İçinde us olan 6 harfli 55 kelime var. İçerisinde US bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında us olan kelimeler listesine ya da sonu us ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Us Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
SU, US
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- UTERUS
-
Kelime Kökeni: Latince
-
[isim, anatomi]
Bakınız döl yatağı
-
[isim, anatomi]
Bakınız döl yatağı
- DOLUSU
-
-
[sıfat]
Dolduracak kadar
- "Aç ve susuzuz düşüncesiyle bir sepet dolusu şeftali de almışlar getirmişler."
-
[sıfat]
Dolduracak kadar
- SİRRUS
-
Kelime Kökeni: Latince
-
[isim, meteoroloji]
Bakınız saçak bulut
-
[isim, meteoroloji]
Bakınız saçak bulut
- USTUNÇ
-
Kelime Kökeni: İtalyanca astuccio
-
[isim]
Bir kutu içinde taşınabilir kesici, delici, dağlayıcı cerrahi aletleri
-
[isim]
Bir kutu içinde taşınabilir kesici, delici, dağlayıcı cerrahi aletleri
- RUSTAİ
-
Kelime Kökeni: Farsça rūstā + Arapça -ī
-
[isim, eskimiş]
Bakınız köylü
- "Fakat artık korunun rustai perisinden eser görmüyorum."
-
[sıfat]
Köylününkine benzer
- "... Fikir Tepesi’nde rustai bir çiftlik evine benzeyen Nafi Baba Tekkesi’nin teşrifatsız, laubali, deryadil hâlini bir iki kere görmüş."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız köylü
- KUSMUK
-
-
[isim]
Kusulan şey; kusuntu
-
[isim]
Kusulan şey; kusuntu
- USTACA
-
-
[sıfat]
Ustaya yakışan
- "Her zamanki gibi ustaca makyaj sayesinde yüzümü iyice benzetmişti."
-
[zarf]
El uzluğu ile; ustalıkla, ustacasına
- "Eve girişinden beri eksilmeyen gülüşü genişliyor, ellerini hızlı hızlı ovuşturuyor, ustaca çocuklaşıyor."
-
Kurnaz bir biçimde
-
[sıfat]
Ustaya yakışan
- FALLUS
-
Kelime Kökeni: Fransızca fallus
-
[isim, anatomi]
Bakınız erkeklik organı
-
[isim, anatomi]
Bakınız erkeklik organı
- PUSVAL
-
-
[isim]
Yemenicilerin kullandığı ölçü
-
[isim]
Yemenicilerin kullandığı ölçü
- USTUKA
-
Kelime Kökeni: Fransızca stucco
-
[isim]
Bakınız malakâri
-
[isim]
Bakınız malakâri
- PUSUCU
-
-
[isim]
Pusu kuran veya pusuya yatan kimse
-
[isim]
Pusu kuran veya pusuya yatan kimse
- PUSSUZ
-
-
[sıfat]
Pusu (I) olmayan
- "Anadolu'nun yüksek yaylalarına has, sessiz, pussuz, boz renkli gecelerden biriydi."
-
[sıfat]
Pusu (I) olmayan
- SUSAMA
-
-
[isim]
Susamak işi
-
[isim]
Susamak işi
- LOHUSA
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim]
Yeni doğum yapmış kadın
- "Annemin lohusa yatağı, evin cepheye doğru, sonundaki ön odada idi."
-
[isim]
Yeni doğum yapmış kadın
- DEYYUS
-
Kelime Kökeni: Arapça deyyūs̱
-
[sıfat, hakaret yollu]
Karısının veya kendisine çok yakın bir kadının iffetsizliğine göz yuman (kimse)
-
“Ahlaksız, terbiyesiz, namussuz (kimse)” anlamında kullanılan bir hakaret sözü
-
[sıfat, hakaret yollu]
Karısının veya kendisine çok yakın bir kadının iffetsizliğine göz yuman (kimse)
- SUSPUS
-
-
[sıfat]
Susmuş, sinmiş
- "Başını öne eğip suspus oluşlarında böyle bir huyun tesirini keşfedebilmekteyim."
-
[zarf]
Susmuş, sinmiş bir biçimde
- "Güler sanki bir orta hizmetçisi imiş gibi davranmış, yanlarında konuşmalara katılmadan suspus oturarak utançtan kahretmişti onu."
-
[sıfat]
Susmuş, sinmiş
- NİMBUS
-
Kelime Kökeni: Latince
-
[isim, meteoroloji]
Bakınız kara bulut
-
[isim, meteoroloji]
Bakınız kara bulut
- MUSEVİ
-
Kelime Kökeni: Arapça mūsevī
-
[isim, din bilimi]
Bakınız Yahudi
- "Ortaya bir kucak çamaşırla orta yaşlı, saçları alan talan bir Musevi kadını çıktı."
-
[isim, din bilimi]
Bakınız Yahudi
- ARUSEK
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿarūs + Farsça -ek
-
[isim]
Ağaç, fildişi veya madenî eşyalar üzerine kakılan, uçuk yeşil ve pembe renkte, ışığın yönüne göre renk değiştiren bir tür sedef
- "Düz beyaz ve arusek olmak üzere iki tür sedef vardır."
-
[isim]
Ağaç, fildişi veya madenî eşyalar üzerine kakılan, uçuk yeşil ve pembe renkte, ışığın yönüne göre renk değiştiren bir tür sedef
- SUSMAK
-
-
[nesnesiz]
Konuşmasını bitirmek; kesmek
- "Son mısraları acele okuyarak susmuştu."
-
Konuşmaktan kaçınmak
- "Onlar da bu hazırlop klişeleri kullanmak fırsatını buluncaya kadar susacaklardır."
-
Ses veya gürültüyü kesmek, ses ve gürültü yapmamak
-
[mecaz]
Etkisini göstermemek, tepki göstermemek
- "Adaletin sustuğu yerde haksızlık başlar."
-
[nesnesiz]
Konuşmasını bitirmek; kesmek