İçinde ut olan 6 harfli 81 kelime var. İçerisinde UT bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ut olan kelimeler listesine ya da sonu ut ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ut Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
T U
2 Harfli Kelimeler
TU, UT
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BUUTLU
-
-
[sıfat]
Bakınız boyutlu
-
[sıfat]
Bakınız boyutlu
- KUTSAL
-
-
[sıfat, din bilimi]
Güçlü bir dinî saygı uyandıran veya uyandırması gereken; kutsi, mukaddes, mübarek
-
Tapınılacak veya yolunda can verilecek derecede sevilen; kutsi, mukaddes, lahut
- "Aşkın kutsal tarafına inanmamı sarhoşluk belirtisi diye yorumladım."
-
Bozulmaması, dokunulmaması, karşı çıkılmaması gereken, üstüne titrenilen
- "Demokraside, insanın en doğal, en kutsal hakları bir pazarlık konusu olur."
-
[felsefe]
Tanrı'ya adanmış olan, tanrısal olan
-
[sıfat, din bilimi]
Güçlü bir dinî saygı uyandıran veya uyandırması gereken; kutsi, mukaddes, mübarek
- OKUTMA
-
-
[isim]
Okutmak işi
- "Ertesi gün onu okutmaya başlayacağını, adam edeceğini müjdeledi."
-
[isim]
Okutmak işi
- KOMUTA
-
-
[isim, askerlik]
Askerî birliği ve onunla ilgili işleri yönetme görevi; kumanda
-
[isim, askerlik]
Askerî birliği ve onunla ilgili işleri yönetme görevi; kumanda
- MORDUT
-
-
[isim, bitki bilimi]
Dutgillerden, anavatanı Kuzey Amerika olan, yaprakları yeşil, ince ve kalp şeklinde olan bir tür dut ağacı (Morus rubra)
-
Bu ağacın pembe veya mor renkli, mayhoş meyvesi
-
[isim, bitki bilimi]
Dutgillerden, anavatanı Kuzey Amerika olan, yaprakları yeşil, ince ve kalp şeklinde olan bir tür dut ağacı (Morus rubra)
- BEYRUT
-
-
[isim]
Lübnan'ın başkenti
-
[isim]
Lübnan'ın başkenti
- MAHDUT
-
Kelime Kökeni: Arapça maḥdūd
-
[sıfat, eskimiş]
Çevrilmiş, sınırlanmış
-
Bakınız sayılı
- "Hükûmetler mahdut bir zaman içinde yaşar."
-
[mecaz]
Dar (I), basit
- "Heyhat, dedi, siz de mahdut fikirli bir muharrirmişsiniz!"
-
[sıfat, eskimiş]
Çevrilmiş, sınırlanmış
- UTKULU
-
-
[sıfat]
Bakınız muzaffer
- "Ben eskiden beri bilmiyor muydum sanki, diyen utkulu ama azıcık utangaç bir gülüştü onunki."
-
[sıfat]
Bakınız muzaffer
- UNUTMA
-
-
[isim]
Unutmak durumu; nisyan
- "Realiteler o kadar korkunçtu ki onları unutmaya ve gizlemeye imkân yoktu."
-
[isim]
Unutmak durumu; nisyan
- HOŞNUT
-
Kelime Kökeni: Farsça ḫoşnūd
-
[sıfat]
Bir davranış, bir durum veya bir kimseden memnun olan, yakınması olmayan
- "Yeni ilişkisinden son derece hoşnut ve ilk bebeğine veremediği tüm sevgiyi ikincisine vermekte kararlıydı."
-
[sıfat]
Bir davranış, bir durum veya bir kimseden memnun olan, yakınması olmayan
- ANADUT
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim]
Ekin ve ot demetlerini arabaya yüklemeye veya harmanı aktarmaya yarayan uzun saplı, üç dişli, ahşap araç
- "Babam kağnıyı yüklüyor, ağabeyim anadutla sap veriyor, ben tırmık çekiyordum."
-
[isim]
Ekin ve ot demetlerini arabaya yüklemeye veya harmanı aktarmaya yarayan uzun saplı, üç dişli, ahşap araç
- OKUTUŞ
-
-
[isim]
Okutmak işi
-
[isim]
Okutmak işi
- UMUTLU
-
-
[sıfat]
Umudu olan, umut besleyen; ümitli, ümitvar
- "Bazı defa umutluyuz, bazen umutsuz. Bazı kere de o fena görüyorsa ben iyiye yürüyorum."
-
[sıfat]
Umudu olan, umut besleyen; ümitli, ümitvar
- MEVKUT
-
Kelime Kökeni: Arapça mevḳūt
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız süreli
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız süreli
- KUTSUZ
-
-
[sıfat]
Uğursuz, kötü, menhus
-
Mutsuz, zavallı
-
[sıfat]
Uğursuz, kötü, menhus
- MEŞHUT
-
Kelime Kökeni: Arapça meşhūd
-
[sıfat, eskimiş]
Görülen, gözle görülmüş, tanık olunmuş
-
[sıfat, eskimiş]
Görülen, gözle görülmüş, tanık olunmuş
- LUTİYE
-
Kelime Kökeni: Fransızca luthier
-
[isim]
Çalgı onaran veya yapıp satan kimse
-
[isim]
Çalgı onaran veya yapıp satan kimse
- BUTSUZ
-
-
[sıfat]
Budu olmayan
-
[sıfat]
Budu olmayan
- TUTSAK
-
-
[isim, askerlik]
Savaşta ele geçen düşman; esir (I), esire
-
[sıfat]
Gitmesine, serbestçe hareketine engel olunan
- "Hayatı anlamazsan tutsak olduğunu bile bilemezsin, hakkını arayamazsın."
-
[mecaz]
Bir şeye veya bir kimseye çok bağlı, kendisini bir şeyin etkisinden kurtaramayan kimse
- "Her insan kendi kuruluşuna uygun bir romantizmin tutsağı."
-
[isim, askerlik]
Savaşta ele geçen düşman; esir (I), esire
- UTERUS
-
Kelime Kökeni: Latince
-
[isim, anatomi]
Bakınız döl yatağı
-
[isim, anatomi]
Bakınız döl yatağı