İçinde tu olan 6 harfli 86 kelime var. İçerisinde TU bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında tu olan kelimeler listesine ya da sonu tu ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Tu Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

T U

2 Harfli Kelimeler

TU, UT

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KUTULU

  1. [sıfat] Kutusu olan
OKUNTU

  1. [isim, ağızlardan] Küçük armağanlarla yapılan düğün çağrısı
TUĞYAN

Kelime Kökeni: Arapça ṭuġyān

  1. [isim, eskimiş] Akarsuyun taşması, kabarması
  2. Bakınız taşkınlık
  3. Bakınız azgınlık
    • "Son tuğyan asrında ise kolluk önüne iskemleler atılır veya hasırlar serilir, üstüne laubaliyane oturur, yan gelip uzanırlar." (Reşat Ekrem Koçu)
OYUNTU

  1. [isim] Oyulmuş bölüm
    • "Ceketin kol oyuntusu iyi açılmamış."
  2. Oyuk, çukur
AVUNTU

  1. [isim] İnsanı avutan söz veya davranış, oyalanacak şey; avunç, teselli
    • "Aldanışta avuntuyu bulmak bir rakı kadehinin içinde boğulup ölmek gibi bir şeydir." (Nâzım Hikmet)
  2. [isim] Acı bir olayı unutturmaya çalışma, acısını hafifletme; avunç, teselli
    • "İnsanoğlu durumu bozulunca ille bir yerden bunun avuntusunu arayıp buluyor." (Haldun Taner)
OTURAK

  1. [isim] Oturulacak yer veya şey
  2. Alçak iskemle
    • "Üstüne konulan tandır oturağı çok kalın ve çok sağlam tahtadan fırınlanarak yapılmıştı." (Ayla Kutlu)
  3. Bir şeyin yere gelen tarafı; taban (I)
  4. Bakınız ördek
  5. İçkili, çalgılı eğlence
  6. Boru mengenesinin tezgâha oturduğu ve vidalandığı bölüm
  7. [sıfat] Bacaklarında veya başka bir yerinde, gezmesine engel olacak bir özrü olduğundan hep evde oturan (kimse); kötürüm
  8. [denizcilik] Kürekli teknelerde kürekçilerin oturduğu enli tahta
  9. [sıfat] Konargöçer olmayan, yerleşik olan
    • "Seyhun boylarındaki şehirlerde ve köylerde yaşayan oturak Oğuzların da bilhassa Moğol kılıcı altında can vermemek, onlara tutsak düşmemek..." (Faruk Sümer)
MASTUR

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [sıfat, argo] Bakınız mastor
TORTUL

  1. [sıfat] Tortu niteliğinde olan
  2. Tortullaşma sonucu oluşmuş
    • "Tortul kütle."
TORTUM

  1. [isim] Erzurum iline bağlı ilçelerden biri
KARTUK

  1. [isim, ağızlardan] Büyük tarla tarağı
TURANİ

Kelime Kökeni: Farsça tūrān + Arapça -ī

  1. [isim, eskimiş] Bakınız Turanlı
  2. [sıfat] Turan’a ait, Turan’a özgü olan
    • "Macar antropolog ve Türkolog Vambery, Türklerin Turani ırkların bir parçası olduğunu öne sürmüştü." (Süreyya Su)
  3. [sıfat] Turancılıkla ilgili, Turancılığa özgü olan
OTURUŞ

  1. [isim] Oturmak işi
    • "Başta delikanlılar, çoğunun oturuşunda bir büyüklenme var." (Tarık Buğra)
ALTUNİ

Kelime Kökeni: Türkçe altun + Arapça -ī

  1. [isim] Bakınız altın sarısı
  2. [sıfat] Bu renkte olan
UTULMA

  1. [isim] Utulmak işi
DİLOTU

  1. [isim] "Çok konuşmak" anlamındaki dilotu yemek deyiminde geçen bir söz
    • "Mütemadiyen gülüp söylüyordum. Hacı Kalfa'nın ellerini dizlerine vurarak: -Dilotu mu yedin be kızım? diye bir gülmesi var ki..." (Reşat Nuri Güntekin)
KUTUCU

  1. [isim] Kutu yapan veya satan kimse
KARTUŞ

Kelime Kökeni: Fransızca cartouche

  1. [isim, askerlik] Merminin arkasından namluya sürülen bezden veya kartondan barut kesesi; hartuç
  2. Dolma kalem içine yerleştirilen mürekkep dolu tüp
  3. Resim yazıda kralın adını diğerlerinden farklı bir biçimde göstermeyi sağlayan oval çerçeve
  4. [bilişim] Yazıcının mürekkep deposu
  5. Veri ve programları depolamak amacıyla kullanılan, içinde makaralara sarılmış manyetik şerit barındıran özlü yapı
MEKTUP

Kelime Kökeni: Arapça mektūb

  1. [isim] Bir şey haber vermek, sormak, istemek veya duyguları bildirmek için birine çoğunlukla posta yoluyla gönderilen, zarfa konulmuş yazılı kâğıt; name, varakpare
    • "Mektubunda diyorsun ki gel gayri / Sütler kaymak tutar tutmaz ordayım" (Bekir Sıtkı Erdoğan)
OTURUM

  1. [isim] Bir meclis veya kurulun çözümlenmesi gereken sorunları görüşüp tartışmak için yaptığı birleşimlerden her biri; celse
    • "Onun adaylığı konuşulurken kıdemli doçent olarak ben de oturuma katılmıştım." (Haldun Taner)
  2. Bilimsel toplantıların aynı anda veya art arda gerçekleştirilen bölümlerinden her biri; seksiyon
  3. Bakınız seans
MESTUR

Kelime Kökeni: Arapça mestūr

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız gizli
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü