İçinde tu olan 6 harfli 86 kelime var. İçerisinde TU bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında tu olan kelimeler listesine ya da sonu tu ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Tu Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
TU, UT
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KUTULU
-
-
[sıfat]
Kutusu olan
-
[sıfat]
Kutusu olan
- OKUNTU
-
-
[isim, ağızlardan]
Küçük armağanlarla yapılan düğün çağrısı
-
[isim, ağızlardan]
Küçük armağanlarla yapılan düğün çağrısı
- TUĞYAN
-
Kelime Kökeni: Arapça ṭuġyān
- OYUNTU
-
-
[isim]
Oyulmuş bölüm
- "Ceketin kol oyuntusu iyi açılmamış."
-
Oyuk, çukur
-
[isim]
Oyulmuş bölüm
- AVUNTU
-
-
[isim]
İnsanı avutan söz veya davranış, oyalanacak şey; avunç, teselli
- "Aldanışta avuntuyu bulmak bir rakı kadehinin içinde boğulup ölmek gibi bir şeydir."
-
[isim]
Acı bir olayı unutturmaya çalışma, acısını hafifletme; avunç, teselli
- "İnsanoğlu durumu bozulunca ille bir yerden bunun avuntusunu arayıp buluyor."
-
[isim]
İnsanı avutan söz veya davranış, oyalanacak şey; avunç, teselli
- OTURAK
-
-
[isim]
Oturulacak yer veya şey
-
Alçak iskemle
- "Üstüne konulan tandır oturağı çok kalın ve çok sağlam tahtadan fırınlanarak yapılmıştı."
-
Bir şeyin yere gelen tarafı; taban (I)
-
Bakınız ördek
-
İçkili, çalgılı eğlence
-
Boru mengenesinin tezgâha oturduğu ve vidalandığı bölüm
-
[sıfat]
Bacaklarında veya başka bir yerinde, gezmesine engel olacak bir özrü olduğundan hep evde oturan (kimse); kötürüm
-
[denizcilik]
Kürekli teknelerde kürekçilerin oturduğu enli tahta
-
[sıfat]
Konargöçer olmayan, yerleşik olan
- "Seyhun boylarındaki şehirlerde ve köylerde yaşayan oturak Oğuzların da bilhassa Moğol kılıcı altında can vermemek, onlara tutsak düşmemek..."
-
[isim]
Oturulacak yer veya şey
- MASTUR
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[sıfat, argo]
Bakınız mastor
-
[sıfat, argo]
Bakınız mastor
- TORTUL
-
-
[sıfat]
Tortu niteliğinde olan
-
Tortullaşma sonucu oluşmuş
- "Tortul kütle."
-
[sıfat]
Tortu niteliğinde olan
- TORTUM
-
-
[isim]
Erzurum iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Erzurum iline bağlı ilçelerden biri
- KARTUK
-
-
[isim, ağızlardan]
Büyük tarla tarağı
-
[isim, ağızlardan]
Büyük tarla tarağı
- TURANİ
-
Kelime Kökeni: Farsça tūrān + Arapça -ī
-
[isim, eskimiş]
Bakınız Turanlı
-
[sıfat]
Turan’a ait, Turan’a özgü olan
- "Macar antropolog ve Türkolog Vambery, Türklerin Turani ırkların bir parçası olduğunu öne sürmüştü."
-
[sıfat]
Turancılıkla ilgili, Turancılığa özgü olan
-
[isim, eskimiş]
Bakınız Turanlı
- OTURUŞ
-
-
[isim]
Oturmak işi
- "Başta delikanlılar, çoğunun oturuşunda bir büyüklenme var."
-
[isim]
Oturmak işi
- ALTUNİ
-
Kelime Kökeni: Türkçe altun + Arapça -ī
-
[isim]
Bakınız altın sarısı
-
[sıfat]
Bu renkte olan
-
[isim]
Bakınız altın sarısı
- UTULMA
-
-
[isim]
Utulmak işi
-
[isim]
Utulmak işi
- DİLOTU
-
-
[isim]
"Çok konuşmak" anlamındaki dilotu yemek deyiminde geçen bir söz
- "Mütemadiyen gülüp söylüyordum. Hacı Kalfa'nın ellerini dizlerine vurarak: -Dilotu mu yedin be kızım? diye bir gülmesi var ki..."
-
[isim]
"Çok konuşmak" anlamındaki dilotu yemek deyiminde geçen bir söz
- KUTUCU
-
-
[isim]
Kutu yapan veya satan kimse
-
[isim]
Kutu yapan veya satan kimse
- KARTUŞ
-
Kelime Kökeni: Fransızca cartouche
-
[isim, askerlik]
Merminin arkasından namluya sürülen bezden veya kartondan barut kesesi; hartuç
-
Dolma kalem içine yerleştirilen mürekkep dolu tüp
-
Resim yazıda kralın adını diğerlerinden farklı bir biçimde göstermeyi sağlayan oval çerçeve
-
[bilişim]
Yazıcının mürekkep deposu
-
Veri ve programları depolamak amacıyla kullanılan, içinde makaralara sarılmış manyetik şerit barındıran özlü yapı
-
[isim, askerlik]
Merminin arkasından namluya sürülen bezden veya kartondan barut kesesi; hartuç
- MEKTUP
-
Kelime Kökeni: Arapça mektūb
-
[isim]
Bir şey haber vermek, sormak, istemek veya duyguları bildirmek için birine çoğunlukla posta yoluyla gönderilen, zarfa konulmuş yazılı kâğıt; name, varakpare
- "Mektubunda diyorsun ki gel gayri / Sütler kaymak tutar tutmaz ordayım"
-
[isim]
Bir şey haber vermek, sormak, istemek veya duyguları bildirmek için birine çoğunlukla posta yoluyla gönderilen, zarfa konulmuş yazılı kâğıt; name, varakpare
- OTURUM
-
-
[isim]
Bir meclis veya kurulun çözümlenmesi gereken sorunları görüşüp tartışmak için yaptığı birleşimlerden her biri; celse
- "Onun adaylığı konuşulurken kıdemli doçent olarak ben de oturuma katılmıştım."
-
Bilimsel toplantıların aynı anda veya art arda gerçekleştirilen bölümlerinden her biri; seksiyon
-
Bakınız seans
-
[isim]
Bir meclis veya kurulun çözümlenmesi gereken sorunları görüşüp tartışmak için yaptığı birleşimlerden her biri; celse
- MESTUR
-
Kelime Kökeni: Arapça mestūr
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız gizli
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız gizli