İçinde kant olan 39 kelime var. İçerisinde KANT bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında kant olan kelimeler listesine ya da Sonu kant ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
KANTARONGİLLER
KIZILKANTARON
LOKANTACILIK, MAVİKANTARON, MERKANTİLİST, MERKANTİLİZM
ÇALKANTISIZ, KANTARCILIK, KANTARLAMAK, KANTİNCİLİK
ÇALKANTILI, KANTARLAMA, KANTİTATİF, KANTOCULUK
KANTARİYE, KANTARLIK, KANTÇILIK, KANTİYANE, LOKANTACI, LOKANTALI
ÇALKANTI, KANTARCI, KANTARLI, KANTARMA, KANTARON, KANTİNCİ, KANTONİT, YAKANTOP
KANTİTE, KANTOCU, LOKANTA
KANTAR, KANTAT, KANTÇI, KANTİN, KANTON, SEKANT
KANTO
KANT
A K N T Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
4 Harfli Kelimeler
KANT, TANK
3 Harfli Kelimeler
ANT, KAN, KAT, TAK, TAN
2 Harfli Kelimeler
AK, AN, AT, TA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KANTARONGİLLER
- ...
- KIZILKANTARON
-
-
[isim]
Kızılkantarongillerin örnek bitkisi olan, 10-50 cm yükseklikte, kırmızı çiçekli, karşılıklı yapraklı, sap ve yaprakları hekimlikte kullanılan, iki yıllık otsu bir bitki (Eryhraea centaurium)
-
[isim]
Kızılkantarongillerin örnek bitkisi olan, 10-50 cm yükseklikte, kırmızı çiçekli, karşılıklı yapraklı, sap ve yaprakları hekimlikte kullanılan, iki yıllık otsu bir bitki (Eryhraea centaurium)
- MAVİKANTARON
-
-
[isim]
Birleşikgillerden, baharda buğday tarlalarında mor renkli çiçekler açan bir bitki, belemir, peygamber çiçeği, acımık (Centaurea cyanus)
-
[isim]
Birleşikgillerden, baharda buğday tarlalarında mor renkli çiçekler açan bir bitki, belemir, peygamber çiçeği, acımık (Centaurea cyanus)
- MERKANTİLİST
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Merkantilizm yanlısı olan kimse
-
[isim]
Merkantilizm yanlısı olan kimse
- MERKANTİLİZM
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Ülkenin refahını sahip olduğu altın, gümüş vb. değerli madenlere bağlayan, ülkedeki değerli maden yataklarının işletilmesine önem veren ve ihracatı artırıp ithalatı azaltmaya çalışan iktisat öğretisi
-
[isim]
Ülkenin refahını sahip olduğu altın, gümüş vb. değerli madenlere bağlayan, ülkedeki değerli maden yataklarının işletilmesine önem veren ve ihracatı artırıp ithalatı azaltmaya çalışan iktisat öğretisi
- LOKANTACILIK
-
-
[isim]
Lokanta işletme işi
-
[isim]
Lokanta işletme işi
- ÇALKANTISIZ
-
-
[sıfat]
Çalkantısı olmayan
- "Çalkantısız deniz."
-
[sıfat]
Çalkantısı olmayan
- KANTİNCİLİK
-
-
[isim]
Kantin işletme işi
-
[isim]
Kantin işletme işi
- KANTARLAMAK
-
-
[-i]
Kantarla ağırlığını ölçmek
-
Düşünüp taşınmak
-
Birini denemek, sınamak
-
[-i]
Kantarla ağırlığını ölçmek
- KANTARCILIK
-
-
[isim]
Kantarcının yaptığı iş
-
[isim]
Kantarcının yaptığı iş
- KANTİTATİF
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[sıfat]
Nicel
-
[sıfat]
Nicel
- KANTARLAMA
-
-
[isim]
Kantarlamak işi
-
[isim]
Kantarlamak işi
- ÇALKANTILI
-
-
[sıfat]
Çalkantısı olan
- "Gece yıldızsız, deniz hafif çalkantılı idi." (Haldun Taner)
-
Düzensiz, karmakarışık
- "Oldukça çalkantılı günler geçirdi, isteklerinin çoğunu gerçekleştirecek zaman bulamadı." (Tomris Uyar)
-
[sıfat]
Çalkantısı olan
- KANTOCULUK
-
-
[isim]
Kantocunun yaptığı iş
- "Kantoculuk üzerine tartışmayı bal gibi önlemişti." (Tarık Buğra)
-
[isim]
Kantocunun yaptığı iş
- KANTARLIK
-
-
[sıfat]
Kantar ölçüsünde olan
- "İki kantarlık odun."
-
[sıfat]
Kantar ölçüsünde olan
- KANTARİYE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Çarşıya, pazara getirilen şeylerden alınan tartı vergisi
-
[isim]
Çarşıya, pazara getirilen şeylerden alınan tartı vergisi
- KANTÇILIK
- ...
- LOKANTACI
-
-
[isim]
Lokanta işleten kimse
- "Lokantacı parmağını ağzına götürdü." (Refik Halit Karay)
-
[isim]
Lokanta işleten kimse
- KANTİYANE
-
Kelime Kökeni : Latince
-
[isim]
Kızılkantarongillerden, hekimlikte iştah açıcı olarak kullanılan bir tür bitki (Gentiana)
-
[isim]
Kızılkantarongillerden, hekimlikte iştah açıcı olarak kullanılan bir tür bitki (Gentiana)
- LOKANTALI
-
-
[sıfat]
Lokantası olan
- "Yemekten sonra lokantalı vagondan birer de kahve getirttiler." (Memduh Şevket Esendal)
-
[sıfat]
Lokantası olan