İçinde sak olan 8 harfli 37 kelime var. İçerisinde SAK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında sak olan kelimeler listesine ya da sonu sak ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Sak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A K S
3 Harfli Kelimeler
AKS, ASK, KAS, SAK
2 Harfli Kelimeler
AK, AS
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- YASAKSIZ
-
-
[sıfat]
Yasak konulmamış (kimse veya şey)
-
[sıfat]
Yasak konulmamış (kimse veya şey)
- BAĞIRSAK
-
-
[isim, anatomi]
Sindirim sisteminde mideden sonra gelen ve besinlerin kana karışmasını, artıkların dışarı atılmasını sağlayan organ
- "Dayım o kadar cimridir ki bağırsakları da sarfiyatı önlemek için düğümlenmiş, hatta kördüğüm olmuş olabilir."
-
[isim, anatomi]
Sindirim sisteminde mideden sonra gelen ve besinlerin kana karışmasını, artıkların dışarı atılmasını sağlayan organ
- SAKLAMAK
-
-
[-i]
Elinde bulundurmak, tutmak
- "Sarayın sükûnu bir kederli muammayı saklar gibi ağırdı."
-
[-i, -de]
Kaybolmaması, görünmemesi için gizli bir yere koymak, kaldırmak; hıfzetmek
- "Paralarını kasada saklıyor."
-
Görünmesine engel olmak, ortalıkta bulundurmamak
-
[-i, -de]
Bozulmadan doğal durumları ile durmasını sağlamak; muhafaza etmek
- "Eti buzdolabında saklamak. Peyniri tuzlu suda saklamak."
-
[-i, -den]
Gizli tutmak, duyurmamak
- "Batı, o büyük kaynaktan sık sık faydalanır ama iktibaslarını titizce saklar."
-
[-e, -i]
Birine vermek için ayırmak
- "Bu kitabı size sakladım."
-
[nesnesiz, mecaz]
Korumak, esirgemek
- "Allah saklasın."
-
[-i]
Elinde bulundurmak, tutmak
- SAKARLIK
-
-
[isim]
Sakar olma durumu
-
Sık sık küçük kazalar yapma, çarpıp kırıp dökme işi
-
[isim]
Sakar olma durumu
- YAKINSAK
-
-
[sıfat, fizik]
Tek bir noktaya doğru yönelen (ışın)
-
Işıkları aynı noktaya doğru yöneltme özelliği taşıyan (mercek vb.)
-
[matematik]
Değerleri birbirine gittikçe yaklaşarak bir noktaya doğru yönelen (fonksiyon veya nicelik)
-
[sıfat, fizik]
Tek bir noktaya doğru yönelen (ışın)
- SUSAKLIK
-
-
[isim]
Susamış olma durumu
-
[mecaz]
Salaklık, aptallık
-
[isim]
Susamış olma durumu
- SAKALSIZ
-
-
[sıfat]
Sakalı olmayan
-
[sıfat]
Sakalı olmayan
- SAKSILIK
-
-
[isim]
Saksı koymaya yarar raf
-
İçine saksı oturtulan süslü kap
-
Kışın saksı çiçeklerinin saklandığı yer
-
[isim]
Saksı koymaya yarar raf
- SAKKAROZ
-
Kelime Kökeni: Fransızca saccharose
-
[isim, kimya]
Şeker kamışı veya şeker pancarından elde edilen bir şeker türü (C12H22O11)
-
[isim, kimya]
Şeker kamışı veya şeker pancarından elde edilen bir şeker türü (C12H22O11)
- SAKINMAK
-
-
[-i, -den]
Herhangi bir korku veya düşünce ile bir şeyi yapmaktan uzak durmak; içtinap etmek
- "Bıçak kemiğe dayandı mı başkaldırır, canını sakınmaz, hakkını ister."
-
Olabileceği düşünülen kötülüklere karşı önlemler almak
-
Korumak, esirgemek, gözetmek
- "Kendini tramvay ve otomobil tehlikelerinden sakınarak yürüdü."
-
[-i, -den]
Herhangi bir korku veya düşünce ile bir şeyi yapmaktan uzak durmak; içtinap etmek
- KURSAKLI
-
-
[sıfat]
Kursağı olan
- "Kursaklı düdük."
-
[ağızlardan]
Guatr hastalığı olan (kimse)
-
[sıfat]
Kursağı olan
- SAKLATMA
-
-
[isim]
Saklatmak işi
-
[isim]
Saklatmak işi
- SAKLANIŞ
-
-
[isim]
Saklanmak işi
-
[isim]
Saklanmak işi
- BURUNSAK
-
-
[isim]
Hayvan yavrusunun anasından süt emmesini önlemek için burnuna geçirilen başlık; burunsalık, burunluk
-
Hayvanların burunlarına geçirilen ip; burunsalık, burunluk
-
[isim]
Hayvan yavrusunun anasından süt emmesini önlemek için burnuna geçirilen başlık; burunsalık, burunluk
- İLTİSAKİ
-
Kelime Kökeni: Arapça iltiṣāḳī
-
[sıfat, dil bilgisi]
İltisakla ilgili olan
-
[dil bilgisi]
Bakınız bitişken
-
[sıfat, dil bilgisi]
İltisakla ilgili olan
- AKSAKLIK
-
-
[isim]
Aksak olma durumu; arıza
- "Bütün içtenliğimizle aksaklıkları sıralamıştık."
-
[isim]
Aksak olma durumu; arıza
- SARSAKÇA
-
-
[zarf]
Sarsak bir biçimde, titreyerek
-
[zarf]
Sarsak bir biçimde, titreyerek
- SAKLAYIŞ
-
-
[isim]
Saklamak işi
-
[isim]
Saklamak işi
- SAKLANMA
-
-
[isim]
Saklanmak işi
-
[isim]
Saklanmak işi
- SAKATLIK
-
-
[isim]
Sakat olma durumu; malullük, maluliyet
- "Sakatlığımı öne sürerek emekliye ayrılmamı isteyebilirim."
-
Kaza, terslik
- "Elinden bir sakatlık çıkmasın."
-
[mecaz]
Yanlış, kusur, hata
- "Sakatlığın sebebini gayet iyi görmüştür. Bunun nasıl tamir edileceğini biliyor."
-
[isim]
Sakat olma durumu; malullük, maluliyet