İçinde kın olan 6 harfli 26 kelime var. İçerisinde KIN bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında kın olan kelimeler listesine ya da sonu kın ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- IKINMA
-
-
[isim]
Ikınmak işi
-
[isim]
Ikınmak işi
- BATKIN
-
-
[sıfat, hukuk, ekonomi]
Batmış, çökmüş olan
-
Bakınız müflis
-
[sıfat, hukuk, ekonomi]
Batmış, çökmüş olan
- KINSIZ
-
-
[sıfat]
Kını olmayan
-
[sıfat]
Kını olmayan
- KINALI
-
-
[sıfat]
Kına ile boyanmış olan
- "Ayşen’i az daha bu kim diye soracaktı; zira gelen bir allı gelin, bir kınalı gelindi."
-
Kınanın renginde veya kızıl renkte olan
-
[isim]
Bakınız yapıncak (II)
-
[sıfat]
Kına ile boyanmış olan
- AKINCI
-
-
[isim, tarih]
Düşman ülkesine akın yapan savaşçı
- "Pencap vadilerine yerleşen akıncılar ana yurtlarını unutuverdiler."
-
[tarih]
Osmanlı ordusunda Akıncı Ocağına mensup savaşçı
- "Osmanlı akıncıları çeşitli bölgelerde bulunurlardı, her birinin bir akıncı kumandanı vardı."
-
[spor]
Bakınız ileri uç oyuncusu
-
[isim, tarih]
Düşman ülkesine akın yapan savaşçı
- SIKKIN
-
-
[sıfat]
Çok sıkılmış
-
Sıkıntılı, bungun
-
[sıfat]
Çok sıkılmış
- KINAMA
-
-
[isim]
Kınamak işi; melamet, muaheze, takbih, tayip
-
[isim]
Kınamak işi; melamet, muaheze, takbih, tayip
- ÇIKKIN
-
-
[sıfat]
Dışa doğru çıkmış olan
- "Şakakları sivri, çıkkın, yeşil gözlü, çizmeli, çilli yüzlü bir adamdı."
-
[sıfat]
Dışa doğru çıkmış olan
- KAÇKIN
-
-
[isim]
Bir yerden veya bir işten kaçmış kimse
- "Doktor kaçkını nice manyaklar içinde, narsist kompleksine müptela olanlar sandığınızdan çoktur."
-
İnsanlardan uzak duran, insan içine çıkmak istemeyen kimse
-
[isim]
Bir yerden veya bir işten kaçmış kimse
- IKINTI
-
-
[isim]
Ikınmak işi
- "Elbette ki sebep vücuda gelmeyince, netice, bütün ıkıntı ve sıkıntılara rağmen doğmayacaktı."
-
Ikınma sesi
-
[isim]
Ikınmak işi
- FIŞKIN
-
-
[isim]
Bir ağacın dibinden süren ince dal
-
Asma kütüğünde hereğin üst yanında biten dal
-
[isim]
Bir ağacın dibinden süren ince dal
- TAŞKIN
-
-
[sıfat]
Taşmış bir durumda olan
-
[isim]
Bakınız su baskını
-
[mecaz]
Bakınız aşırı
- "Bu yüz neşeli değil, taşkın denecek kadar mutlu idi."
-
[sıfat]
Taşmış bir durumda olan
- AKINTI
-
-
[isim]
Akmak işi
- "Musluğun akıntısı bir türlü kesilemedi."
-
Bir sıvının kesintisiz biçimde akması
- "Tükenmez kalemin yer yer akıntısı lekelemişti kâğıdı."
-
Bakınız akım
- "Bataklıklardan kurtulduktan sonra akıntıyı takip ederek bir köye giriyordum."
-
Suyun akmasını sağlayan eğim
- "Yan bölümlerin iki yöne akıntısı olurken çatının merkez bölümündeki akıntısı dört yöne sağlanmıştır…"
-
Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı
-
Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum
-
[tıp]
Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması; sızıntı
- "Ertesi sabah sol kulağımda ağrı ile beraber akıntı başladı."
-
[isim]
Akmak işi
- KAKINÇ
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız öfke
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız öfke
- ÇATKIN
-
-
[sıfat]
Bakınız çatık
- "Müftü bunu işitince çatkın bir çehre ile geldi."
-
[sıfat]
Bakınız çatık
- YATKIN
-
-
[sıfat]
Bir işte yeteneği, becerisi olan
- "Dolap çevirmeye, şantaj mesleğine ne kadar yatkın, ne kadar elverişli idi ise bu yeni konusunda da öyle olacağa benziyordu."
-
Bakınız yatık
-
Çok durmaktan sağlamlığını yitirmiş, çürük olan
- "Yatkın mal. Yatkın kumaş."
-
[mecaz]
Benimsemiş, alışmış, eğilimli olan
- "Yadırgamaya yatkındı ama görmüştü kızın oyununu."
-
[sıfat]
Bir işte yeteneği, becerisi olan
- YIKKIN
-
-
[sıfat]
Bakınız harap
- "Hepiniz en düşkün, en yıkkın zamanlarınızda beni düşünüp diriliyorsunuz."
-
[sıfat]
Bakınız harap
- BASKIN
-
-
[isim]
Suç işlendiği veya suçluların bulunduğu sanılan bir yere ansızın girme
-
Kısa süreli, beklenmedik saldırı
- "Bu dört kişi güç bela baskından kurtulup bana sığınmış."
-
Su basması
-
Ansızın veya habersiz çıkagelme
-
[sıfat]
Benzerleri arasında güç ve önem bakımından başta gelen; başat, hâkim, dominant
- "Belli bir şey ki bu genç ikisinden de baskın, çekemiyorlar."
-
[sıfat]
Ansızın veya habersiz yapılan
- "... matematik öğretmeni baskın bir sözlü yapacak olsa tahtaya ilk kaldırılan, öğrenciler arasında grip salgını başlasa ilk hastalanan hep Nihat olurdu."
-
[isim]
Suç işlendiği veya suçluların bulunduğu sanılan bir yere ansızın girme
- KINNAP
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳinneb
-
[isim]
İnce sicim
- "Onları arkadan kınnapla bağlamıştı."
-
[isim]
İnce sicim
- ÇAPKIN
-
-
[sıfat]
Geçici aşklar ve ilişkiler peşinde koşan (kimse); gönül avcısı, hovarda
- "Sen onun karşısına çapkın bir adam gibi çıktın."
-
Cinsellik hatırlatan
- "Bunlar, herhangi bir caz havasına uyar gibi omuz, gerdan kırar, kalça sallar ve mantolarını çapkın bir eda ile şöylece omuzlarının üstüne atıverirler."
-
Yaramaz, şakacı, haylaz
- "İyidir, hoştur ... ille velakin birazcık delişmendir, birazcık çapkındır."
-
[ünlem]
Okşayıcı bir seslenme sözü
- "Kostüm yeni, potinler yeni, gömlek yeni. Güveyi mi giriyorsun çapkın?"
-
[sıfat]
Geçici aşklar ve ilişkiler peşinde koşan (kimse); gönül avcısı, hovarda