İçinde ram olan 7 harfli 43 kelime var. İçerisinde RAM bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ram olan kelimeler listesine ya da sonu ram ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ram Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
RAM
2 Harfli Kelimeler
AM, AR, MA, RA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- EPİGRAM
-
Kelime Kökeni: Fransızca épigramme
-
[isim, edebiyat]
Her türlü konuda yapılmış kısa manzume
-
[isim, edebiyat]
Her türlü konuda yapılmış kısa manzume
- YIPRAMA
-
-
[isim]
Yıpramak işi
-
[isim]
Yıpramak işi
- KIVRAMA
-
-
[isim]
Kıvramak işi
-
[isim]
Kıvramak işi
- BAYRAMİ
-
-
[isim]
Hacı Bayram Veli'nin tarikatına girmiş olan kimse
-
[isim]
Hacı Bayram Veli'nin tarikatına girmiş olan kimse
- RAMAZAN
-
Kelime Kökeni: Arapça ramażān
-
[isim]
Ay takviminin dokuzuncu ayı, üç ayların sonuncusu, oruç tutulan ay
- "Çocukluğunda, çoğu ramazan akşamları bu pencerenin önünde beklerdi iftar topunun ışığını."
-
[isim]
Ay takviminin dokuzuncu ayı, üç ayların sonuncusu, oruç tutulan ay
- VOLFRAM
-
Kelime Kökeni: Almanca Wolfram
-
[isim, kimya]
Atom numarası 74, atom ağırlığı 183,85, yoğunluğu 19,3 olan, sert, 3482 °C'de eriyebilen bir element; tungsten (simgesi W)
-
[isim, kimya]
Atom numarası 74, atom ağırlığı 183,85, yoğunluğu 19,3 olan, sert, 3482 °C'de eriyebilen bir element; tungsten (simgesi W)
- MAHRAMA
-
Kelime Kökeni: Arapça maḥreme
-
[isim]
Bazı bölgelerde kadınların sokağa çıkarken manto üstüne örtündükleri işlemeli geniş örtü; makrama
-
[isim]
Bazı bölgelerde kadınların sokağa çıkarken manto üstüne örtündükleri işlemeli geniş örtü; makrama
- KERAMET
-
Kelime Kökeni: Arapça kerāmet
-
[isim]
Ermiş kimselerin gösterdiklerine inanılan, doğaüstü, şaşkınlık uyandırıcı davranış veya durum
- "Babamın, mucize ve keramet kıssaları olarak bize anlattığı şeyler bu çeşit gülünç ve çocukça masallardı."
-
Olağanüstü durum
-
[isim]
Ermiş kimselerin gösterdiklerine inanılan, doğaüstü, şaşkınlık uyandırıcı davranış veya durum
- ABRAMAK
-
-
[-i, ağızlardan]
Fırtınalı havalarda gemiyi ustalıkla yönetmek
-
[mecaz]
Başarmak, bir işi becermek, bir işin üstesinden gelmek
-
[-i, ağızlardan]
Fırtınalı havalarda gemiyi ustalıkla yönetmek
- KARAMSI
-
-
[sıfat]
Rengi karayı andıran, karaya benzeyen, kara gibi
-
[sıfat]
Rengi karayı andıran, karaya benzeyen, kara gibi
- KAVRAMA
-
-
[isim]
Kavramak işi
- "Sanat eri çalışır, bir eser kor ortaya, onun güzel olduğuna inanır, o güzelliği herkesin anlamasını, kavramasını ister."
-
İki dikme arasındaki sağlamlığı ve dayanıklılığı artırmak için kullanılan yatay ahşap parça
-
Otomobilde motor ile vites kutusunu birbirine bağlayıp ayırma, motordan gelen hareketi sarsıntısız olarak öteki aktarma ögelerine iletme
-
[ağızlardan]
Küçük orak
-
[isim]
Kavramak işi
- PİRAMİT
-
Kelime Kökeni: Fransızca pyramide
-
[isim, matematik]
Tepeleri ortak bir noktada birleşen, tabanları da herhangi bir çokgenin birer kenarı olan birtakım üçgenlerden oluşmuş cisim; ehram
-
[spor]
Gösteri jimnastiklerinde, jimnastikçilerin, araçlı veya araçsız olarak birbirlerinin omuzlarında, dizlerinde oluşturdukları gösterişli ve düzenli biçimler
-
[tarih]
Mısır firavunlarının mezarı; ehram
-
[isim, matematik]
Tepeleri ortak bir noktada birleşen, tabanları da herhangi bir çokgenin birer kenarı olan birtakım üçgenlerden oluşmuş cisim; ehram
- ŞAKRAMA
-
-
[isim]
Bakınız şakıma
-
[isim]
Bakınız şakıma
- TRAMVAY
-
Kelime Kökeni: Fransızca tramway
-
[isim]
Şehirlerde yol üzerine döşenmiş özel raylarda hareket eden yolcu taşıtı
- "Şosede bir otomobil olmaktan geçtik, rayında bir tramvay gibi kendi başımıza hareket edebilsek o da yeterdi."
-
[isim]
Şehirlerde yol üzerine döşenmiş özel raylarda hareket eden yolcu taşıtı
- İHTİRAM
-
Kelime Kökeni: Arapça iḥtirām
-
[isim]
Bakınız saygı
-
[isim]
Bakınız saygı
- FIKRAMA
-
-
[isim]
Fıkramak işi; fışlama
-
[isim]
Fıkramak işi; fışlama
- ARAMİCE
-
-
[isim]
Sami dil ailesinin Batı lehçelerini içine alan ve MÖ 9. yüzyılda kullanılmaya başlanıp bugün bazı ağızları Anadolu’da Mardin, Kuzey Irak’ta Musul çevreleriyle İran’da Urmiye Gölü’nün doğu kıyılarında çok az kişi tarafından konuşulan yarı ölü bir dil; Aramca
-
[sıfat]
Bu dille yazılmış olan
-
[isim]
Sami dil ailesinin Batı lehçelerini içine alan ve MÖ 9. yüzyılda kullanılmaya başlanıp bugün bazı ağızları Anadolu’da Mardin, Kuzey Irak’ta Musul çevreleriyle İran’da Urmiye Gölü’nün doğu kıyılarında çok az kişi tarafından konuşulan yarı ölü bir dil; Aramca
- PROGRAM
-
Kelime Kökeni: Fransızca programme
-
[isim]
Belirli şartlara ve düzene göre yapılması öngörülen işlemlerin bütünü; izlence
- "Ne yapacaksa yapmadan kurar hatta programını yanındakilere de söylerdi."
-
Bakınız ders programı
- "Bugün ilk dersleri dokuzdaydı, onların ders programını kendi ders programım kadar ezbere biliyorum ben."
-
Tören, gösteri, gezi vb.nin öngörülen ayrıntılarını gösteren basılı kâğıt
-
Siyasi partinin, toplumsal örgütün veya hükûmetin açıkladığı ana ilkelerin tümü
-
Bakınız yayın
- "Benim çocukluk ve gençlik yıllarımda unutamadığım radyo programları onlardır."
-
Bilgisayara bir işlemi yaptırmak için yazılan komutlar dizisi
- "Bu tip hatalar, genelde bir kullanıcının programda işlev gerçekleştirecek olan bir bölüme gönderilecek olan bir veriyi yanlış girmesiyle oluşmaktadır."
-
[eğitim]
Yapılacak bir işin bölümlerini, bölümlerin sırasını ve zamanını gösteren tasarı; yetişek
-
[isim]
Belirli şartlara ve düzene göre yapılması öngörülen işlemlerin bütünü; izlence
- KARAMAK
-
-
[-i, ağızlardan]
Hor görmek
- "Merhametin çoktur beni karama / Beni görüp mah yüzünü bürüme"
-
Bakınız karalamak
-
[-i, ağızlardan]
Hor görmek
- SERAMİK
-
Kelime Kökeni: Fransızca céramique
-
[isim]
Yüksek ısıda pişirilmiş topraktan yapılan vazo, çanak, çömlek vb. nesne
- "Bugünkü tarih anlayışı hatta dünkü tarih anlayışıyla da pekâlâ bir seramik vazo veya madeni bir alet de yazılı metin parçası kadar önem arz edebilir."
-
[sıfat]
Yüksek ısıda pişirilmiş toprak, fayans, porselenden yapılan
-
[isim]
Yüksek ısıda pişirilmiş topraktan yapılan vazo, çanak, çömlek vb. nesne