahça davranış
- "Bu ne kadar küstahlık anana karşı?" (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
-
[isim]
Küstah olma durumu veya küstahça davranış
- BAŞÖRTÜSÜ
- ...
- SÜSLEYİCİ
-
-
Süsleyen, dekoratif
-
Süsleyen, dekoratif
- MÜSTENSİH
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
İstinsah eden, kitap vb. eserleri yazarak kopya eden kimse
-
Yazıları çoğaltma makinesi, teksir makinesi
-
[isim]
İstinsah eden, kitap vb. eserleri yazarak kopya eden kimse
- ZEVKÜSEFA
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Eğlenme, eğlence
- "Dört beş ay sürecek bir zevküsefa âlemine sizleri davet ettik." (Sait Faik Abasıyanık)
-
[isim]
Eğlenme, eğlence
- ENFARKTÜS
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Bir organda, bir atardamarın, doku bozukluğu sonucu kan pıhtısı ile tıkanması
- "Kalp enfarktüsü. Akciğer enfarktüsü."
-
[isim]
Bir organda, bir atardamarın, doku bozukluğu sonucu kan pıhtısı ile tıkanması
- BAŞÜSTÜNE
-
-
[ünlem]
Bir isteğin, buyruğun hemen yerine getirileceğini bildiren söz, oldu
-
[ünlem]
Bir isteğin, buyruğun hemen yerine getirileceğini bildiren söz, oldu
- AKŞAMÜSTÜ
-
-
[zarf]
Güneşin battığı sıralarda, akşama doğru, akşam yaklaşırken
- "Akşamüstü iki çikolatayı geveleyiverdi." (Sait Faik Abasıyanık)
-
[zarf]
Güneşin battığı sıralarda, akşama doğru, akşam yaklaşırken
- KÜSKÜNLÜK
-
-
[isim]
Küskün olma durumu, küsü
- "Azarlanmış bir çocuk küskünlüğü ile denize baktı." (Ömer Seyfettin)
-
[isim]
Küskün olma durumu, küsü
- PÜSKÜRMEK
-
-
[-i]
Ağzında bulunan bir sıvı veya toz durumundaki bir şeyi hızla savurtarak dışarı çıkarmak
-
[nsz]
Yanardağ lav çıkarmak, indifa etmek
-
[nsz]
Öfkeyi aniden dışarı vurmak
- "Yeniden yepyeni bir insan olmak için zaman zaman bir volkan hâliyle bir şeyler püskürüyordum." (Sait Faik Abasıyanık)
-
[-i]
Ağzında bulunan bir sıvı veya toz durumundaki bir şeyi hızla savurtarak dışarı çıkarmak
- ÜSTÜNKÖRÜ
-
-
[zarf]
İnceliklerine inmeden, özen göstermeden, gelişigüzel, şöyle bir, baştan savma
- "Annesiyle bir hafta evvel yaptığı görüşmeyi üstünkörü anlattı." (Sait Faik Abasıyanık)
-
[sıfat]
İnceliklerine inmeden, özen göstermeden, gelişigüzel, baştan savma yapılan
-
[zarf]
İnceliklerine inmeden, özen göstermeden, gelişigüzel, şöyle bir, baştan savma
- İNSANÜSTÜ
-
-
[sıfat]
İnsan gücünü ve yeteneklerini aşan, fevkalbeşer
- "Hasan, onun için isteklerine boyun eğilir, ölünceye kadar ayaklarının altında yaşamış, insanüstü bir erkekti." (Halide Edip Adıvar)
-
[sıfat]
İnsan gücünü ve yeteneklerini aşan, fevkalbeşer
- ÜSTELEMEK
-
-
[nsz]
Bir düşünce veya istek üzerinde durmak, direnmek, ısrar etmek, tekit etmek
- "Ahmet Kerim bu yeni tutumun sebebini mutlaka öğrenmek istedi ve o kadar üsteledi ki Samim cevap vermek zorunda kaldı." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
Hastalık yeniden ortaya çıkmak, depreşmek
- "Sıtması üsteledi."
-
[-i]
Bir isteği, bir buyruğu tekrarlamak, tekit etmek
-
[-e]
Bir şeyin üstüne eklenmek, katılmak, inzimam etmek
- "Sıkıntıya bir de hastalık üsteleyince."
-
[nsz]
Bir düşünce veya istek üzerinde durmak, direnmek, ısrar etmek, tekit etmek
- MÜSTAHDEM
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
Odacı
-
Odacı
- SÜSSÜZLÜK
-
-
[isim]
Süssüz olma durumu
-
[isim]
Süssüz olma durumu
- KÜSEBİLME
- ...
- ÜSTELENİŞ
- ...