İçinde ut olan 6 harfli 81 kelime var. İçerisinde UT bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ut olan kelimeler listesine ya da sonu ut ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ut Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

T U

2 Harfli Kelimeler

TU, UT

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

BUUTLU

  1. [sıfat] Bakınız boyutlu
KUTSAL

  1. [sıfat, din bilimi] Güçlü bir dinî saygı uyandıran veya uyandırması gereken; kutsi, mukaddes, mübarek
  2. Tapınılacak veya yolunda can verilecek derecede sevilen; kutsi, mukaddes, lahut
    • "Aşkın kutsal tarafına inanmamı sarhoşluk belirtisi diye yorumladım." (Halide Edip Adıvar)
  3. Bozulmaması, dokunulmaması, karşı çıkılmaması gereken, üstüne titrenilen
    • "Demokraside, insanın en doğal, en kutsal hakları bir pazarlık konusu olur." (Necati Cumalı)
  4. [felsefe] Tanrı'ya adanmış olan, tanrısal olan
OKUTMA

  1. [isim] Okutmak işi
    • "Ertesi gün onu okutmaya başlayacağını, adam edeceğini müjdeledi." (Halide Edip Adıvar)
KOMUTA

  1. [isim, askerlik] Askerî birliği ve onunla ilgili işleri yönetme görevi; kumanda
MORDUT

  1. [isim, bitki bilimi] Dutgillerden, anavatanı Kuzey Amerika olan, yaprakları yeşil, ince ve kalp şeklinde olan bir tür dut ağacı (Morus rubra)
  2. Bu ağacın pembe veya mor renkli, mayhoş meyvesi
BEYRUT

  1. [isim] Lübnan'ın başkenti
MAHDUT

Kelime Kökeni: Arapça maḥdūd

  1. [sıfat, eskimiş] Çevrilmiş, sınırlanmış
  2. Bakınız sayılı
    • "Hükûmetler mahdut bir zaman içinde yaşar." (Orhan Seyfi Orhon)
  3. [mecaz] Dar (I), basit
    • "Heyhat, dedi, siz de mahdut fikirli bir muharrirmişsiniz!" (Ömer Seyfettin)
UTKULU

  1. [sıfat] Bakınız muzaffer
    • "Ben eskiden beri bilmiyor muydum sanki, diyen utkulu ama azıcık utangaç bir gülüştü onunki." (Pınar Kür)
UNUTMA

  1. [isim] Unutmak durumu; nisyan
    • "Realiteler o kadar korkunçtu ki onları unutmaya ve gizlemeye imkân yoktu." (Mehmet Kaplan)
HOŞNUT

Kelime Kökeni: Farsça ḫoşnūd

  1. [sıfat] Bir davranış, bir durum veya bir kimseden memnun olan, yakınması olmayan
    • "Yeni ilişkisinden son derece hoşnut ve ilk bebeğine veremediği tüm sevgiyi ikincisine vermekte kararlıydı." (Elif Şafak)
ANADUT

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim] Ekin ve ot demetlerini arabaya yüklemeye veya harmanı aktarmaya yarayan uzun saplı, üç dişli, ahşap araç
    • "Babam kağnıyı yüklüyor, ağabeyim anadutla sap veriyor, ben tırmık çekiyordum." (Necdet Ekici)
OKUTUŞ

  1. [isim] Okutmak işi
UMUTLU

  1. [sıfat] Umudu olan, umut besleyen; ümitli, ümitvar
    • "Bazı defa umutluyuz, bazen umutsuz. Bazı kere de o fena görüyorsa ben iyiye yürüyorum." (Refik Halit Karay)
MEVKUT

Kelime Kökeni: Arapça mevḳūt

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız süreli
KUTSUZ

  1. [sıfat] Uğursuz, kötü, menhus
  2. Mutsuz, zavallı
MEŞHUT

Kelime Kökeni: Arapça meşhūd

  1. [sıfat, eskimiş] Görülen, gözle görülmüş, tanık olunmuş
LUTİYE

Kelime Kökeni: Fransızca luthier

  1. [isim] Çalgı onaran veya yapıp satan kimse
BUTSUZ

  1. [sıfat] Budu olmayan
TUTSAK

  1. [isim, askerlik] Savaşta ele geçen düşman; esir (I), esire
  2. [sıfat] Gitmesine, serbestçe hareketine engel olunan
    • "Hayatı anlamazsan tutsak olduğunu bile bilemezsin, hakkını arayamazsın." (Emine Işınsu)
  3. [mecaz] Bir şeye veya bir kimseye çok bağlı, kendisini bir şeyin etkisinden kurtaramayan kimse
    • "Her insan kendi kuruluşuna uygun bir romantizmin tutsağı." (Attilâ İlhan)
UTERUS

Kelime Kökeni: Latince

  1. [isim, anatomi] Bakınız döl yatağı
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü