İçinde ram olan 7 harfli 43 kelime var. İçerisinde RAM bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ram olan kelimeler listesine ya da Sonu ram ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
A M R Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
RAM
2 Harfli Kelimeler
AM, AR, MA, RA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ANAGRAM
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Bir kelimedeki harflerin yerleri değiştirilerek elde edilen kelime
- "Bakla kelimesinin anagramı ablaktır."
-
[isim]
Bir kelimedeki harflerin yerleri değiştirilerek elde edilen kelime
- TRAMVAY
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Şehirlerde yol üzerinde döşenmiş özel raylarda hareket eden yolcu taşıtı
- "Sarı tenekeden bir tramvay arabası titreyerek, sarsılarak geçti." (Memduh Şevket Esendal)
-
[isim]
Şehirlerde yol üzerinde döşenmiş özel raylarda hareket eden yolcu taşıtı
- TARAMAK
-
-
[-i]
Bir şeyin tellerini birbirinden ayırıp karışıklığını gidermek
- "Anası sabaha kadar saçlarını tarıyor, düşünüyor, ürküyordu." (Yahya Kemal)
-
Bir şey veya kimseyi bulmak, denetlemek için türlü yöntemlerden yararlanarak bir yeri sıkı bir biçimde aramak
- "Birdenbire uzun bir ışık, sol tarafımızdaki sırtları taradı." (Halide Edip Adıvar)
-
Bir şeyin içindeki gereksiz maddeleri tarak, tırmık vb. ile ayıklamak, taraklamak
-
Taşın yüzünü dişli çelik kalemle işlemek
-
Makineli tüfek vb. ateşli silahlarla sürekli olarak bir yere ateş etmek
-
[-de]
Kafasından geçirmek, belli belirsiz düşünmek
- "Belleğimde taradığım yazarların yarısına yakını hastalıklı idiler." (Haldun Taner)
-
Derleme ve araştırma yapmak için bir yayını dikkatle gözden geçirmek veya gerekli kelime, cümle ve yazıları tespit etmek
- "Dergileri taramak."
-
Dikkatle bakmak, süzmek
-
Tarayıcı aracılığıyla kâğıt üzerindeki resim, yazı vb. simgeleri bilgisayar ortamına aktarmak
-
[-i]
Bir şeyin tellerini birbirinden ayırıp karışıklığını gidermek
- EPİGRAM
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Her türlü konuda yapılmış kısa manzume
-
[isim]
Her türlü konuda yapılmış kısa manzume
- VOLFRAM
-
Kelime Kökeni : Almanca
-
[isim]
Atom numarası 74, atom ağırlığı 183,85, yoğunluğu 19,3 olan, sert, 3482 °C'de eriyebilen bir element, tungsten (simgesi W)
-
[isim]
Atom numarası 74, atom ağırlığı 183,85, yoğunluğu 19,3 olan, sert, 3482 °C'de eriyebilen bir element, tungsten (simgesi W)
- BAYRAMİ
- ...
- DOĞRAMA
-
-
[isim]
Doğramak işi
-
Bir yapının kapı, pencere, dolap, raf vb. ağaç, metal veya plastik bölmeleri
-
[isim]
Doğramak işi
- KERAMET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Ermiş kimselerin gösterdiklerine inanılan, doğaüstü, şaşkınlık uyandırıcı durum
- "Babamın, mucize ve keramet kıssaları olarak bize anlattığı şeyler bu çeşit gülünç ve çocukça masallardı." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
- "Kerameti kendinden menkul şeyhler gibi bu armağanlar onların eksik olan kabiliyetlerinin bir çeşit icazeti oluyor." (Haldun Taner)
-
Olağanüstü durum
-
[isim]
Ermiş kimselerin gösterdiklerine inanılan, doğaüstü, şaşkınlık uyandırıcı durum
- KURAMCI
-
-
[isim]
Kuram ortaya koyan kimse, kurama bağlı olan kimse, teorisyen
-
[isim]
Kuram ortaya koyan kimse, kurama bağlı olan kimse, teorisyen
- UĞRAMAK
-
-
[-e]
Yola devam etmek üzere, bir yerde kısa bir süre kalmak
- "Üç günde yalnız üç vapur iskeleye uğradı." (Sait Faik Abasıyanık)
-
Bir yerin yanından, yakınından, içinden geçmek
- "Ona kapıdan şöyle bir uğramak isterdim." (Haldun Taner)
-
Fırlayarak çıkmak, dışarı çıkmak
- "Zelzele çığlığıyla beraber hepsi evden dışarı uğradılar." (Memduh Şevket Esendal)
-
Kötü duruma konu olmak
- "Öldüreceğiz diyenlere karşı, ölmeyeceğiz diye harbe girebiliriz. Lakin millet hayatı tehlikeye uğramadıkça harp bir cinayettir." (Atatürk)
-
Yaklaşmak
- "Erkek misafir geldiği zaman Despina'dan başka kimse salona, kapının yanına uğramayacaktı." (Ömer Seyfettin)
-
Karşılaşmak, maruz kalmak
- "Millî Mücadele'nin başından o güne kadar Atatürk'ün en hafif bir sitemine uğramamıştım." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
Cin, peri çarpmak
-
[-e]
Yola devam etmek üzere, bir yerde kısa bir süre kalmak
- KAVRAMA
-
-
[isim]
Kavramak işi, anlama, algılama
-
Ağaç kuşak
-
Otomobilde motor ile vites kutusunu birbirine bağlayıp ayırma, motordan gelen hareketi sarsıntısız olarak öteki aktarma ögelerine iletme
-
Küçük orak
-
[isim]
Kavramak işi, anlama, algılama
- MAKRAMA
-
-
[isim]
Mahrama
-
[isim]
Mahrama
- KARAMSI
-
-
[sıfat]
Rengi karayı andıran, karaya benzeyen
-
[sıfat]
Rengi karayı andıran, karaya benzeyen
- OKRAMAK
-
-
[nsz]
Acıkmış, susamış olan at yiyecek veya su gördüğü zaman kişnemek
-
[nsz]
Acıkmış, susamış olan at yiyecek veya su gördüğü zaman kişnemek
- PROGRAM
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Belirli şartlara ve düzene göre yapılması öngörülen işlemlerin bütünü, izlence
- "Ne yapacaksa yapmadan kurar hatta programını yanındakilere de söylerdi." (Ömer Seyfettin)
-
Yapılacak bir işin bölümlerini, bölümlerin sırasını ve zamanını gösteren tasarı
-
Okullarda, haftanın belli günlerinde, belli saatlerde verilecek dersleri gösteren çizelge
-
Tören, gösteri, gezi vb.nin öngörülen ayrıntılarını gösteren basılı kâğıt
-
Siyasi partinin, toplumsal örgütün veya hükûmetin açıkladığı ana ilkelerin tümü
-
Radyo ve televizyonda sunulan, haber, müzik, eğlence gibi kendi başına bir bütün oluşturan yayınlardan her biri
-
Bilgisayara bir işlemi yaptırmak için yazılan komutlar dizisi
-
[isim]
Belirli şartlara ve düzene göre yapılması öngörülen işlemlerin bütünü, izlence
- RAMPALI
-
-
[sıfat]
Yokuşu olan
- "Bu dönemeçli, rampalı saadet beni biraz ürkütmeye başladı." (Aka Gündüz)
-
[sıfat]
Yokuşu olan
- FIKRAMA
-
-
[isim]
Fıkramak işi veya durumu
-
[isim]
Fıkramak işi veya durumu
- SERAMİK
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[sıfat]
Yüksek ısıda pişirilmiş toprak, fayans, porselen yapımıyla ilgili olan
-
[isim]
Yüksek ısıda pişirilmiş topraktan yapılan vazo, çanak, çömlek vb. nesne
-
[sıfat]
Yüksek ısıda pişirilmiş toprak, fayans, porselen yapımıyla ilgili olan
- MAHRAMA
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Bazı bölgelerde kadınların sokağa çıkarken manto üstüne örtündükleri işlemeli geniş örtü, makrama
-
[isim]
Bazı bölgelerde kadınların sokağa çıkarken manto üstüne örtündükleri işlemeli geniş örtü, makrama
- KARAMUK
-
-
[isim]
Karanfilgillerden, ekin tarlalarında biten, yaprakları karşılıklı, çiçeği pembe mor renkte, zararlı bir bitki (Agrostemmagithago)
-
Vücutta kara renkli kabarcıklara sebep olan bir hastalık
-
Koyunlarda görülen bir tür hastalık
-
[isim]
Karanfilgillerden, ekin tarlalarında biten, yaprakları karşılıklı, çiçeği pembe mor renkte, zararlı bir bitki (Agrostemmagithago)