İçinde kın olan 8 harfli 34 kelime var. İçerisinde KIN bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında kın olan kelimeler listesine ya da sonu kın ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- YAPYAKIN
-
-
[zarf]
Çok yakın
- "Birimizin erişilmez uzaklarda gördüğünü öbürümüz yapyakın görüyor."
-
[zarf]
Çok yakın
- ÇAPKINCA
-
-
[zarf]
Çapkına benzer bir biçimde
- "Bana azıcık çapkınca göründü, söyle yola gelsin."
-
[sıfat]
Çapkın bir biçimde olan
- "Etraflarında dilsiz dolaşan siyah uşaklarının hayranlığını bir gülümsemeyle, bir çapkınca bakışla taltif etmekte ne zarar var?"
-
[zarf]
Çapkına benzer bir biçimde
- SAKINGAN
-
-
[sıfat]
Bakınız ihtiyatlı
-
[sıfat]
Bakınız ihtiyatlı
- KALKINIŞ
-
-
[isim]
Kalkınmak işi
-
[isim]
Kalkınmak işi
- KINAKINA
-
Kelime Kökeni: İspanyolca quinaquina
-
[isim, bitki bilimi]
Kök boyasıgillerden, asıl yurdu Güney Amerika olan, Hindistan ve Endonezya'da da yetiştirilen, kabuğundan kinin çıkarılan bir ağaç (Cinchona)
-
Bu bitkiden yapılan içecek
- "Kınakına iştah açar."
-
[isim, bitki bilimi]
Kök boyasıgillerden, asıl yurdu Güney Amerika olan, Hindistan ve Endonezya'da da yetiştirilen, kabuğundan kinin çıkarılan bir ağaç (Cinchona)
- BAKINCAK
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız nişangâh
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız nişangâh
- HAKKINDA
-
-
[edat]
İlgili olarak; üzerine, için
- "Her iki eserde de bu suallerin cevapları hakkında uzun uzun tafsilat verilmektedir."
-
[edat]
İlgili olarak; üzerine, için
- KALKINMA
-
-
[isim]
Kalkınmak işi
- "Bu yazılarda Türkiye'nin kalkınması için ilim ve tekniğin lüzumuna sık sık işaret edilmiştir."
-
İyileşme, şifa bulma
- "Görünen, bir daha kalkınması artık pek zor."
-
[isim]
Kalkınmak işi
- KINDIRAÇ
-
-
[isim, ağızlardan]
Oluk veya yiv açmaya yarayan araç
-
[isim, ağızlardan]
Oluk veya yiv açmaya yarayan araç
- KIRKINTI
-
-
[isim]
Bakınız kırpıntı
-
[isim]
Bakınız kırpıntı
- AŞKINLIK
-
-
[isim]
Aşkın olma durumu
-
[isim]
Aşkın olma durumu
- KINANMAK
-
-
[nesnesiz]
Kınama işi yapılmak
-
[nesnesiz]
Kınama işi yapılmak
- SARKINTI
-
-
[isim]
Aşağı doğru uzanan, sarkan şey
- "Kayışı siyaha yakın koyu lacivertti. Gümüşten üç büyük sarkıntısı vardı."
-
Sataşma, takılma
-
[isim]
Aşağı doğru uzanan, sarkan şey
- KINLAMAK
-
-
[-i]
Bir şeye kın yapmak
-
Bir şeyi kınına geçirmek
-
[-i]
Bir şeye kın yapmak
- KIRKINCI
-
-
[sıfat]
Kırk sayısının sıra sıfatı, sırada otuz dokuzuncudan sonra gelen
-
[sıfat]
Kırk sayısının sıra sıfatı, sırada otuz dokuzuncudan sonra gelen
- BIKKINTI
-
-
[isim]
Bıkma duygusu
-
[isim]
Bıkma duygusu
- SAKINMAK
-
-
[-i, -den]
Herhangi bir korku veya düşünce ile bir şeyi yapmaktan uzak durmak; içtinap etmek
- "Bıçak kemiğe dayandı mı başkaldırır, canını sakınmaz, hakkını ister."
-
Olabileceği düşünülen kötülüklere karşı önlemler almak
-
Korumak, esirgemek, gözetmek
- "Kendini tramvay ve otomobil tehlikelerinden sakınarak yürüdü."
-
[-i, -den]
Herhangi bir korku veya düşünce ile bir şeyi yapmaktan uzak durmak; içtinap etmek
- BASKINCI
-
-
[isim]
Baskın yapan kimse
- "Baskıncılar bunları bir ahıra doldurup başlarına da birini dikmişler."
-
[isim]
Baskın yapan kimse
- BIÇKINCA
-
-
[zarf]
Bıçkına yaraşır bir biçimde
-
[zarf]
Bıçkına yaraşır bir biçimde
- YAKINLIK
-
-
[isim]
Yakın olma durumu; mukarenet
- "Ayrı ayrı anlıyorum da aralarında ne yakınlık var, çıkaramadım."
-
[mecaz]
Duygusal bağ veya akrabalık ilişkisi; ahbaplık, karabet, ünsiyet
-
[isim]
Yakın olma durumu; mukarenet