İçinde uşak olan 21 kelime var. İçerisinde UŞAK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında uşak olan kelimeler listesine ya da sonu uşak ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

13 Harfli Kelimeler

YUMUŞAKLAŞMAK

12 Harfli Kelimeler

YUMUŞAKÇALAR, YUMUŞAKLAŞMA

11 Harfli Kelimeler

KUŞAKLANMAK

10 Harfli Kelimeler

DUŞAKLAMAK, KUŞAKLAMAK, KUŞAKLANMA, YUMUŞAKLIK

9 Harfli Kelimeler

DUŞAKLAMA, KUŞAKLAMA, UŞAKKAPAN, UŞAKLILIK, YUMUŞAKÇA

8 Harfli Kelimeler

KUŞAKSIZ

7 Harfli Kelimeler

KUŞAKLI, UŞAKLIK, YUMUŞAK

6 Harfli Kelimeler

UŞAKLI

5 Harfli Kelimeler

DUŞAK, KUŞAK

4 Harfli Kelimeler

UŞAK

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Uşak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A K U Ş

4 Harfli Kelimeler

UŞAK

3 Harfli Kelimeler

AŞK, KAŞ, KUŞ, ŞAK, ŞUA

2 Harfli Kelimeler

AK, AŞ, ŞU

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

YUMUŞAKLAŞMAK

  1. [nesnesiz] Yumuşak bir duruma gelmek
YUMUŞAKÇALAR

  1. [isim, hayvan bilimi] Büyük bir bölümü suda yaşayan, ahtapot, salyangoz, istiridye gibi omurgasız ve yumuşak olan vücutları sert, kalkerli bir örtü ile kaplı, çoğu etçil, bir kısmı otçul, bir kısmı ise asalak olan hayvanlar dalı (Mollusca)
YUMUŞAKLAŞMA

  1. [isim] Yumuşaklaşmak durumu
KUŞAKLANMAK

  1. [nesnesiz] Kuşaklama işine konu olmak
  2. [mecaz] Çepeçevre sarılmak
    • "İstanbul, gecenin karanlığını bir cadde genişliğinde delip geçen bir ışık çemberiyle kuşaklanmıştı." (Falih Rıfkı Atay)
KUŞAKLAMAK

  1. [-i] Kuşaklarla sağlamlaştırmak
YUMUŞAKLIK

  1. [isim] Yumuşak olma durumu; mülayemet
    • "Göğsünde ilk defa bir kadın vücudunun sıcaklığını, yumuşaklığını hissediyordu." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. [dil bilgisi] Bakınız tonluluk
DUŞAKLAMAK

  1. [-i, ağızlardan] Hayvanın iki ayağını duşakla bağlamak
KUŞAKLANMA

  1. [isim] Kuşaklanmak durumu
UŞAKLILIK

  1. [isim] Uşaklı olma durumu
YUMUŞAKÇA

  1. [isim, hayvan bilimi] Yumuşak vücutlu, omurgasız hayvan
  2. [sıfat] Biraz yumuşak
  3. [zarf] Yumuşak bir biçimde
    • "Belinden kavrayıp demin çıktığı kapıdan içeriye yumuşakça sürükledim." (Refik Halit Karay)
DUŞAKLAMA

  1. [isim] Duşaklamak işi
UŞAKKAPAN

  1. [isim, ağızlardan] Bebekleri alıp götürdüğü söylenen bir cins akbaba
KUŞAKLAMA

  1. [isim] Kuşaklamak işi
  2. [zarf] Kuşak biçiminde
KUŞAKSIZ

  1. [sıfat] Kuşağı olmayan
YUMUŞAK

  1. [sıfat] Dokunulduğunda veya üzerine basıldığında çukurlaşan, eski biçimini kaybeden, katı karşıtı
    • "Pamuk yumuşaktır."
  2. Kolaylıkla bükülen, buruşmayan, sert karşıtı
    • "Kadife gibi ince ve yumuşak olan bu arakiyeler de çok iyi saklanmıştır." (Asaf Halet Çelebi)
  3. Dokunulduğunda hoş bir duygu uyandıran
    • "Yerde yumuşak kilimler serili geniş odasına bağdaş kurup yerleşiriz." (Azra Erhat)
  4. Kolaylıkla işlenebilen
    • "Uzun gagasını yumuşak topraklara sokar, otların kökündeki yaşlığı emerek yaşarmış." (Memduh Şevket Esendal)
  5. Kolay çiğnenen, kolay kesilen
    • "Yumuşak ekmek."
  6. Ilıman olan (iklim), sert karşıtı
    • "Yumuşak iklim. Yumuşak hava."
  7. [mecaz] Kaba, hırçın, sert olmayan, kolay yola gelen
  8. [mecaz] Okşayıcı, tatlı, hoş
    • "Gözleri yan aralık, kirpiklerinin arasından bana her zamanki yumuşak, tatlı, sonsuz şefkatiyle bakıyor." (Yusuf Ziya Ortaç)
  9. [mecaz] Sessiz, hafif
    • "Onun içinde mutlaka sönüp yanan gizli yumuşak ışıklarla fosforlu bir parıldayış vardır." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  10. [dil bilgisi] Bakınız tonlu
KUŞAKLI

  1. [sıfat] Kuşağı olan
    • "Kıpkızıl ve gırtlaktan aşağı kuşaklı gömlek, tuhaf bir kasket ve elde silah!" (Aka Gündüz)
UŞAKLIK

  1. [isim] Uşak olma durumu; hizmetkârlık
    • "Uşaklık, ayvazlık istihkakın yokken bu rütbeye gelmişsin." (Namık Kemal)
  2. [mecaz] Birinin, kendi öz saygısı pahasına başkasına yaptığı hizmet
UŞAKLI

  1. [isim] Uşak ilinden olan kimse
DUŞAK

  1. [isim, ağızlardan] Hayvanın iki ayağını iple bağlayarak yapılan köstek
KUŞAK

  1. [isim] Bele sarılan uzun ve enli kumaş
    • "Emin olmak için kuşağından bir ayna çıkarıp camı bile çizdi." (İhsan Oktay Anar)
  2. Sağlamlığını artırmak için bir şeyin çevresine geçirilen ağaçtan veya metalden bağ
  3. [teknoloji] Bir ürünün, bir aygıtın teknolojideki ve bilimdeki gelişmeye göre üretilen yeni biçimleri
  4. [gök bilimi] Yeryüzünde veya herhangi bir gök cisminde belli şartları sağlayan bölge
    • "İklim kuşakları. Zaman kuşakları."
  5. [coğrafya] Yeryüzünde benzer özellikler gösteren coğrafi sahaların oluşturduğu bölgeleri ifade etmek için kullanılan genel ad: sıcak kuşak, deprem kuşağı, orman kuşağı vb
  6. [felsefe] Yaklaşık olarak aynı yıllarda doğmuş, aynı çağın şartlarını, dolayısıyla birbirine benzer sıkıntıları, kaderleri paylaşmış, benzer ödevlerle yükümlü olmuş kişilerin topluluğu; batın
    • "Sanat kuşağı."
  7. [matematik] Bir küre yüzeyi, paralel iki düzlemle kesildiğinde iki kesitin arasında kalan bölüm; küre kuşağı
  8. [sinema, televizyon] Henüz birleştirilmemiş ses ve görüntü taşıyan filmler
  9. [televizyon] Televizyonda programlar için ayrılmış özel zaman dilimi
    • "Çizgi film kuşağı."
  10. [toplum bilimi] Yaklaşık yirmi beş otuz yıllık yaş kümelerini oluşturan bireyler öbeği; göbek, nesil, batın, jenerasyon
    • "Bugünkü kuşak benim kuşağımın bir hikâyesini dinlemelidir." (Falih Rıfkı Atay)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü